İmparatorun ikametgâhı olan Yasak Şehir de bu yıldızın yeryüzündeki yansımasıydı.A Cidade Proibida, como residência do Imperador terreno, era seu correspondente na Terra.
Palácio da Alvorada (Türkçe: Şafağın Söktüğü Saray), Brezilya Devlet Başkanlarının resmi ikâmetgâhıdır.O Palácio da Alvorada é a residência oficial do Presidente do Brasil.
Hırvat vatandaşları ayrıca Kanada'ya da 6 ay ikamet süreli vizesiz seyahat edebilme hakkınada sahiptiler.No Canadá, podem existir problemas com seguradoras ao deixar casas vazias por mais de quatro dias.
Genellikle, sadece bölgede ikamet eden seçmenlerin oradaki bir seçimde oy kullanmasına izin verilir.Isso é para evitar os eleitores de votar em mais de um distrito.
Riga Katedrali (Letonca: Rīgas Doms), Riga'da bulunan ve Riga Başpiskoposunun ikametgâhı olan katedral.A Catedral de Riga (em letão: Rīgas doms) é a catedral protestante, em Riga, Letônia.
Çocukluğu süresince ABD'nin farklı eyaletlerinde ikamet etmiş ve çeşitli okullara devam etmiştir.Ela passou sua infância entre o Reino Unido e os Estados Unidos, cursando 18 escolas diferentes.
Azeriler (31%), Lezgiler (%32) ve Tabasaran (%5) ikamet etmektedirler.São registradas porcentagens inferiores entre os saras (38%) e os tubus (2%).
1927 - Türkiye ile Almanya arasında Ticaret ve İkamet antlaşmaları imzalandı.1976 - Acordos da Guarda - entre Portugal e Espanha.
Çitt, Williamsburg, Brooklyn'de ikamet etmektedir.Atualmente Lafferty reside em Williamsburg, Brooklyn.
Günümüzde Beverly Hills, Kaliforniya'da ikamet etmektedirler.Atualmente, os três vivem em Beverly Hills, na California.
Kışın ise sadece birkaç aile ikamet etmektedir.Durante o inverno só algumas árvores são decíduas.
Bunlar, İkarus'un yararsız çabasına göndermedir.E tudo isso graças a ajuda não proposital de Iago.
Sana söyledim ve sena bana itaat eden askerlerim hakkında ikazlar verdim.Ik heb u verteld en gewaarschuwd over mijn soldaten die mij gehoorzamen.
İkaz ediyorum.Beveel aan.
Halen Slovenya'da ikamet etmektedir.Hij belandt zo in Slovenië.
İkametgaha dayalı son nüfus sayımında nüfus 1009 olarak belirlenmiştir.Bij de volkstelling in 2000 werd het aantal inwoners vastgesteld op 1009.
15 Mayıs 392'de Valentinianus Galya'da Vienne'deki ikamet yerinde kendini asmış bir şekilde bulundu.Op 15 mei 392 vond men de opgehangen Valentinianus II in zijn paleis in Vienne.
Bradbury Towers'ın üstünden düşen İkarus, Piece of Mind parçası Flight of Icarus'a atıftır.Boven de Bradbury Towers valt Icarus uit de lucht, net zoals op de hoes van de single The Flight of Icarus.
Şu an ikamet eden (daimi) olarak altı hane vardır.Daar eindigde hij toen als zesde (één plaats hoger dan Lüske).
Rus İmparatorluğu döneminde çarlarının yazlık ikametgâhıydı.Het was de zomerresidentie van de Russische tsarenfamilie.
Şu an Birleşik Krallık'ta ikâmet etmektedir.Ze bevindt zich nu in ballingschap in het Verenigd Koninkrijk.
2005 yılından itibaren İngiltere'de ikamet etmektedir.In het najaar van 2005 toerde hij door Engeland.
Onu kendi bakireler grubundan uzak durması için ikaz eder.Zijn moeder probeert hem vergeefs weg te houden van de bende.
Viyana Başpiskoposu Christoph Schönborn'nun ikametgâhıdır.De huidige aartsbisschop is kardinaal Christoph Schönborn.
Çift Surrey'deki Bagshot Park'ta ikâmet ediyor.Het ging in een landhuis te Bagshot Park in Surrey wonen.
Yol kenarları ticari kuruluşlar ve ikâmetgâhlarla çevrili idi.De Nupe hadden zowel handelsrelaties als conflicten met omringende staten.
55'te, Agrippina saraydan çıkartılarak İmparatorluk ikametgâhında oturmaya mecbur edildi.In 55 werd Agrippina door Nero uit het paleis verjaagd.
Norma’nın ikamet yeri.Dit is Lisa’s level.
2001'den beri Hollanda'da ikamet etmekte ve çalışmaktadır.Sinds 2010 zingt en schrijft hij in het Nederlands.
1993 yılından beri piskoposluk ikametgâhına sahiptir.Het geregistreerd partnerschap voor homostellen bestond al sinds 1993.
Whitehall Sarayı 1530 yılından 1689 yılına kadar İngiltere Kralları'nın ikâmetgâhı olan saraydır.Het Palace of Whitehall was van 1530 tot 1698 de voornaamste Londense residentie van de Engelse koningen.
Brueghel İkarus öyküsünü tamamıyla kendi çağına taşımıştır.Diego Gelmírez schrijft hier zelf vrij onomwonden over in zijn Historia Compostellana.
Sonraki dönemlerde ülke devlet başkanlarının da resmî ikametgâhı olarak hizmet verdi.Tijdens zijn periode als minister bezuinigde het kabinet op de salarissen van ambtenaren.
Katar'da ikamet ediyorum.Ik woon in Qatar.
Serravalle'de ikamet etmektedir ve San Marino Merkez Bankası'nın eski bir görevlisidir.Mieszka w Serravalle i jest byłym urzędnikiem Banku Centralnego San Marino.
Münih’te, Torino’da ikamet etti, Heine, Schelling’le tanıştı.Mieszkał w Monachium, Turynie, utrzymywał znajomość z Heinem, Schellingiem.
Kışın ise sadece birkaç aile ikamet etmektedir.Zimowe stada tworzy kilka rodzin.
Bunun üzerine, İkşidler emirinin ikazına rağmen, Tüzün ile görüşmeye geçti.Kiedy oddział osiągnął cel, na polanie – opodal ogniska – zobaczyli Piłsudskiego.
Pianosa'da sürekli ikamet yoktur.W Carcassonne nie ma klasycznej planszy.
Halen Slovenya'da ikamet etmektedir.Skapitulowała w Słowenii.
Bu nedenle Turandot da bu uğraşa katılmaması gerektigini Prens'e ikaz eder.Ferrardo niepokoi się tym, że książę tak długo nie wraca.
2001'den beri Hollanda'da ikamet etmekte ve çalışmaktadır.Od 1996 roku mieszka i pracuje w Holandii.
Ayrıca kale paşa ikametgahı olarak da hizmet verdi.Kat biecki obsługiwał także okoliczne miasta.
Bu yüzden bir süre Kiluphari’de ikâmet etti.Skoncentrowała się wówczas na skoku w dal.
Günümüzde Beverly Hills, Kaliforniya'da ikamet etmektedirler.Obecnie jest developerem w Beverly Hills w Kalifornii.
Fakat Riccardo bu ikaza umursamaz.Ryszard nie interesuje się nią wcale.
2005 yılından itibaren İngiltere'de ikamet etmektedir.Od listopada 2005 dostępny jest na terenie całej Wielkiej Brytanii.
Bunlardan başka humbaracı, cebeci ve topçu bölüklerinden bir kısmı da eyalette ikamet ederlerdi.Po napełnieniu i potrząśnięciu pozostawały na nich tylko odpowiednio duże kawałki.
Kişi, sürekli kalmak niyetiyle bir yerde oturur, buna ikametgâh denir.Mającą wymiar czasu stałą τ {\displaystyle \tau } nazywa się czasem relaksacji.
İhtiyaç duyulan iş gücünün ikamesi için Afrika'dan siyah köleler getirildi.Do pracy na nich sprowadzano niewolników z zachodniej Afryki.
2011'den beri Malezya'da ikamet eden 792 İsviçre vatandaşı bulunuyor.W 2011 roku w Młynkowie mieszkały 174 osoby.
Bu gelenek devam etse de Buckingham Sarayı hükümdarlığın resmi ikametgahı sayılabilir.Z tej okazji w pałacu Buckingham miało zostać wykonane zdjęcie rodziny królewskiej.
La Fortaleza (The Fortress), Porto Riko Valisinin mevcut resmî ikametgâhıdır.La Fortaleza, (Fästningen) är Puerto Ricos guvernörs officiella residens.
300 yıldan daha fazla Changdaokgung kraliyet ikametgâh yeriydi.Under mer än 300 år var Changdeokgung platsen för det kungliga hovet.
Şu anda Kaliforniya'daki Venice Plajı'nda ikamet etmektedir.Han bor för närvarande på Venice Beach, Kalifornien.
Çift Surrey'deki Bagshot Park'ta ikâmet ediyor.Familjen bor på det kungliga residenset Bagshot Park i Surrey.
Tokyo İmparatorluk Sarayı (Japonca: 皇居, Kōkyo), Japonya İmparatoru'nun Tokyo'da bulunan resmî ikametgâhıdır.Kejsarpalatset i Tokyo (皇居 Kōkyo) är residenset för Kejsaren av Japan.
Halen Slovenya'da ikamet etmektedir.Val hålls i Slovenien.
Melbourne'de ikamet etmektedir.Trafikstockning i Melbourne.
1920 yılında kale Romanya Krallığı'nın resmi ikametgâhı oldu.På 1920-talet bodde den rumänska kungafamiljen på slottet.