ile ile cümle
ile kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ben Berlin'de bir Alman aile ile yaşayarak bir hafta geçirdim.I spent a week in Berlin living with a German family.
O, çocukların eğitimi ile ilgili sorular sorar.She asks questions about the education of children.
Üçüncü nesil Japon iletişim yöntemleri W-CDMA ve CDMA2000'dır.The third generation Japanese communication methods are W-CDMA and CDMA2000.
Sen hiç ceketini bir sigara ile yaktın mı?Have you ever burnt your coat with a cigarette?
Sen hiç balta ile ağaç kestin mi?Have you ever cut a tree with an ax?
Sen hiç bir saç kurutma makinesi ile saçını kuruttun mu?Have you ever dried your hair with a hairdrier?
Hiç hardal ile biberi karıştırdın mı?Have you ever mixed chilli with mustard?
Seç hiç sırtını Japonya'da yapılmış bir sırt kaşıyıcı ile kaşıdın mı?Have you ever scratched your back with a backscratcher made in Japan?
Sen hiç DHL ile mektup gönderdin mi?Have you ever sent a letter through DHL?
Tom Marie ile ilişkiyi bitirdi.Tom broke up with Marie.
Ben sinekleri kitabım ile ezemem.I cannot squash flies with my book.
Sen hiç bir çatal ile kahveni karıştırdın mı?Have you ever stirred your coffee with a fork?
Sen hiç Mike Tyson ile fotoğraf çektin mi?Have you ever taken a picture with Mike Tyson?
Sen hiç onun söylediği ile ilgili bir şey anladın mı?Have you ever understood something of what he says?
Eski kuşlar saman ile yakalanmış değil.Old birds are not caught with chaff.
Eğer gelirse, ona selamlarımı ilet.If he comes, give him my regards.
Tüm çocuklarını anne sütü ile beslediğin doğru mu?Is it true that you breast-fed all your children?
Annene selamlarımı ilet!Give my regards to your mother!
Bir inek kuyruğu ile sinekleri kovar.A cow chases away flies with its tail.
Tatoeba ile benimle harcadığından daha fazla zaman harcamayı tercih edersin.Why do you spend most of your spare time with Tatoeba?
Kitle iletişim araçlarına asla inanma.Never believe the mass media.
Kitle iletişim araçlarına asla güvenme.Never trust the mass media.
Kız arkadaşım ile mutluyum.I am happy with my girlfriend.
Hâlâ onun resmi ile ne yapıyorsun?What are you still doing with her picture?
Almanya'da Jasmin ile tanıştın mı?Did you meet Jasmin in Germany?
Jasmin ile Almanya'da mı tanıştın?Did you meet Jasmin in Germany?
Onların işi duvarları sıva ile örtmektir.Their job is to coat the walls with plaster.
New York müzeleri ile gurur duymaktadır.New York is proud of its museums.
Aileleri ile ilgili asla bir şey söylemiyorlar.They never say anything about their family.
O, Maya kehanetleri ile ilgileniyor.He's interested in Mayan prophecies.
O eski Maya kehanetleri ile ilgileniyor.She's interested in ancient Mayan prophecies.
Gerçek Güneş'ten daha parlaktır, ama bir mum ile aranır.Truth is brighter than the Sun, but it is sought with a candle.
Tom ve Mary çok çalışma ile para kazandı.Tom and Mary made money through hard work.
O çok çalışma ile zengin oldu.He became rich through hard work.
O oğlu ile zaman geçirmek istiyor.She wants to spend time with her son.
Biz ilerleme gösteriyoruz.We are making progress.
O ilerleme kaydediyor.He's making progress.
O ilerleme gösteriyor.She's making progress.
O, bu gürültü ile bizi rahatsız ediyor.He annoys us with this noise.
Bazen otobüsle, bazen araba ile gideriz.Sometimes we go by bus, and sometimes by car.
Biz metro ile işe gideriz.We go to work by subway.
O, tekne ile seyahat etti.He traveled by boat.
Berlin'den İstanbul'a uçak ile geldiler.They took an airplane from Berlin to Istanbul.
Dikkatli ilerleyin.Proceed with caution.
Tom Mary'yi kendisi ile nasıl çıkarttı.How did Tom ever get Mary to go out with him?
Niçin babası ile ilgili çok konuşuyor merak ediyorum.I wonder why he talks a lot about his father.
Tom Mary'nin John ile çıktığını umursamıyormuş gibi davrandı.Tom pretended that he didn't care that Mary was going out with John.
Tom, Mary'nin John ile dışarı çıkması kendisine sorun olmamış numarası yaptı.Tom pretended that it didn't matter to him that Mary was going out with John.
O annesi ile İbranice konuşuyor ve babasıyla Lehçe konuşuyor.She speaks Hebrew with her mother and Polish with her father.
Tom özel bisikleti ile çok gurur duyuyor.Tom is very proud of his custom bike.
O özel motosikleti ile çok gurur duyuyor.He's very proud of his custom motorcycle.
Tom, Beatles ile takıldığını söylüyor.Tom says that he used to hang out with the Beatles.
Tom ile kal.Stay with Tom.
Ailesi ile zaman geçirmeyen bir erkek gerçek bir erkek olamaz.A man who doesn't spend time with his family cannot be a real man.
Tom'un ebeveynleri onun okul gecelerinde Mary ile dışarı çıkmasına izin vermeyecek.Tom's parents won't let him go out with Mary on school nights.
Tom çiftçinin kızı ile evlenmek istemiyordu.Tom didn't want to marry the farmer's daughter.
Bir arkadaşım bunu bir maske ile yaptı.A friend of mine made it with a mask.
Sadece Mary ile tanıştığımda yaptıklarımı yap. Ona güzel olduğunu söyle.Just do what I did when I met Mary. Tell her she's beautiful.
Abraham, Lucy için Joseph ile kavga etti.Abraham got into a fight with Joseph because of Lucy.
Tom yanında Mary ile birlikte caddede aşağıya doğru yürüyordu.Tom was walking down the street with Mary at his side.