Bu görüş ihtilaflıdır.This idea is controversial.
Özellikle, konferansın açıklanan amacı ihtilaflı öğretileri tartışmak değildi.Notably, the stated purpose of the conference was not to debate controversial doctrines.
Almanya'da gazete standlarında satılması tamamen yasal. Ya da daha ihtilaflı bir durum,And more controversially, recently,
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Some of the reasons for this are not really very controversial.
Ve ülkede türbandan daha ihtilaflı pek az konu var.And few issues are more contentious than the headscarf.
Makedonya'nın adı, Üsküp ile Atina arasındaki en ihtilaflı mesele.Macedonia's name is the most contentious issue in relations between Skopje and Athens.
İhtilaftan kısa süre sonra Moskova, iki ihtilaflı bölgeyi de bağımsız devletler olarak tanıdı.Shortly after the conflict, Moscow recognised the two disputed regions as independent states.
Irak'taki PKK varlığı, Türkiye-Irak ilişkilerindeki en ihtilaflı konu olma özelliğini taşıyor.The PKK presence in Iraq is the most contentious issue in Turkish-Iraqi relations.
İtalik yazılar ihtilaflı bölgeleri ve tanınmayan devletleri göstermektedir.Italics indicate disputed territories and unrecognized states.
Sonuç, Peru ile ihtilaflı bölgeleri de etkiledi.The outcome also affected territories disputed with Peru.
İki ordunun kayıpları hakkında belirtilen görüşler ihtilaflıdır.Les estimations des pertes des deux armées varient.
Kölelik, Baptistler arasında en ihtilaflı konuydu.La esclavitud fue el asunto que generó más controversia entre los bautistas.
Fadl'ın ölümü konusu ihtilaflıdır.Le ragioni della partenza di Lord Worm sono controverse.
İki ordunun kayıpları hakkında belirtilen görüşler ihtilaflıdır.Circa le perdite dei due schieramenti esistono pareri discordanti.
Fadl'ın ölümü konusu ihtilaflıdır.История фаду вызывает споры.
Kölelik, Baptistler arasında en ihtilaflı konuydu.A escravidão era a questão mais crítica entre os Batistas.
İki ordunun kayıpları hakkında belirtilen görüşler ihtilaflıdır.Szacunki co do strat obu armii różnią się.
Ancak şehrin ihtilaflı durumu devam etti.Nadále však zůstávala problémem dostupnost obce.
İki ordunun kayıpları hakkında belirtilen görüşler ihtilaflıdır.Kontradiktif dua rekening keluarganya sejarah telah diberikan dalam berbagai masalah.
Ancak şehrin ihtilaflı durumu devam etti.」但是,市内仍旧异议不断。
İki ordunun kayıpları hakkında belirtilen görüşler ihtilaflıdır.אין הסכמה בין המקורות העתיקים לגבי אבדות שני הצבאות.
Ancak şehrin ihtilaflı durumu devam etti.Miesto statusas ginčytinas.
Almanya'da gazete standlarında satılması tamamen yasal. Ya da daha ihtilaflı bir durum,Et encore plus controversé, récemment,
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.A dire la verità, alcuni motivi che spiegano questo non sono molto controversi.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Algumas das razões para isto não são muito controversas.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Algunas de las razones no son realmente muy controversiales.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Certaines des causes de cette hypothèse ne sont vraiment pas très controversées.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Een paar redenen hiervoor zijn niet erg omstreden.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Einige Gründe dafür sind nicht sonderlich umstritten.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.몇몇 이유는 별로 논란 거리도 되지 않습니다.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Một số lý do cho việc này không thực sự quá gây tranh cãi.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Niektóre powody nawet nie są kontrowersyjne.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Sejumlah alasan tidak kontroversial.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Unele motive nu sunt controversate.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Μερικοί από τους λόγους που ευθύνονται γι'αυτό δεν είναι πραγματικά πολύ αμφιλεγόμενοι.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Деякі з причин на це не такі вже й суперечливі.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.И некоторые из фактов, подтверждающих это не вызывают сомнений.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.Някои от причините за това не са особено спорни.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.חלק מהסיבות לכך אינן באמת שנויות במחלוקת.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.بعض أسباب ذلك ليست حقاً مثيرة للجدل.
Bunun bazı nedenleri pek de ihtilaflı değil.実はアメリカ経済には 4つの逆風があって
Ya da daha ihtilaflı bir durum,Co bardziej kontrowersyjne, ostatnio
Ya da daha ihtilaflı bir durum,Dan lebih kontroversial lagi, baru baru ini,
Ya da daha ihtilaflı bir durum,더욱 논쟁이 되었던 것은, 최근에
Ya da daha ihtilaflı bir durum,Och ännu mer kontroversiellt är att
Ya da daha ihtilaflı bir durum,Şi mai controversat este faptul că, recent,
Ya da daha ihtilaflı bir durum,Situazione ancor più controversa vuole che di recente
Ya da daha ihtilaflı bir durum,Và đã có nhiều tranh luận hơn, gần đây
Ya da daha ihtilaflı bir durum,Y aún más cuestionable, recientemente,
Ya da daha ihtilaflı bir durum,И более спорный вопрос - недавно
Ya da daha ihtilaflı bir durum,И още по-скандално, наскоро
Ya da daha ihtilaflı bir durum,І ще більш сумнівні дії -- нещодавно
Ya da daha ihtilaflı bir durum,ומשהו בעייתי יותר: לאחרונה,
Ya da daha ihtilaflı bir durum,ماهو أكثر إثارة للجدل، مؤخراً،
Ya da daha ihtilaflı bir durum,アップルはパレスチナ人による抗議アプリを検閲しました