Mary ihtiyatsız bir genç kadındır.Mary is an imprudent young woman.
Bir kez daha ha, amma ihtiyatsızlık!"Then they Got Worse a Truth is Stranger".
Askeri analist Aleksander Radiç bunun "biraz ihtiyatsızlık" olduğunu söyledi.Military analyst Aleksander Radic says it is "a bit rash".
Zaferden emin olan haçlılar ihtiyatsız bir halde olup içki ve eğlenceye dalmışlardı.Die daheimgebliebenen Angehörigen der Pilger zogen ihnen entgegen und brachten Speis und Trank mit.
Bir kez daha ha, amma ihtiyatsızlık!"Nay đã thua bại, sao lại đuổi nữa?".
Bir kez daha ha, amma ihtiyatsızlık!"吁,可不畏哉,可不怀哉!」。