Dediğini duydum ama duyduğum zaman idrak edememiştim.I heard what you said, but it didn't sink in at the time.
Ruhun nitelikleri şuur (cetana), bilgi ve idraktır (upoyoga).The fruition of vipaśyanā is knowledge (prajnā) and pure wisdom (jñāna).
Osman'ın tasvir stili "kolay anlaşılabilir, buna rağmen idrak türünden" olarak tanımlanır.Osman's illustrative style has been described as "plain, yet perceptive".
"Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.Give those you have consummated marriage with their due dowries.
Beni eğitti -- yaşadığımız anı daha iyi idrak etmemi ve anlamamı sağladıIt taught me -- it gave me a greater appreciation, an understanding for the present moment.
"Bu da idrak olabilir.""That also I could fathom."
Akabinde, yaşadıkları felaket kuraklıktan dolayı bunu kısmen idrak etmeye başladılar.Now, they came to an awareness partly because of the horrible drought that they have had.
Daha fazlasını idrak edemezsin.You cannot conceive more than that.
Bu tamamen yerçekimi yaratımına ve çoğaltımına dair farklı bir anlayışın idrakı ile başlar.It all starts with a new understanding of the creation of gravity and the ability to replicate it.
Bunun doğru olduğunu idrak ediyoruz.We are realizing that this is true.
Kurşun zehirlenmesi idrak bozukluklarına ve anemiye sebep olabilir.Lead poisoning can cause cognitive impairment, and it can cause a form of anemia.
Neler olup, bittiğini idrak edemedik.We didn't grasp what was going on.
Of sağlıklarını beş ihlalleri, ambuscadoes, İspanyolca bıçakları, derin bir idrak ki; ve sonra anonOf breaches, ambuscadoes, Spanish blades, Of healths five fathom deep; and then anon
Bildiğimizi nasıl idrak ediyoruz?How will we come to know?
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.I was 45 years old, I'd been conducting for 20 years, and I suddenly had a realization.
Ama dünyadaki pek çok insan için, önemli olduklarını idrak etmeliyiz.But we should recognize that for many people in the world, they are a big deal.
Aynı şey uzay için de olacak. İnsanlığın idrak edeceği en büyük keşfin ucundayız.We are on the verge of the greatest exploration that the human race has ever known.
İş başa düştüğünde, yapman gerekenleri bir anda idrak ediveriyorsun.You very quickly work out what is it that you've got to do to fathom that out.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.And adults' attention and consciousness look kind of like a spotlight.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.So we have a very focused, purpose-driven kind of attention.
Ancak beşinci emirle bir şeyi idrak ettim:But the fifth commandment gave me an epiphany:
Bu, insan deri pigmentasyonunun evrimini idrakımız için muazzam çıkarımlar sunuyor.This has tremendous implications for our understanding of the evolution of human skin pigmentation.
Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler.They alone take warning who are wise,
Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder.Sights comprehend Him not, and He comprehendeth all sights.
Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.Whoever of you witnesses the month, shall fast it.
Son iki haftadır kazandıklarımı idrak etmekte zorlanıyorum." dedi.I cannot even comprehend what I have achieved during the past two weeks," Djokovic said.
Yeni cumhurbaşkanı görevi kabul konuşmasında, "Görevimin zorluğunun idrakindeyim." dedi."I am fully aware of the difficulty of my task," the new president said in his acceptance speech.
Dolayısıyla evrensel "Varlığın Bilgi yoluyla idrak edilmesi" süreci tanımlanmaktadır.Hence is described the universal process of the "realization of the Being through Knowledge".
Fakat bu uzaklık Almanya'yı ve Almanların içinde bulunduğu durumu daha iyi idrak etmesini sağlıyordu.La distance accroît sa perception des événements concernant l'Allemagne et les Allemands.
Tefekkür gücü fikri idrakın olmasını sağlarlar.La propriété d'idempotence assure la réflexivité.
Nihai idrakte sadece dünyanın gerçekdışı olduğu değil aynı zamanda onun gerçek olduğudur!¡Un buen General no solo ve el camino hacia la victoria, sino que también sabe cuando ésta es imposible!
Tanrı'nın varlığının bir parça idrak edilmesine olanak sağlar.Servían para indicar la presencia de un dios.
Chayyah ruhun ilahî yaşam gücünün idrak edilmesine imkân veren parçasıdır.Chayyah (חיה): la parte dell'anima che permette di acquisire consapevolezza della forza vitale divina.
"Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.Тот из вас, кого застанет этот месяц, должен поститься.
O idrak ve şuur içinde olsun."صرفُها في طاعة الله ومرضاته واجتناب معاصِيه.
Ruhun nitelikleri şuur (cetana), bilgi ve idraktır (upoyoga)."فالفضيلة توضح حقيقة الامور وتعطي القدرة على ادراك العارف" او العليم.
Tanrı'nın varlığının bir parça idrak edilmesine olanak sağlar.انها تسمح للمرء أن يكون بعض الوعي بوجود وجود الله.
Bu durum idrak etmeye, kavramaya engel olur.Op deze manier voorkomen ze ontdekking.
Brian, ödülünü almadan hemen önce, hayatının en önemli varlığının ailesi olduğunu idrak eder.Zanim jednak stanie się najgorsze, musi zadbać o byt swojej rodziny.
"Uyanmış, idrak etmiş, bilinçlenmiş” anlamına gelir.Oznacza „zmartwychwstała, wskrzeszona”.
Aynı zamanda bütün ustaların bunu idrak etmeleri on yıllarca sürmüştür.Och vi bryr oss bara om vad de gjort under det här decenniet.
Fakat bu uzaklık Almanya'yı ve Almanların içinde bulunduğu durumu daha iyi idrak etmesini sağlıyordu.Men de insåg vilken opinion de kunde få mot sig både i Tyskland och utanför.
Tanrı'nın varlığının bir parça idrak edilmesine olanak sağlar.Kan man bevisa eller motbevisa Guds existens?
Nihai idrakte sadece dünyanın gerçekdışı olduğu değil aynı zamanda onun gerçek olduğudur!Згодом, це все виявляється не справжнім світом, а лише відеогрою.
Dolayısıyla Doğu peripatetizminin qnoseologiyasında idrakın hissi aşaması çok büyük önem taşıyordu.Jeho plány na jihoamerickou expedici mu však neustále něco hatilo.
Toph kör olmasına rağmen dünya çevresini, toprak ile iletişimi sayesinde en iyi şekilde idrak eden biridir.Toph, meskipun buta, sangat mengerti kepada dunia di sekitarnya karena hubungannya dengan tanah.
Aynı zamanda bütün ustaların bunu idrak etmeleri on yıllarca sürmüştür.世の中のみなさんはこういうことを何十年もやってるんだと思うと、すごいなと。
Bu durum idrak etmeye, kavramaya engel olur.心里不明白这些,就会使百事昏乱。
Aynı zamanda bütün ustaların bunu idrak etmeleri on yıllarca sürmüştür.Politička vlast već desetljećima zaustavlja sve pokušaje njihova pronalaženja.
Baba'yı olduğu gibi idrak etmesi mümkün değildir.Nevážim si ho ako otca žiadnym spôsobom.
Bu azalma depresif hareketlere ve idrakta işlev bozuklularına sebebiyet verir.Depressioon viib tõsiste tülideni tööl ja kodus.
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.45 éves voltam, akkor már 20 éve voltam karmester, és hirtelen rájöttem valamire.
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.45살에 갑자기 깨달은 것이 있습니다.
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.Aveam 45 de ani, dirijam de 20 de ani şi brusc am realizat ceva.
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.Bylo mi 45 let, dirigoval jsem už 20 let a najednou jsem si něco uvědomil.
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.Dyrygowałem już od 20 lat i nagle mnie olśniło.
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.Ich war 45, war seit 20 Jahren Dirigent und hatte plötzlich ein Erkenntnis.
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.Ik was 45 jaar oud, Ik dirigeerde al 20 jaar en plotseling realiseerde ik me iets.
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.Jag var 45 år gammal, hade dirigerat i 20 år och plötsligt förstått något.
45 yaşındaydım, 20 yıldır şeflik yapıyordum, ve aniden bir şeyi idrak ettim.Jeg var 45 år jeg havde dirigeret i 20 år, og jeg indså pludselig at: