Bu ağ mimarisine yol açan ideal o zamandan bu yana olan diğer dijital ağlara benzemiyordu.העקרון הזה הוביל אותם לארכיטקטורת רשת, מבנה שלא דמה לשום דבר אחר. רשתות דיגיטאליות אחרות אז או עד היום.
Bu ağ mimarisine yol açan ideal o zamandan bu yana olan diğer dijital ağlara benzemiyordu.روح الجماعة قادت الى عمارة الإنترنت، الهيكل الذي خلافاً للشبكات الرقمية الأخرى قبل أو بعدها.
Bu ağ mimarisine yol açan ideal o zamandan bu yana olan diğer dijital ağlara benzemiyordu.それ以前 あるいはそれ以降の どんなデジタルネットワークとも違ったものにしました あまりに変わっていたため
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerCe paramètre indique si l'utilisateur souhaite que le gaz soit parfait par défaut
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerDen här inställningen talar om om användaren vill att gasen normalt ska vara ideal
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerEsta opção diz se o utilizador quer um gás ideal por omissão
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerEsta preferencia indica cuándo desea el usuario que el gas sea ideal por omisión
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerQuesta impostazione comunica se l' utente vuole che il gas predefinito sia ideale
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerTo ustawienie mówi, czy gaz ma być domyślnie idealny
Bu ayar, kullanıcının varsayılan olarak gazın ideal olmasını isteyip istemediğini belirlerЗа допомогою цього параметра користувач може вказати, чи слід програмі типово вважати газ ідеальним
Bu başarı, bir avukatın kurnazlığı ve bir azizin idealizmiyle gerçekleştirilerek,이건 마하트마 간디의 업적 만큼이나 갑진 성과였습니다.
Bu başarı, bir avukatın kurnazlığı ve bir azizin idealizmiyle gerçekleştirilerek,הישג הראוי למהטמה גנדי,
Bu başarı, bir avukatın kurnazlığı ve bir azizin idealizmiyle gerçekleştirilerek,إنجاز أستحق أن يذكره المهاتما غاندي
Bu başarı, bir avukatın kurnazlığı ve bir azizin idealizmiyle gerçekleştirilerek,聖人並みの理想と 弁護士並みの手腕で やってのけたわけです
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.이러한 완전 관찰 가능한 환경은 다른 '기억이 필요한' 환경- 즉, 가능한 최선의 결정(best possible decision)을 내리기 위해 에이전트에 대한 기억이 필요한 환경과는 대비됩니다.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.I kontrast till detta står vissa miljöer där agenten behöver ett minne för att kunna fatta ett optimalt val.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.To je v protiklade k iným prostrediam, pri ktorých agent potrebuje pamäť na zvolenie najlepšej možnosti.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.В някои други среди, за да вземе най-доброто възможно решение, агентът има нужда от допълнителна памет.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.Напроти, існують середовища, де агентові потрібна пам'ять, щоб прийняти найкраще можливе рішення.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.זאת בניגוד לסביבה שבה אתה זקוק לזיכרון אצל הסוכן כדי לקבל את ההחלטה הטובה ביותר האפשרית.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.في الجهة المقابلة أو المعاكسة للبيئات الأخرى عندما تحتاج ذاكرة .. من جهة العميل لتضع قرار معقول.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.過去の情報を記憶することが必要な場合があります 例えばポーカーでは カードの内容を見ることができません
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Această idealist ciudat a găsit o practică pentru utilizarea la un moment dat - fără greş, aşa cum au fost.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Che strano idealista aveva trovato un pratico uso per esso in una sola volta - infallibilmente, per così dire.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Das seltsame Idealisten hatte eine praktische gefunden Verwendung für sie auf einmal - zielsicher, wie es war.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Dat is vreemd idealist had gevonden een praktische te gebruiken voor het op een keer - feilloos, als het ware.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Det konstiga idealist hade funnit en praktisk användning för det på en gång - ofelbart så att säga.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Det mærkelige idealist havde fundet en praktisk brug for det på én gang - usvigelig, som det var.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Đó là lý tưởng kỳ lạ đã tìm thấy một thực tế sử dụng cho nó cùng một lúc - unerringly, vì nó được.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Ez furcsa, idealista talált gyakorlati használni, hogy egyszerre - csalhatatlanul, mintha.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Idealista que había encontrado una extraña práctica utilizar para ello a la vez - sin error, por así decirlo.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Idealista que tinha encontrado uma estranha prática uso para ele de uma vez - infalivelmente, por assim dizer.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Itu idealis aneh telah ditemukan praktis digunakan untuk itu sekaligus - tanpa ragu, seolah-olah.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.동시에 사용 - 완벽, 말하자면.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Tämä outo idealisti oli löytänyt käytännön käyttää sen heti - erehtymättä, ikäänkuin.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.To divné idealista našel praktické použití pro to najednou - neomylně, jak to bylo.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.To divné idealista našiel praktické použitie pre to naraz - neomylne, ako to bolo.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.To dziwne idealistą znalazł praktyczne używać go na raz - niezawodnie, jak to było.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.To je čudno idealist našla praktična uporabljajo za to naenkrat - unerringly, kot je bilo.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Αυτό παράξενο ιδεαλιστής είχε βρει ένα πρακτικό χρήση για το αμέσως - αλάνθαστα, όπως ήταν.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Това странно идеалист са намерили практическо използвате за него веднъж - безпогрешно, така да се каже.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Це дивний ідеаліст знайшли практичне використання для цього відразу - безпомилково, як це було.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Это странный идеалист нашли практическое использование для этого сразу - безошибочно, как это было.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.להשתמש בו מיד - בלי לטעות, כביכול.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.استخدام لأنها في نفس الوقت -- unerringly ، كما انها كانت.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.それは、多分、彼は本当に本当の側面を参照できる1つの容疑者を作るために十分だった
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.C'est une entreprise qui prospère sur l'idéalisme.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.E o companie care prosperă din idealism.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.Es ist ein Unternehmen, das von Idealismus lebt.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.Es una empresa que prospera en el idealismo y quizá debido a ello
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.É uma empresa que prospera no idealismo.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.E' un'azienda che si nutre di ideali.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.Google adalah perusahaan yang tumbuh subur dalam idealisme.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.Het is een bedrijf dat gedijt op idealisme.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.Je to společnost, která prosperuje z idealismu.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.이상주의를 토대로 성공하는 회사입니다.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.Nó là một công ty phát đạt nhờ chủ nghĩa lý tưởng.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.Olyan cég, amely az idealizmus által gyarapodik.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.Είναι μια εταιρεία που ακμάζει στον ιδεαλισμό.
Bu idealizm ile büyüyen bir şirket.Това е компания, която процъфтява благодарение на идеализма.