Tom ve Mary'nin ikisinin de yarın ayrılmak zorunda olduğunuı biliyorum.I know Tom and Mary both have to leave tomorrow.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de Boston'da evleri olduğunu biliyorum.I know Tom and Mary both have houses in Boston.
Tom ve Mary'nin ikisinin de zaten Boston'tan ayrıldığını biliyorum.I know Tom and Mary have both already left Boston.
Hem Tom hem de Mary'nin ikisinin de öldüğünü duydum.I heard that Tom and Mary have both died.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de okuldan ayrıldıklarını duyuyorum.I hear that Tom and Mary have both dropped out of school.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de ekim ayında emekli olmayı planladıklarını duyuyorum.I hear that Tom and Mary are both planning to retire in October.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de yarın orada olması gerekiyor.Tom and Mary both need to be there tomorrow.
Tom ve John'un her ikisinin de sakalları var.Tom and John both have beards.
Tom ve Mary'nin ikisinin de hâlâ bekar olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom and Mary were both still single.
Tom ve Mary'nin ikisinin de evli olmadığını biliyorum.I know that Tom and Mary are both unmarried.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de hasta olduğundan şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary have both been sick.
Tom ve Mary'nin ikisinin de bunu yapmayı kabul ettiğinden şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary have both agreed to do that.
Tom ve Mary'nin ikisinin de yarın ayrılmaları gerektiğinden şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary both have to leave tomorrow.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de tutuklandığından şüpheleniyorum.I suspect that Tom and Mary have both been arrested.
Tom ve Mary'nin ikisinin de bunu yaptığından şüpheliyim.I suspect Tom and Mary have both done that.
Tom ve Mary'nin ikisinin de evlenmemiş olmasından şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary are both unmarried.
Tom ve Mary'nin ikisinin de emekli olduğundan şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary are both retired.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de bekar olduklarından şüpheleniyorum.I suspect that Tom and Mary are both single.
Tom ve Mary'nin ikisinin yalnız olduklarından şüpheleniyorum.I suspect Tom and Mary are both lonely.
Tom ve Mary'nin ikisinin de oraya gitmek istediğinden emin değilim.I'm not sure Tom and Mary both want to go there.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de bunu yapması gerektiğinin farkında değildim.I didn't realize that Tom and Mary both had to do that.
Büyükbabalarının her ikisinin de tesisatçı olduğunu duydum.I heard that both of your grandfathers were plumbers.
Tom, Mary'nin fikirlerinin her ikisinin de iyi olduğunu düşünüyordu.Tom thought both of Mary's ideas were good.
1988'den beri ikisinin de başkentlerinde elçilikler var.Since 1988 both have embassies in each other's capitals.
Martina, ikisinin de imparatoriçesi ve annesi olarak onurlandırılacaktı.Martina was to be honoured as empress and mother of both of them.
Elektronik cihazlar France tarafından geliştirildi ve ikisinin de anteni Almanya’da yapıldı.The electronics were developed by France and both antennas were constructed in Germany.
Her ikisinin müzik videoları da ekim ayının sonlarında yayımlandı.The music videos for both were released in late October.
Çoğu devindirici yüksek hız, yüksek kuvvet için ya da ikisinin uzlaşımı için yapılır.Most current actuators are built for high speed, high force, or a compromise between the two.
Netenyahu ve Levy işbirliği yapamadı ve ikisinin arasındaki rekabet sonraları daha da şiddetlendi.Netanyahu and Levy did not cooperate and the rivalry between the two only intensified afterwards.
Sonraları ikisinin de aynı gezegen olduğunu fark ettiler.They eventually came to recognize that both objects were the same planet.
Priscus, ikisinin en kıdemlisi olarak genel komutayı da aldı.Priscus, as the more senior of the two, also held overall command.
Claire yanlarına gelir ve Man in Black, ikisinin konuşması için oradan ayrılır.Claire interrupts, and The Man in Black leaves the two to catch up with each other.
Görevler gizlilik içerisinde, çarpışarak veya her ikisinin kombinasyonuyla tamamlanabilmektedir.Missions can be completed through stealth, combat, or a combination of both.
Ya da bu ikisinin kombinasyonudur.Or combination of both.
Pilchardania ve Poldavia ülkelerinin ikisinin de bahsi Mavi Lotus'ta geçer.Pilchardania and Poldavia are both mentioned in The Blue Lotus.
İkisinin de işlevi aynıdır.Both function the same.
Her ikisinin de aileleri Litvanya'dan göç ettiler.Both of her parent's families had emigrated from Lithuania.
Başka araştırmacılar ise her ikisinin de benzer derecede önemli olduğunu düşünmektedir.Others believe both are likely important.
İkisinin de yaşı ilerlemişti.They both lived into old age.
Buna rağmen ikisinin romantik ilişkisi bitmiştir.The two eventually ended their romantic relationship.
Onondaga ya da Mohawk halklarından birinin ya da ikisinin birden lideridir.He was a leader of the Onondaga people, the Mohawk people, or both.
Sun, Charles'a ikisinin de amacının Benjamin Linus'u öldürmek olduğunu söyler.Sun informs him that their only shared interest is in killing Benjamin Linus.
İkisi birlikte sudan çıkmakta zorlanırlar ve ikisinin imdadına Daniel yetişir.They both come to an agreement to keep Daniel in control.
Bir hisse senedi simgesi, harfleri, sayıları ya da her ikisinin bir kombinasyonunu içerebilir.A stock symbol may consist of letters, numbers or a combination of both.
Kadı da recmedilmelerine hükmetti ve evin bu ikisinin uzerine yıkılmasına karar verdi.However, Doumanian turned him down, so he decided to leave with the rest of the cast.
İkisinin genel merkezleri Podgorica'da bulunmaktadır.Its headquarters are in Podgorica.
İkisinin de bir anda en az bir kız arkadaşı olur.Together, they have at least one daughter.
İkisinin arasındaki ovaya Yüreğir ovası denir.Heart-warming is the word for both of them.
Böylelikle her ikisinin de mazeretleri olacak ve şüpheli duruma düşmeyeceklerdir.Neither of them has an alibi and are both equally suspect.
Kuran'da ikisinin de tek bir nefisten yaratıldığı belirtilir.The two say goodbye to each other by reciting a verse from the Quran.
"Röportaj: "İkisinin arasındaki gri bir bölgedeyiz"".There is a broad grey area between the two divisions.
İkisinin de anlamı başkadır.Both have the same meaning.
Bunlardan ikisinin tabanında göl vardır.On that escarpment they found the two lakes.
Her ikisinin de evrimlerinin Tip II süpernova patlamasıyla son bulacağı düşünülmektedir.In all likelihood, it will end its life as a Type II supernova.
Dolayısıyla ikisinin uyumunu sağlama gereksinimi yoktu.No one should disturb him during his sleep.
Her ikisinin de karbon zincirinin ortasında çift bağ vardır.They both have a double bond located midway along the carbon chain.
İkisinin adı birlikte anılır.The title refers to both of them.
Sanatçı burada ikisinin arasında neler olduğunu anlatmıştır.He asks her what happened between the two of them.
Ama ikisinin de itiraz hakkı yoktur.Both cannot be right.
İkili ayrılır ve ikisinin de peşine düşer.They tie, then kidnap the two.