Bu ülkeyi yine ulu yapmak için ileri görüşlü bir öndere ihtiyacımız var.We need a forward-looking leader to make this country great again.
Ben ileri görüşlüyüm.I'm farsighted.
Ayrıca Stuhlbarg'ın karakterini "film tarihinin en ileri görüşlü ebeveyni" olarak tanımladı.He found Stuhlbarg's character "the most forward-thinking parent in movie history".
İleri görüşlü?"Trouble ahead?
Keith Stanfield, Darius, Alfred'in ileri görüşlü sağ kolu.Lakeith Stanfield as Darius Epps, Alfred’s eccentric right-hand man and visionary.
Liderlerin, barışı sağlama ve korumada becerikli, kararlı ve ileri görüşlü olmsına ihtiyaç var.Leadership needs to be capable, determined and visionary in its commitment to peace.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.By the '70s, forward-thinking people began to recognize the value of local ingredients.
Bu yüzden ileri görüşlü insanlara ihtiyacınız var.This is why you need people with long-term vision.
İnsanları ileri görüşlü yapamak inanılmaz derecede zordur.Well, it's notoriously difficult to get people to be farsighted.
Kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u anımsa. Becerikli idiler, ileri görüşlü idiler.Remember Our votaries Abraham, Isaac and Jacob, men of power and insight.
İleri görüşlü bazı Karadağlılar Sırp vatandaşlığına başvurmaya karar verdiler.Looking ahead, some Montenegrins have decided to apply for Serbian citizenship.
1958'de, Moss'un ileri görüşlü tavrı yarış dünyasında dalgalanmalar yarattı.In 1958, Moss's forward-thinking attitude made waves in the racing world.
İleri görüşlü?Leur optique ?
Keith Stanfield, Darius, Alfred'in ileri görüşlü sağ kolu.Lakeith Stanfield es Darius Epps, mejor amigo y mano derecha de Alfred.
Keşmekeşten düzen yaratmak onların doğasının, ileri görüşlülüklerinin bir parçasıydı.Observar los astros todavía forma parte de su religiosidad.
Nureddin ileri görüşlü bir liderdi, adımlarını daima geleceği düşünerek atardı.Их предводительница со страхом смотрела в будущее.
İleri görüşlü?Все для фронта?
Hatta yeni olduğu için ileri görüşlü buluşunu tekrarlamayı denemeleri bile yıllar almıştır.Известно, что в течение длительного времени она пыталась заново найти работу.
Nureddin ileri görüşlü bir liderdi, adımlarını daima geleceği düşünerek atardı.Sonhadora, quimérica, sempre tentando adivinhar o futuro.
Keith Stanfield, Darius, Alfred'in ileri görüşlü sağ kolu.Keith Stanfield als Darius, Alfreds beste vriend.
Nureddin ileri görüşlü bir liderdi, adımlarını daima geleceği düşünerek atardı.Ο ίδιος παρέμενε ανήσυχος και δημιουργικός, σκεπτόμενος διαρκώς το μέλλον.
İleri görüşlü?前編 入る?
Ayrıca Stuhlbarg'ın karakterini "film tarihinin en ileri görüşlü ebeveyni" olarak tanımladı.他還稱讚斯图巴的角色是「影史上思想最前衛的父母」。
Keith Stanfield, Darius, Alfred'in ileri görüşlü sağ kolu.Лейкит Станфийлд като Дариус Епс, дясната ръка на Алфред и визионер.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.70년대에,앞선 생각을 가진 사람들이 지역에서 나온 재료의 가치를 알아보기 시작했습니다.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.70-luvulle mentäessä paikallisten ainesten arvo alettiin ymmärtää.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.A 1970-es évek felé, az haladóan gondolkozó emberek kezdték felismerni a helyi összetevők értékét.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Cho đến những năm 70, những người cấp tiến bắt đầu nhận ra giá trị của nguồn nguyên liệu địa phương.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Dans les années 70, des avant-gardistes ont commencé à reconnaître la valeur des ingrédients locaux.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Do 70. let si pokrokově smýšlející lidé začali uvědomovat hodnotu místních potravin.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.En los años 70, gente de mente previsora empezó a reconocer el valor de los ingredientes locales.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.In anii '70, oameni cu viziune au inceput sa recunoasca valoarea ingredientelor locale.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Negli anni '70, le persone più lungimiranti iniziavano a riconoscere il valore degli ingredienti locali.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Tegen de jaren '70 begonnen vooruitstrevende mensen de waarde van lokale ingrediënten te zien.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.V sedemdesiatych rokoch progresívni ľudia začali rozpoznávať hodnotu miestnych surovín.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.W latach siedemdziesiątych postępowi ludzie zaczęli zdawać sobie sprawę z wartości lokalnych składników.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Τη δεκαετία του '70, κάποιοι οραματιστές άρχιζαν να αναγνωρίζουν την αξία των τοπικών συστατικών.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.К 70 годам продвинутые люди начали понимать ценность местных продуктов.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.Около 70-те, прогресивно мислещите хора започнаха да признават стойността на местните съставки.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.כשהגיעו שנות ה-70, אנשים עם מעוף התחילו להכיר בערכם של מצרכים מקומיים.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.لكن في السبعينات، بدأ التقدميون بإدراك قيمة المكونات المحلية.
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.七十年代,思想先進嘅人 開始意識到本地食材嘅價值
'70ler de, ileri görüşlü insanlar yerel malzemelerin değerini anlamaya başladılar.地元産食品の価値に気づき始めた 庭を造ったり、オーガニック食品に興味が沸いたり
Ayrıca, bu hayırseverler daha ileri görüşlü olabiliyor ve bu araştırmaların değerini anlayabiliyorlar.E in più questa gente è spesso più lungimirante e visionaria e capace quindi di capire il valore di tutto ciò.
Ayrıca, bu hayırseverler daha ileri görüşlü olabiliyor ve bu araştırmaların değerini anlayabiliyorlar.И обикновено тези хора са много по-широко скроени и осъзнават стойността на този проект.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir.Dat "Ik, Wij" lijkt ongelofelijk vooruitziend, totaal belangrijk.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir."Eu, Noi" pare incredibil de profetic cu adevărat important.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir."Io, Noi" sembra una profezia incredibile assolutamente importante.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir."자신, 우리"는 놀라울 만큼 앞서고 중요한 듯 합니다.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir.la déclaration "Moi, Nous" semble incroyablement prophétique absolument primordiale.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir.Owe "Ja, My" wydaje się niesamowicie prorocze, istotne.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir."Yo, Nosotros" parece increíblemente anticipatorio, totalmente importante.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir.Το "Εγώ, Εμείς" φαίνεται εντελώς προεπιστημονικό, ιδιαιτέρως σημαντικό.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir."Аз, Ние" изглежда невероятно далновидно и изключително важно.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir.ה"אני, אנחנו" נראה לגמרי רואה את הנולד לחלוטין חשוב.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir.يبدو أن "أنا ، ونحن" بشكل لا يصدق تماماً مهم في المستقبل.
"Ben, Biz" son derece ileri görüşlü tam anlamıyla önemli bir şiir.現代社会に対する 重大な予言でした 私の目標を達成するために
Bu yüzden ileri görüşlü insanlara ihtiyacınız var.Daarom heb je mensen met een lange termijn visie nodig.
Bu yüzden ileri görüşlü insanlara ihtiyacınız var.Das ist der Grund, warum Sie Leute mit einer langfristigen Vision brauchen.
Bu yüzden ileri görüşlü insanlara ihtiyacınız var.Detta är varför du behöver människor som ser långsiktigt.