Ana içeriğe geç
Sözlük

ifa ile cümle

ifa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ona ilk kez sarıldığımda Tom'un yüzündeki ifadeyi asla unutmayacağım.I'll never forget the look on Tom's face the first time I hugged him.
İlk kez bir ata bindiğinde Tom'un yüzündeki ifadeyi asla unutmayacağım.I'll never forget the look on Tom's face the first time he rode a horse.
Bu mecazi bir ifadedir.This is a figurative expression.
Tom'un yüzündeki ifadeyi gördün mü?Did you see the look on Tom's face?
Bu kelime birkaç farklı şeyi ifade eder.This word means several different things.
Bu film hiç bir anlam ifade etmiyor.This movie makes no sense.
Tom nasıl hissettiğini ifade etmek için çabaladı.Tom struggled to express how he felt.
Benimle Arapça konuşma. Benim için hiçbir anlam ifade etmiyor.Don't speak to me in Arabic. It doesn't make sense to me.
Bu ifadenin etrafına parantezler koymalısın.You should put parentheses around this phrase.
Bu ifadeyi parantezler içine koymalısın.You should put this phrase in parentheses.
Bir yerli konuşucunun kendini bu şekilde ifade edip etmeyeceğinden şüpheliyim.I doubt whether a native speaker would express himself this way.
Yüzündeki ifadeyi görmeliydin.You should've seen the look on your face.
Özür dilemek benim için hiçbir şey ifade etmez.Apologies mean nothing to me.
Bu benim için oldukça çok şey ifade ederdi.It would mean a great deal to me.
O benim için çok şey ifade ederdi.That used to mean a lot to me.
Burada olman benim için çok şey ifade ediyor.Your being here means a lot to me.
O benim için gerçekten çok şey ifade ediyordu.That really meant a lot to me.
Burada olan hiçbir şey hiçbir anlam ifade etmiyor.Nothing that's happened here makes any sense.
Bu bir şey ifade etmelidir.It's got to mean something.
Tom'un yüzü aniden ifadesizleşti.Tom's face suddenly went blank.
Bu senin için çok şey ifade ediyorsa, Tom'dan kurtulacağım.If it means that much to you, I'll get rid of Tom.
Onun Tom için çok şey ifade edeceğinden eminim.I'm sure that would mean a lot to Tom.
Tom'a karşı ifade vermem için beni zorlayamazsın.You can't force me to testify against Tom.
Onların her ikisi de ifade verdiler.They both gave statements.
Tom hepimiz için çok şey ifade ediyor.Tom means a lot to all of us.
Sana nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum.I don't know how to address you.
Tom ifadesini geri aldı.Tom recanted his testimony.
Tom burada olabilseydi, bu Mary için çok şey ifade ederdi.If Tom could've been here, it would've meant a lot to Mary.
Senin için ne ifade ediyorum?What do I mean to you?
Ne garip bir ifade!What an odd expression!
Bu benim için çok şey ifade ediyor.This means a lot to me.
O eski moda bir ifade.That's an old-fashioned expression.
Bende ifade ettiğin güven için teşekkürler.I thank you for the trust that you have expressed in me.
Benim ifadelerimi hiç kimse çevirmiyor.No one translates my phrases.
Tom, nasıl hissettiğini ifade edecek kelimeleri bulamadı.Tom couldn't find the words to express how he was feeling.
Bu sizin için bir şey ifade ediyor mu?Does this mean anything to you?
Onu kelimelerle ifade edemiyorum.I can't express it in words.
Tom evlenmek istemediğini çok açıkça ifade etti.Tom made it very clear that he didn't want to get married.
Fikriniz benim için çok şey ifade ediyor.Your opinion means a lot to me.
Belediye başkanı, tüm kurbanların ailelerine duygudaşlığını ifade etti.The mayor expressed his sympathy to all the families of the victims.
Eğer burada kalsan bizim için çok şey ifade eder.It would mean so much to us if you stayed here.
Bu ifadenin etrafına tırnak koyman gerekiyor.You should put quotation marks around this phrase.
Menopoz farklı kişiler için farklı şeyler ifade edebilir.Menopause can mean different things for different people.
Bunun sizin için çok şey ifade ettiğini biliyorum.I know it means a lot to you.
Bunun onlar için çok şey ifade ettiğini biliyorum.I know it means a lot to them.
Bunun onun için çok şey ifade ettiğini biliyorum.I know it means a lot to him.
Onlar onun ifadesini alıyorlar.They're interrogating him.
Tom Mary'ye yardım etmeni istediğinde yüzündeki ifadeyi gördüm.I saw the look on your face when Tom asked you to help Mary.
Tom Mary'yi beklemeni istediğinde yüzündeki ifadeyi gördüm.I saw the look on your face when Tom asked you to wait for Mary.
Tom kendini çok iyi ifade eder.Tom expresses himself very well.
Tom kendini iyi ifade etmez.Tom doesn't express himself well.
Dan ifade özgürlüğü yanlısıdır.Dan is for the freedom of expression.
Bu Dan için bir şey ifade ediyor mu?Does this mean anything to Dan?
Dedektif Dan Anderson, Linda'nın ifadelerini doğruladı.Detective Dan Anderson verified Linda's statements.
Bu sana bir şey ifade ediyor mu?Does that make any sense to you?
Bu çok anlam ifade etmiyor.It doesn't make a lot of sense.
Bu sadece herhangi bir anlam ifade etmiyor.That just doesn't make any sense.
Sesinde küçümseyen bir ifade vardı.There was a scornful note in his voice.
Benim anadilimde olmasına rağmen bu ifadeyi anlamıyorum.I don't understand this phrase despite it being in my mother tongue.
Kendimi açık seçik ifade etmeme izin verin.Let me make myself crystal clear.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod