Ana içeriğe geç
Sözlük

ikimiz ile cümle

ikimiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Şu an evde sadece ikimiz varız.Мы в доме совсем одни.
Şu an evde sadece ikimiz varız.Ние сме единствените в тази къща в момента.
Şu an evde sadece ikimiz varız...הבית עכשיו ריק רק בשביל שנינו
Şu an evde sadece ikimiz varız.نحن الوحيدون في هذا البيت في الوقت الحالي
Şu an evde sadece ikimiz varız.スンジョ どうしたのよ?
Şu merdivenlerden aşagı indiğinde, bir an için sadece ikimiz vardık,그녀가 계단을 내려왔을 때, 저와 딸만의 순간이었고
Şu merdivenlerden aşagı indiğinde, bir an için sadece ikimiz vardık,וכשהיא ירדה למטה במדרגות האלה, וזה היה רק היא ואני לרגע,
Şu merdivenlerden aşagı indiğinde, bir an için sadece ikimiz vardık,وعندما نزلت تلك الخطوات ، وكنت أنا وهى فقط فى تلك اللحظة ،
Şu merdivenlerden aşagı indiğinde, bir an için sadece ikimiz vardık,一瞬私と彼女だけになった時に、 彼女が母親に向かって「パパにも出席してもらいたかった。」と
Tamam Al, ben bugün de ikimize yetecek kadar yerim.De acuerdo, hoy también comeré por los dos.
Tamam Al, ben bugün de ikimize yetecek kadar yerim.Jag får äta för oss båda idag, Al.
Tamam Al, ben bugün de ikimize yetecek kadar yerim.Jeg må spise for os begge i dag, Al.
Tamam Al, ben bugün de ikimize yetecek kadar yerim.Minä syön meidän molempien edestä.
Tamam Al, ben bugün de ikimize yetecek kadar yerim.Muito bem, Al, comerei o suficiente por ambos, hoje.
Tamam Al, ben bugün de ikimize yetecek kadar yerim.Okay, Al, anche oggi mangerò per entrambi.
Tamam Al, ben bugün de ikimize yetecek kadar yerim.Zjem dziś za nas obu.
Tamam Al, ben bugün de ikimize yetecek kadar yerim.Θα φάω εγώ και για τους δυο μας.
Tamam Al, ben bugün de ikimize yetecek kadar yerim.Ладно, Ал, я и сегодня поем за нас обоих.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.자 이것이 학생이고, 이것이 나예요. 이제 이 4개의 동전을 우리 둘이 나누려고합니다.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.Deci acesta eşti tu, acesta sunt eu şi urmează să împărţim aceste patru monede între noi doi.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.Donc, à droite, c'est toi et à gauche, c'est moi, et nous allons diviser ces 4 pièces entre nous 2.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.Dus dit ben jij en dit ben ik, en we gaan de 4 munten onderling verdelen.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.Quindi questo sei tu, questo sono io, e vogliamo dividere queste quattro monete tra noi due.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.Så det är du, det är jag, och vi ska dela upp dessa kronorna mellan oss två.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.Så det her er dig, og det her er mig, og vi skal dele de 4 25-ører mellem os.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.So das bist du und das bin ich, und wir wollen nun diese vier Münzen zwischen uns aufteilen.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.Szóval ez vagy te, ez meg én, és el fogjuk osztani ezt a négy negyeddollárost kettőnk között.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.Takže to ste vy, to som ja, a ideme rozdeliť tieto štyri Štvrťdoláre medzi nás dvoch.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.Εντάξει, αυτός είσαι εσύ και αυτός είμαι εγώ, και θα διαιρέσουμε τα τέσσερα κέρματα μεταξύ μας.
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.אז הנה אתה והנה אני ואנחנו הולכים לחלק את 4 המטבעות הללו בין שנינו
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.الان هذا انت ,و هذا انا و الان سنقوم بتقسيم 4 ارباع بيننا نحن الاثنين
Tamam şu sensin, bu da benim ve bu 4 bozuk parayı ikimiz bölüşeceğiz.これらの4つのクオーターを2人で分けるところです. 注意してください,4つのクオーターがあります.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Finalmente encontrei a Myung Sung, a melhor amiga com quem brincava todos os dias depois da escola.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.I Myung Sung, naciskana przeze mnie i przez tłumaczkę, podała nam adres na obrzeżach Seulu.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.저와 통역에게서 약간의 압박감을 느낀 명성이는 서울 외곽에 있는 주소를 알려 주었습니다.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Myung Soeng gaf ons, onder enige druk van mij en de tolk, een adres in een buitenwijk van Seoul.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Myung Sung, dưới sức ép từ tôi và người phiên dịch, cho chúng tôi một địa chỉ ở ngoại ô Seoul.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Myung Sung gab uns dann, nachdem wir ihr Druck machten, eine Adresse von außerhalb Seouls.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Y bajo presión mía y de la traductora, Myung Sung nos dio una dirección en las afueras de Seúl.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Η Μιούν Σουν, μετά από πίεση από εμένα και τη μεταφράστρια μας έδωσε μια διεύθυνση έξω από τη Σεούλ.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.И Мьян Сан под нашим с переводчицей давлением дала адрес в пригороде Сеула.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.Под малко повече натиск от моя страна и на преводача, Мунг Сунг ни даде адрес в покрайнините на Сеул.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.ומיונג-סונג, אחרי קצת לחץ ממני ומצד המתורגמנית, נתנה לנו כתובת מחוץ לסיאול.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.و أعطتنا ميونج سونج، تحت بعض الضغط مني و من المترجمة، عنوانا خارج سيول.
Tercümanla ikimizin baskısı sonunda nihayet bize Seul dışında bir yerin adresini verdi.ソウル郊外の住所を教えてくれました その住所に行き ドアを叩くと
Unutmadan çarpı bir bölü ikimizi de ekleyelim.그래서 좌변 항들을 이렇게 정리할 수 있구요
Unutmadan çarpı bir bölü ikimizi de ekleyelim.Така че, целият този израз до сега се опростява до това тук. Нека копирам.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.E dopo aver comprato le scarpe, il commesso ci disse che potevamo portare a casa entrambi un palloncino.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Khi mua xong giầy, người bán hàng nói chúng tôi mỗi người có thể lấy một trái bóng bay.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Kiedy już płaciliśmy, sprzedawca chciał nam dać po balonie.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.신발을 다 사고, 점원이 우리에게 집에 가져갈 풍선을 하나씩 고르라고 했습니다.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Miután megvettük a cipőinket, az eladó azt mondta, hogy mindketten kaphatunk egy lufit.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Mon frère voulait un ballon rouge et moi un ballon rose.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Na konci nákupu topánok, obchodník povedal, že každý z nás si môže domov zobrať balón.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Și după ce am terminat cumpărăturile vânzătorul ne-a spus că putem alege câte un balon să-l luăm acasă.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Toen ik ongeveer zes was, ging ik met mijn moeder en broer naar een schoenenwinkel.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Y, tras comprar, el vendedor nos dijo que podíamos llevarnos un globo.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Zum Ende unseres Einkaufs sagte der Schuhverkäufer, dass wir uns jeweils einen Luftballon aussuchen dürften.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Αφού τελειώσαμε τα ψώνια μας, ο πωλητής μας είπε ότι μπορούσαμε να πάρουμε ο καθένας από ένα μπαλόνι.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Коли ми вже купили взуття, продавець сказав, що ми з братом можемо обрати собі повітряну кульку.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod