Ana içeriğe geç
Sözlük

ikisiyle ile cümle

ikisiyle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
"Çayını sütle mi yoksa şekerle mi içersin?" - "Hayır, ikisiyle de değil.""Do you drink your tea with milk or sugar?"- "No, I don't have it with either."
Sami, kurbanların ikisiyle bağlantılıydı.Sami was linked to two of the victims.
Eğer isterlerse kafeste ikisiyle birden başa çıkabilirim."If they want, I'll take them both at once in the cage."
Yapraklar veya çiçekler veya her ikisiyle de birleşir.They spin together leaves or flowers.
Winton OLds'u sadece saniyenin onda ikisiyle geçer.He beats Danny Watts by more than two seconds.
Doktor, daha sonra ikisiyle vedalaşır.Later, they say goodbye to each other.
Bu şuan lider olmakla alakalı değil, ikisiyle alakalı, çoğul yani.Now it's not about the leader anymore; it's about them, plural.
Bu durumda yapmak istediği şey ikisiyle de anlaşmak istiyor.He has no hard evidence.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.However, two-thirds of the way there was a barrier.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.But over the course of a normal person's career, you'd only see one or two of these instances.
Gelin. Bu ikisiyle altýya tamamlayýn ama ţimdilik beţ iyidir. Kendi aranýzda sýralanýn.Mas lhe lembrarei... ...que algumas opiniões são incompatíveis com certas roupas.
Ertesi gün Yahya yine öğrencilerinden ikisiyle birlikteydi.Again, the next day, John was standing with two of his disciples,
Doktor, daha sonra ikisiyle vedalaşır.Così i due si danno un ultimo addio.
Doktor, daha sonra ikisiyle vedalaşır.Он прощается с обеими.
Eğer isterlerse kafeste ikisiyle birden başa çıkabilirim."إذا أرادوا ، فسوف آخذهم معاً في القفص".
Her grup diğer gruplardan ikisiyle ilişkilidir.Var och en innefattar något av de andra tre.
Eğer isterlerse kafeste ikisiyle birden başa çıkabilirim."Vy sami byste se měli té věci oběma rukama chytit."
Eğer isterlerse kafeste ikisiyle birden başa çıkabilirim."Ha akarják, egy nap akár mindkettőjükkel megküzdök a ketrecben."
Doktor, daha sonra ikisiyle vedalaşır.S ezzel elbúcsúzik a két férfi.
Bunlardan son ikisiyle bilim insanları sayısız deneyler yapmıştır.Összekapcsolódva a két személyzet közös tudományos kísérleteket végzett.
Mecnun ikisi arasında gidip gelir ancak ikisiyle de mutlu olamaz.Μολονότι βρίσκεται ανάμεσα σε δύο, δεν μπορεί να ευτυχίσει με καμία από τις δύο.
Eğer isterlerse kafeste ikisiyle birden başa çıkabilirim."Jika mereka mau, saya akan menghadapi mereka berdua sekaligus di ring. "
Doktor, daha sonra ikisiyle vedalaşır.Nhưng cả hai lại tạm biệt.
Mecnun ikisi arasında gidip gelir ancak ikisiyle de mutlu olamaz.(一定能成功滅蜀,但兩人都不能回來。
Doktor, daha sonra ikisiyle vedalaşır.לבסוף, עליהם להיפרד ושניהם בוכים בכי מר.
Her grup diğer gruplardan ikisiyle ilişkilidir.Mõlemad mehed olid tihedalt seotud mitmete grupi liikmetega.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.Ale w ciągu kariery normalnej osoby, zauważyłoby się jeden lub dwa takie przypadki.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.De egy átlagos ember karrierje folyamán egy vagy két ilyen esetet ha lát.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.Doch beim üblichen Karriereverlauf sehen Sie vielleicht nur ein oder zwei von solchen Sachen.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.În decursul unei cariere normale, vezi 2-3 astfel de evenimente.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.하지만 보통 사람의 직장생활에서는 이런 일들이 한두번에 그칠 겁니다.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.Mais une personne normale ne verrait qu'un ou deux exemples dans sa carrière.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.Ma nella carriera di una persona normale, di solito ti capita di vedere uno o due casi del genere.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.Mas ao longo de uma carreira comum, você vê apenas um ou dois desses casos
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.Namun selama perjalanan karir yang normal, Anda hanya dapat melihat satu atau dua instansi seperti ini.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.Στη διάρκεια μιας κανονικής καριέρας όμως, θα αντιμετώπιζες μια ή δύο τέτοιες περιπτώσεις.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.ولكن على مدى الحياة المهنية لشخص عادي، سيرى فقط واحدة أو اثنتين من هذه الحالات.
Ama normal bir insan kariyeri boyunca bu tip olaylardan ancak bir ikisiyle karşılaşabilir.すべての情報が分かり それらを頻繁に目にすることがあれば
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.그런데 삼분의이가되는 지점에 장벽이 있었습니다.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Maar op twee-derde van de zaal stond een barrière.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Mégis, a terem kétharmada környékén egy válaszfal volt.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Namun, ada penghalang pada sepertiga bagian panggung di belakang.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Nur dass eine Barriere den Raum hier nach zwei Drittel teilte.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Sin embargo, a dos tercios del camino había una barrera.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Şi totuşi la două treimi din sală se ridica o barieră.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Toutefois, au niveau des deux tiers de ce public il y avait une barrière.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Tuttavia, a due/terzi della sala qui c'era una barriera.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Ve dvou třetinách však bylo hrazení.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Vendar je prostor delila pregrada.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Με τη διαφορά ότι μεταξύ των δυο τρίτων του χώρου υπήρχε εμπόδιο.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Обаче, на две трети от него е имало бариера.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.Однако на две трети в этом направлении была перегородка.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.עם-זאת, אחרי שני-שליש מהחדר היה מחסום.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.ولكن، على بعد ثلثي المسافة كان هناك حاجز.
Ancak, dinleyicilerin üçte ikisiyle kalanları arasında bir perde varmış.こちら側に男性がいて
Bu durumda yapmak istediği şey ikisiyle de anlaşmak istiyor.Ele não tem qualquer prova concreta.
Bu durumda yapmak istediği şey ikisiyle de anlaşmak istiyor.אז מה שהוא רצה, זה לנסות להשיג עסקה עם כל אחד מהבחורים האלה, כדי שיהיה להם תמריץ
Bu durumda yapmak istediği şey ikisiyle de anlaşmak istiyor.فالذي حاول فعله هو أن يحصل على اتفاقية مع كلاً من المتهمين، حتى يكون لديهما حافز
Bu şuan lider olmakla alakalı değil, ikisiyle alakalı, çoğul yani.Agora ele chama os amigos.
Bu şuan lider olmakla alakalı değil, ikisiyle alakalı, çoğul yani.Así que ahora ya no se trata del líder sino de ellos, en plural.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod