Ana içeriğe geç
Sözlük

ikimizi ile cümle

ikimizi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
39
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Seninle işbirliği yapmam ikimizin de çıkarınaydı.Era nell'interesse di entrambi, così ho lavorato con voi.
Seninle işbirliği yapmam ikimizin de çıkarınaydı.Era para o interesse de ambos, por isso, trabalhámos em conjunto.
Seninle işbirliği yapmam ikimizin de çıkarınaydı.Los dos teníamos un interés en esto, por eso trabajé contigo.
Seninle işbirliği yapmam ikimizin de çıkarınaydı.Tein yhteistyötä, koska se hyödytti meitä kaikkia.
Seninle işbirliği yapmam ikimizin de çıkarınaydı.To był nasz wspólny interes, więc działałem z wami.
Seninle işbirliği yapmam ikimizin de çıkarınaydı.Μας συνέφερε και τους δύο, οπότε συνεργαστήκαμε.
Seninle işbirliği yapmam ikimizin de çıkarınaydı.Это было в наших общих интересах, и я стал работать с вами.
- Şey... şaraptandır herhalde. - İkimizin yemeğe çıktığını bilse üzülür mü?Dat kwam vast door de wijn.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Finalmente encontrei a Myung Sung, a melhor amiga com quem brincava todos os dias depois da escola.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.I Myung Sung, naciskana przeze mnie i przez tłumaczkę, podała nam adres na obrzeżach Seulu.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.저와 통역에게서 약간의 압박감을 느낀 명성이는 서울 외곽에 있는 주소를 알려 주었습니다.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Myung Soeng gaf ons, onder enige druk van mij en de tolk, een adres in een buitenwijk van Seoul.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Myung Sung, dưới sức ép từ tôi và người phiên dịch, cho chúng tôi một địa chỉ ở ngoại ô Seoul.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Myung Sung gab uns dann, nachdem wir ihr Druck machten, eine Adresse von außerhalb Seouls.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Y bajo presión mía y de la traductora, Myung Sung nos dio una dirección en las afueras de Seúl.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Η Μιούν Σουν, μετά από πίεση από εμένα και τη μεταφράστρια μας έδωσε μια διεύθυνση έξω από τη Σεούλ.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.И Мьян Сан под нашим с переводчицей давлением дала адрес в пригороде Сеула.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Под малко повече натиск от моя страна и на преводача, Мунг Сунг ни даде адрес в покрайнините на Сеул.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.ומיונג-סונג, אחרי קצת לחץ ממני ומצד המתורגמנית, נתנה לנו כתובת מחוץ לסיאול.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.و أعطتنا ميونج سونج، تحت بعض الضغط مني و من المترجمة، عنوانا خارج سيول.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.ソウル郊外の住所を教えてくれました その住所に行き ドアを叩くと
Unutmadan çarpı bir bölü ikimizi de ekleyelim.그래서 좌변 항들을 이렇게 정리할 수 있구요
Unutmadan çarpı bir bölü ikimizi de ekleyelim.Така че, целият този израз до сега се опростява до това тук. Нека копирам.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.E dopo aver comprato le scarpe, il commesso ci disse che potevamo portare a casa entrambi un palloncino.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Khi mua xong giầy, người bán hàng nói chúng tôi mỗi người có thể lấy một trái bóng bay.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Kiedy już płaciliśmy, sprzedawca chciał nam dać po balonie.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.신발을 다 사고, 점원이 우리에게 집에 가져갈 풍선을 하나씩 고르라고 했습니다.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Miután megvettük a cipőinket, az eladó azt mondta, hogy mindketten kaphatunk egy lufit.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Mon frère voulait un ballon rouge et moi un ballon rose.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Na konci nákupu topánok, obchodník povedal, že každý z nás si môže domov zobrať balón.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Și după ce am terminat cumpărăturile vânzătorul ne-a spus că putem alege câte un balon să-l luăm acasă.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Toen ik ongeveer zes was, ging ik met mijn moeder en broer naar een schoenenwinkel.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Y, tras comprar, el vendedor nos dijo que podíamos llevarnos un globo.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Zum Ende unseres Einkaufs sagte der Schuhverkäufer, dass wir uns jeweils einen Luftballon aussuchen dürften.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Αφού τελειώσαμε τα ψώνια μας, ο πωλητής μας είπε ότι μπορούσαμε να πάρουμε ο καθένας από ένα μπαλόνι.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Коли ми вже купили взуття, продавець сказав, що ми з братом можемо обрати собі повітряну кульку.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.ואחרי שקנינו נעליים, הזבן אמר שאנו יכולים לקבל בלונים.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.وفي نهاية شرائنا لأحذيتنا، قال لنا البائع أنه يمكننا أخذ بالونات معنا إلى المنزل.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.お店の人が風船をくれると言いました 弟は赤い風船を 私はピンクの風船を希望しました
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod