Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Một vị Chúa như thế chỉ là kẻ vô đạo đức so với lí tưởng cao cả của nhân loại.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Solch ein Gott würde den höchsten Idealen der Menschheit moralisch unterlegen sein.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Taki Bóg byłby moralnie gorszy od najwyższych ideałów człowieczeństwa.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Takový Bůh by byl morálně nižší, než jsou nejvyšší ideály lidstva.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Un asemenea Dumnezeu ar fi moral inferior celor mai înalte idealuri umane.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Un Dio così sarebbe moralmente inferiore ai più alti ideali di umanità.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Un Dios así sería moralmente inferior a los más altos ideales de la humanidad.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Un tel Dieu serait moralement inférieur aux idéaux les plus grands de l'humanité.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Αυτός ο Θεός θα ήταν ηθικά κατώτερος των υψηλότερων ιδανικών της ανθρωπότητας.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Ведь такой Бог оказался бы ниже наших самых высоких моральных принципов.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.Такъв Бог би бил морално по-долен от най-висшите идеали на човека.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.אלוהים כזה יהיה נחות מוסרית לעקרונות הנעלים ביותר של האנושות.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.فمثل هذا الرب سيكون من الناحية الخلقية أدنى من المثل العليا البشرية.
Böyle bir tanrı insanlığın yüce ideallerine kıyasla ahlaken daha aşağıda olurdu.人形使いでも部族の守り神でもなければ 神とは誰なのか?
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.C'est un mec qui écrit un livre "Le mariage idéal", vous savez. Un hétéro pur et dur.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Det här var alltså en kille som hade skrivit "Det ideala giftermålet". En väldigt hetero kille.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Dette er en fyr der skriver en bog, "Ideal Marriage," I ved. Utrolig hetero fyr.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Deze man schreef dus het boek 'Het ideale huwlijk'. Een heel erge heteroman.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Dia adalah orang yang menulis buku, "Pernikahan Ideal." Benar-benar pria heteroseksual.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Este el tipo que escribió el libro "Matrimonio Ideal", saben, un tipo intensamente hetero.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Este é um tipo a escrever um livro chamado "Casamento Ideal". Um tipo heterossexual da pesada.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Napisał książkę "Idealne małżeństwo". Był bardzo hetero.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Scrisse questo libro, "Il matrimonio ideale". Era un tipo davvero molto etero.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Știți, el e un tip care a scris cartea, "Mariajul Ideal". Heterosexual convins.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.To je chlápek, který napsal knihu "Ideální manželství", víte. Velice hetero chlápek.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.To je chlapík, ktorý napísal knihu, "Ideálne manželstvo." Veľmi zarytý hetero chlap.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Tudják, ő írta az "Ideal Marriage" című könyvet. Nagyon hetero srác volt.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Είναι ένας τύπος που γράφει ένα βιβλίο "Ιδανικός Γάμος", κατανοείτε. Πολύ βαρύς ετεροφυλόφυλος τύπος.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.И това е човек, написал книга "Идеален брак", разбирате ли. Много сериозен хетеро тип.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.Понимаете, этот чувак написал книгу "Идеальный брак". Он был адски гетеросексуален.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.זה אדם שכתב ספר בנושא הנישואים האידיאליים. אדם כבד מאד.
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.وهذا شخص آخر مؤلف كتاب "الزواج المثالي" شخص محب للجنس الآخر
Bu adam "İdeal Evlilik" diye kitap yazmış, yani, son derece delikanlı, eşcinsellikle alakası yok.完全なヘテロセクシャルです この『理想の結婚』に書かれていますが
Bu ağ mimarisine yol açan ideal o zamandan bu yana olan diğer dijital ağlara benzemiyordu.이런 윤리 위에 만들어낸 네트워크 기반구조는 그때까지 혹은 그 이후의 다른 디지털 네트워크와 전혀 다른 것들이었습니다.
Bu ağ mimarisine yol açan ideal o zamandan bu yana olan diğer dijital ağlara benzemiyordu.Така позиція визначила архітектуру мережі, яка не подібна на інші цифрофі мережі того чи нашого часу.
Bu ağ mimarisine yol açan ideal o zamandan bu yana olan diğer dijital ağlara benzemiyordu.Такой этос проявил себя в сетевой архитектуре, непохожей ни на одну другую цифровую сеть до или после.
Bu ağ mimarisine yol açan ideal o zamandan bu yana olan diğer dijital ağlara benzemiyordu.העקרון הזה הוביל אותם לארכיטקטורת רשת, מבנה שלא דמה לשום דבר אחר. רשתות דיגיטאליות אחרות אז או עד היום.
Bu ağ mimarisine yol açan ideal o zamandan bu yana olan diğer dijital ağlara benzemiyordu.روح الجماعة قادت الى عمارة الإنترنت، الهيكل الذي خلافاً للشبكات الرقمية الأخرى قبل أو بعدها.
Bu ağ mimarisine yol açan ideal o zamandan bu yana olan diğer dijital ağlara benzemiyordu.それ以前 あるいはそれ以降の どんなデジタルネットワークとも違ったものにしました あまりに変わっていたため
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerCe paramètre indique si l'utilisateur souhaite que le gaz soit parfait par défaut
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerDen här inställningen talar om om användaren vill att gasen normalt ska vara ideal
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerEsta opção diz se o utilizador quer um gás ideal por omissão
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerEsta preferencia indica cuándo desea el usuario que el gas sea ideal por omisión
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerQuesta impostazione comunica se l' utente vuole che il gas predefinito sia ideale
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerTo ustawienie mówi, czy gaz ma być domyślnie idealny
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerЗа допомогою цього параметра користувач може вказати, чи слід програмі типово вважати газ ідеальним
Bu başarı, bir avukatın kurnazlığı ve bir azizin idealizmiyle gerçekleştirilerek,이건 마하트마 간디의 업적 만큼이나 갑진 성과였습니다.
Bu başarı, bir avukatın kurnazlığı ve bir azizin idealizmiyle gerçekleştirilerek,הישג הראוי למהטמה גנדי,
Bu başarı, bir avukatın kurnazlığı ve bir azizin idealizmiyle gerçekleştirilerek,إنجاز أستحق أن يذكره المهاتما غاندي
Bu başarı, bir avukatın kurnazlığı ve bir azizin idealizmiyle gerçekleştirilerek,聖人並みの理想と 弁護士並みの手腕で やってのけたわけです
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.이러한 완전 관찰 가능한 환경은 다른 '기억이 필요한' 환경- 즉, 가능한 최선의 결정(best possible decision)을 내리기 위해 에이전트에 대한 기억이 필요한 환경과는 대비됩니다.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.I kontrast till detta står vissa miljöer där agenten behöver ett minne för att kunna fatta ett optimalt val.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.To je v protiklade k iným prostrediam, pri ktorých agent potrebuje pamäť na zvolenie najlepšej možnosti.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.В някои други среди, за да вземе най-доброто възможно решение, агентът има нужда от допълнителна памет.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.Напроти, існують середовища, де агентові потрібна пам'ять, щоб прийняти найкраще можливе рішення.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.זאת בניגוד לסביבה שבה אתה זקוק לזיכרון אצל הסוכן כדי לקבל את ההחלטה הטובה ביותר האפשרית.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.في الجهة المقابلة أو المعاكسة للبيئات الأخرى عندما تحتاج ذاكرة .. من جهة العميل لتضع قرار معقول.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.過去の情報を記憶することが必要な場合があります 例えばポーカーでは カードの内容を見ることができません
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Această idealist ciudat a găsit o practică pentru utilizarea la un moment dat - fără greş, aşa cum au fost.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Che strano idealista aveva trovato un pratico uso per esso in una sola volta - infallibilmente, per così dire.