il ile cümle
il kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Resim bir iğne ile tutturuldu.The picture was held on by a pin.
Ben başkanın varlığı ile son derece onur duyuyorum.I am highly honored by the presence of the president.
Biz oraya bir araba yardımı ile gidebiliriz.We can go there with the help of a car.
Araba ile oraya ulaşmak benim bir buçuk saatimi aldı.It took me an hour and a half to get there by car.
Araba ile sadece otuz dakika sürer.It only takes thirty minutes by car.
Ben araba ile sahile gittim.I've been to the seaside by car.
O, Kyoto'ya araba ile gitti.He went to Kyoto by car.
Araba ile gidelim.Let's go by car.
Birçok kişi arabalarla ilgilenir fakat arabalar benim için bir şey ifade etmiyor.Lots of people are interested in cars, but they're really nothing to me.
Arabamla ilgili bir sorunum var.I have a problem with my car.
Araba kazaları ile ilgili mevcut yasa değişiklikler gerektirir.The existing law concerning car accidents requires amending.
Araba ile ilgili yanlış bir şey var mıydı?Was there anything wrong with the car?
Arabanı ilerlet, lütfen.Move your car, please.
Gençler ve yaşlılar arasında bir iletişim eksikliği vardır.There is a lack of communication between the young and the old.
Başmühendis, asistanı ile el ele araştırma yaptı.The chief engineer did research hand in hand with his assistant.
Ellerim boya ile lekelendi.My hands are stained with paint.
Onunla ilgili yapılacak bir şey yok.There's nothing to be done about it.
Bir mektubu kurşun kalem ile yazmamalısın.You must not write a letter with a pencil.
Yazılı olarak yapmanız gereken tek şey onu açık ve ilginç tutmaktır.All you have to do in writing is to keep it clear and interesting.
İlk adım olarak bunu yapalım.Let's do this as a first step.
El falıyla ilgileniyorum.I am interested in palm reading.
Ne kadar ilginç sihir gösterileri olursa olsun, onları o kadar çok sevmiyorum.No matter how interesting magic shows may be, I don't like them so much.
Kovulma korkusundan kimse işvereni ile çelişmeye cüret edemez.No one dares to contradict his employer for fear of being fired.
Büyü, ilkel toplumda önemli bir rol oynar.Magic plays an important part in primitive society.
Arz ve talep arasında yakın ilişki vardır.There is close relationship between supply and demand.
Din ve siyasetle ilgili tartışmadan kaçınsan iyi olur.You'd better avoid discussion of religion and politics.
Towada Gölü güzelliği ile ünlüdür.Lake Towada is famous for its beauty.
İlkbahar yakında geliyor.Spring is coming soon.
İlkbaharı mı yoksa sonbaharı mı seversin?Do you like spring or autumn?
İlkbahar geldiği zaman günler gün be gün uzar.When spring comes, the days get longer day by day.
Hangisini daha çok seviyorsun, ilkbaharı mı, sonbaharı mı?Which do you like better, spring or autumn?
Hangisini tercih edersiniz, İlkbaharı mı yoksa Sonbaharı mı?Which do you prefer, spring or autumn?
Bu ilkbahar onları görmek için sabırsızlanıyorum.I look forward to seeing them this spring.
İlkbaharda herkes erken kalkar.In spring, everyone wakes up early.
İlkbaharda her yer güzel görünüyor.Everywhere looks beautiful in the spring.
Her İlkbaharda nehir burada taşar.Every spring the river floods here.
İlkbahar geldiğinde onlar tarlaları kazarlar ve tohumları ekerler.When spring comes, they dig up the fields and plant seeds.
İlkbaharda her şey parlak görünür.In spring everything looks bright.
İlkbaharda günler uzar.In spring the days get longer.
Bazı çiçekler ilkbaharda ve diğerleri sonbaharda açarlar.Some flowers bloom in spring and others in autumn.
İlkbaharı Yaz izler.Spring is followed by summer.
İlkbahar Lucy'nin en çok sevdiği mevsim.Spring is the season that Lucy likes best.
İlkbahar Kyoto'yu ziyaret etmek için en iyi mevsim.Spring is the best season to visit Kyoto.
Kış ve Yaz arasında İlkbahar gelir.Spring comes between winter and summer.
Kıştan sonra İlkbahar gelir.Spring comes after winter.
Ofisimde ilgilenmem gereken önemli işlerim var.I have important business to take care of in my office.
İlk defa duren yedim.I ate durian for the first time.
Tam 6 yıl önce Yeni Zelanda'yı ilk defa ziyaret ettim.It was just 6 years ago that I visited New Zealand for the first time.
İlk siparişiniz% 5 oranında özel indirime tabidir.Your initial order is subject to a special discount of 5%.
Bu sizin ilk ziyaretiniz mi?Is this your first visit here?
İlk kölelik yasağı on dokuzuncu yüzyılın ortasındaydı.The first prohibition of slavery was in the mid-nineteenth century.
Bu senin Japonya'ya ilk ziyaretin mi?Is this your first visit to Japan?
Bu, Japonya'ya ilk ziyaretiniz mi?Is this your first visit to Japan?
Betty ile ilk tanıştığımda gergindim.The first time I met Betty, I was nervous.
Onlar ilk kez yurt dışına bir seyahate gitti.They went on a trip abroad for the first time.
Seni ilk gördüğümde kız kardeşinle karıştırdım.I mistook you for your sister when I first saw you.
Samanyolu'nu ilk gördüğüm geceyi hatırlıyorum.I remember the night when I first saw the Milky Way.
Japonya'yı ilk ne zaman ziyaret ettiniz?When did you first come over to Japan?
İlk başta onunla konuşmak için kendimi biraz fazla utangaç hissettim.At first I felt a bit too shy to speak to her.
İlk adım en zor olanıdır.The first step is the hardest.