Aşırı içki içmek, iktidarsızlık nedenlerinden biridir.Excessive drinking is one of the causes of impotence.
Benim kocam iktidarsız. Ne yapmalıyım?My husband is impotent. What should I do?
Kocam iktidarsızsa ne yapmalıyım?What should I do if my husband is impotent?
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.I was wandering, mad with rage, naked, impotent.
Bu yüzden, iktidarsız olmam normal değil mi? Kıllı bir karım var.Isn't it obvious I'd become impotent with a furry wife?
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Making a police officer impotent is an obstruction of his duties.
Başka bir versiyonda, Inyan Maka'yı yarattığında, iktidarsızlığı nedeniyle onunla alay etti.In another version, when Inyan created Maka, she taunted him for his impotence.
Mutsuz bir kadın kocasının iktidarsızlığını kadıya şikayet ediyor (18. yüzyıl Osmanlı minyatürü )An unhappy wife complains to the kadı about her husband's impotence (18th century Ottoman miniature)
Empotans (iktidarsızlık) : Ereksiyon olamama ya da ereksiyonların ani şekilde kesilmesi.له كتب، منها: «التأسيس في مساوي الدنيا ومهاوي إبليس».
İmparatorluk ise iktidarsızlığının bilincinde olarak ayinler düzenlemekten öteye geçemez.Během rituálu však ztrácejí schopnost být neviditelní.
Kadınlar onun iktidarsızlığıyla alay ediyor, özellikle bu öfkeyle kadın kurbanlarını öldürüyordu.Ettől gyilkos dühbe jött, különösen ha a nők gúnyolódtak vele emiatt.
Filmin konusu, Bir adam evlendiği gün trafik kazası geçirir ve iktidarsız olur.已結婚,並且剛生一個小孩,因拍攝當日遇上車禍,於是無法前來。
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Aku berkelana, gila karena marah, telanjang, impoten.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Am fost rătăcitori, nebun de furie, goi, impotent.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Andaba yo, loco de ira, desnudo, impotente.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Bol som putovanie, šialený zlosťou, nahý, bezmocný.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Byl jsem putování, šílený vztekem, nahý, bezmocný.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Eu estava vagando, louco de raiva, nu, impotente.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Ich war wandern, rasend vor Wut, nackt, impotent.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Ik was zwerven, gek van woede, naakt, machteloos.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.I wędrował, oszalały z wściekłości, nagi, bezsilny.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Jag var vandring, galen av ilska, naken, maktlös.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Je me promenais, fou de rage, nu, impuissant.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.나는 알몸, 분노와 화가가 발기 불능, 방황했다.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Olin vaeltava, hulluksi raivosta, alasti, voimaton.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Sem bil tava Mad od jeze, goli, impotenten.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Stavo vagando, pazzo di rabbia, nudi, impotenti.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Tôi đã lang thang, điên lên vì giận dữ, khỏa thân, bất lực.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Voltam vándorlás őrült dühében, meztelen, tehetetlen.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Ήμουν περιπλάνηση, τρελός με οργή, γυμνή, ανίκανη.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Бях скитащи, луд от ярост, голи, импотентен.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Я блукав, збожеволівши від люті, голий, імпотент.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.Я бродил, обезумев от ярости, голый, импотент.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.كنت التجول ، مع الغضب جنون ، عاريا ، عاجزا عن العمل.
Ben, çıplak, öfkeden çılgına iktidarsız dolaşıyordum.私は殺されている可能性があります。そして私はあなたを見た - "
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Einen Polizisten impotent zu machen, ist Behinderung seiner Dienstpflicht.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Rendre un policier impuissant, c'est une entrave à son travail.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Sã faci dintr-un ofiþer de poliþie un impotent e o obstrucþionare a obligaþiilor acestuia.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Zrobienie impotenta z policjanta jest zakłócaniem jego służby.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Το να κάνεις έναν αστυνομικό ανίσχυρο είναι παρεμπόδιση των καθηκόντων του.
Bu yüzden, iktidarsız olmam normal değil mi? Kıllı bir karım var.C'est normal que je sois devenu impuissant, n'est-ce pas ?
Bu yüzden, iktidarsız olmam normal değil mi? Kıllı bir karım var.Czy to nie oczywiste, że zostałem impotentem z futrzastą żoną?
Bu yüzden, iktidarsız olmam normal değil mi? Kıllı bir karım var.Ist es denn verwunderlich, dass ich impotent geworden bin bei einer behaarten Frau?
Bu yüzden, iktidarsız olmam normal değil mi? Kıllı bir karım var.Nu e evident cã am devenit impotent având o nevastã "îmblãnitã"?
Bu yüzden, iktidarsız olmam normal değil mi? Kıllı bir karım var. Yakında mahkemeden haber gelir.Δεν είναι φανερό οτι θα γινόμουν ανίσχυρος με μία τριχωτή γυναίκα; θα έχου νέα απο το δικαστήριο σύντομα.
Erkekler ise çok alışveriş yaptıklarında iktidarsız olabiliyorlar.남성에 대해서는, 쇼핑이 발기부전을 일으킬 수 있습니다
Erkekler ise çok alışveriş yaptıklarında iktidarsız olabiliyorlar.אבל לגברים, קניות יכולות לגרום לאימפוטנציה.
Erkekler ise çok alışveriş yaptıklarında iktidarsız olabiliyorlar.وبالنسبة للذكور قيل أن التسوق يسبب ضعف الإرادة فى كل شيئ.
Erkekler ise çok alışveriş yaptıklarında iktidarsız olabiliyorlar.こんな話の背後の科学を
Öyleyse şunu soralım, söz konusu birileri mutsuz, hasta ya da iktidarsız olduğunda nasıl oluyor?Evident, ne întrebăm ce se întâmplă când acea persoană e într-o pasă proastă, sau e bolnavă, sau impotentă.
Öyleyse şunu soralım, söz konusu birileri mutsuz, hasta ya da iktidarsız olduğunda nasıl oluyor?그리고 만약 그렇게 되면 우리는 상대방에 대해 걱정해야합니다. 기분이 안 좋으면 어쩌지.
Öyleyse şunu soralım, söz konusu birileri mutsuz, hasta ya da iktidarsız olduğunda nasıl oluyor?И потом мы спрашиваем себя, что будет, если у мужчины плохое настроение, или он болен, или импотент.
Öyleyse şunu soralım, söz konusu birileri mutsuz, hasta ya da iktidarsız olduğunda nasıl oluyor?وهنا بالطبع علينا أن نتساءل ماذا يحدث حين يكون الآخر في مزاج سيئ،
Öyleyse şunu soralım, söz konusu birileri mutsuz, hasta ya da iktidarsız olduğunda nasıl oluyor?その人の機嫌が悪い時 どうなるか その人の機嫌が悪い時 どうなるか また病気の時