iddiası ile cümle
iddiası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat kendince Guruluk iddiasında olan kimse, öğrencilerinden çok kendisiyle meşguldür.נועם הליכותיו ורוחו הבדוחה חיבבוהו מאוד על תלמידיו.
Bu belki de Nero'nun sara nöbeti iddiasının da nedenidir.זאת כנראה הסיבה להכעסתה את חנה.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.על פי הוועדה אשמה זו הוכחה.
Bunların ilki hiçbir zaman kanıtlanamayan dayanaksız bir rüşyet iddiasıydı.העיקרון מעולם לא הוכח, וקיימת דעה שלא ניתן להוכיחו.
Karamanlı olduğu iddiası tartışmalıdır.השאלה האם היו לו יורשים שנויה במחלוקת.
Kadın firavun Hatşepsut da taht üzerindeki iddiasını yasallaştırmak için bu tür propagandayı kullandı. .Жената фараон Хатшепсут използва подобни пропагандни средства, за да легитимира своите претенции към трона.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Въпреки наименованието си твърденията изискват доказателство.
Ekim 1630’da Beeckman ile çalışmalarından fikir çaldığı iddiasıyla sürtüşmeye başladı.През октомври 1630 година влиза в конфликт с Исак Бекман, обвинявайки го, че е присвоил някои от идеите му.
Fakat kendince Guruluk iddiasında olan kimse, öğrencilerinden çok kendisiyle meşguldür.Други композитори с много спорен талант, дори ученикът му Долес били много повече на мода от самият Бах.
Bunun gibi bazı olaylar kardeşlerin ortak çalıştığı iddiasını gündeme getirdi.Трудно да се посочи индивидуалната работа на отделните братя.
Çizenlerin iddiasına göre ise tank neredeyse ABD yapımı M1A1 Abrams tankına eşitti.Okviri za smještaj municije su bili identični onima na M1A1 Abramsu.
Film ilk yayınlandığında iddiasız bir sükse yakaladı.Film je od prvog prikazivanja dobivao kritičarska priznanja.
İddiasına göre Ahmed'i bu şekilde etkilemiştir.Misli se da ekvator ima utjecaj na to.
Bunların ilki hiçbir zaman kanıtlanamayan dayanaksız bir rüşyet iddiasıydı.Ovo je povijesno prvi problem za koji je mogla biti dokazana nerješivost.
Bunun gibi bazı olaylar kardeşlerin ortak çalıştığı iddiasını gündeme getirdi.To by vysvetľovalo, prečo sa v sporoch s bratom obracal na strýka.
Uygurlu liderlerin iddiasına göre ölü sayısı çok daha fazladır.Podľa Vladimíra Liščáka však bolo obetí oveľa viac.
Antik kaynakların iddiasına göre, askerler kendilerine söz verilen ödemenin ancak yarısını almışlardı.Antični viri poročajo, da zato, ker so dobili samo polovico svoje obljubljene plače.
Bu iddiasında da haklıdır.Njegova trditev je vseeno pravilna.
Antik kaynakların iddiasına göre, askerler kendilerine söz verilen ödemenin ancak yarısını almışlardı.Antikos šaltiniai nurodo, kad jie gavo tik pusę pažadėto užmokesčio.
Sabaha karşı 600 gözaltı iddiası…".Pirmaujantys dalyviai po 6 ratų“.
Fakat kendince Guruluk iddiasında olan kimse, öğrencilerinden çok kendisiyle meşguldür.Mokinys apie Zivnį visada atsiliepdavo labai pagarbiai, nors pats greitai pranoko mokytojo talentus.
Price iddiasını daha sonra dan geri çekmiştir ve olası bir alternatif çözüm Alvarez tarafından önerilmiştir.Hiljem aga võttis Price oma väite tagasi ning võimaliku alternatiivse selgituse käis välja Luis W. Alvarez .
TSK’nın bu tarz fotoğrafları arşivlediği iddiası da kesinlikle doğru değildir".CDU jaoks oleks juba selleteemaline diskussioon absurdne.“
Pepper's Lonely Hearts Club Band albümünün kapağında yer alan mezarın üstünde Paul yazdığı iddiası.Albumi Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band kaanepilt pidavat kujutama haua ümber kogunenud leinajaid.
Sabaha karşı 600 gözaltı iddiası…"."Tasuta audiopiibel sadade ettelugejatega".
Bunun gibi bazı olaylar kardeşlerin ortak çalıştığı iddiasını gündeme getirdi.Teine osa jutustab sellest, mis saab Vennaskonna liikmetest edasi.
Kitap yerleşik yanlışları teşhis etme iddiasındadır.Genoomi valesti kokkupakkumise tuvastamine.
(4) " Kagan'ın kıt notlu bir hoca olduğu iddiası asılsız.(4) 케이건 교수님의 '학점을 잘 주지 않는 교수' 로서의 평판은 근거가 없는 거예요.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.A všetky kládli za model Abrahama Lincolna, ktorého uznávali za skromnosť a zdržanlivosť.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.De havde rollemodeller som Abraham Lincoln, som blev hyldet for at være beskeden og ikke at antage.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.E os seus exemplos eram Abraham Lincoln que era elogiado por ser modesto e despretencioso.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.E presentavano modelli come Abraham Lincoln che veniva elogiato per essere modesto e senza pretese.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.Er zaten rolmodellen als Abraham Lincoln, wiens bescheidenheid en gereserveerdheid werden geprezen.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.In vzorniki v njih so bili ljudje, kot je Abraham Lincoln, ki je bil cenjen kot skromen in nezahteven.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.그리고 겸손함으로 칭송받은 아브라함 링컨을 롤모델로 활용합니다.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.Niissä annettiin esikuvia, kuten Abraham Lincoln vaatimattomuutensa vuoksi.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.Odkazovaly na vzory jako Abraham Lincoln, který byl vyzdvihován pro skromnost a neokázalost.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.Sie zeigten Vorbilder wie Abraham Lincoln, der dafür gelobt wurde, anständig und bescheiden zu sein.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.Wyróżniały wzory do naśladowania, np. Abrahama Lincolna, który był chwalony za skromność i powściągliwość.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.Y presentan modelos a seguir como el de Abraham Lincoln alabado por ser modesto.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.Και αναδείκνυαν πρότυπα όπως ο Αβραάμ Λίνκολν τον οποίον εξυμνούσαν επειδή ήταν μετριόφρων και συνεσταλμένος.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.Вони брали за основу такі образи, як Авраам Лінкольн, якого цінували за скромність та невибагливість.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.И дават за пример хора като Абрахам Линкълн, който е бил ценен за скромността си и непретенциозността си.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.הם מתארים דמויות מופת כמו אברהם לינקולן שהועלה על נס בשל היותו צנוע ולא יומרני.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.وكانت تلك الكتب تقدس شخصيات من مثل ابراهام لينكولن والذي كان يحب التواضع والابعتاد عن التعجرف.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.謙虚で高ぶらない人です エマーソンはリンカーンについて
Bu benim değil, CIA'nın iddiasıdır -- sizler de okuyabilirsiniz, bir süre önce açıklandı.이는 제 주장이 아니라 CIA의 주장입니다, 보시다시피 말이죠.
Bu benim değil, CIA'nın iddiasıdır -- sizler de okuyabilirsiniz, bir süre önce açıklandı.Đó không phải là tôi nói mà là CIA nói, bạn có thể tìm đọc, Nó được công khai từ lâu.
Bu benim değil, CIA'nın iddiasıdır -- sizler de okuyabilirsiniz, bir süre önce açıklandı.זאת לא הטענה שלי, זאת הטענה של ה-CIA - אתם יכולים לקרוא אותה.
Bu benim değil, CIA'nın iddiasıdır -- sizler de okuyabilirsiniz, bir süre önce açıklandı.ذلك ليس إدعائي , إنه إدعاء CIA -- تستطيعون قرأته ,
Bu benim değil, CIA'nın iddiasıdır -- sizler de okuyabilirsiniz, bir süre önce açıklandı.以前に情報公開された文章を編集して
En büyük zarar iddiasında bulunan biziz.Chiediamo il risarcimento piu' alto.
En büyük zarar iddiasında bulunan biziz.Chúng tôi có yêu cầu bồi thường thiệt hại lớn nhất.
En büyük zarar iddiasında bulunan biziz.Chúng tôi đã yêu cầu một khoản bồi thường thiệt hại lớn.
En büyük zarar iddiasında bulunan biziz.Este cel mai mare prejudiciu de până acum.
En büyük zarar iddiasında bulunan biziz.지금 막대한 손실 배상에 대한 청구가 진행중이에요
En büyük zarar iddiasında bulunan biziz.Mamy duże wymagania co do odszkodowań.
En büyük zarar iddiasında bulunan biziz.Meillä on suurin korvausvaatimus.
En büyük zarar iddiasında bulunan biziz.Nekünk van a legnagyobb kártérítési követelésünk.
En büyük zarar iddiasında bulunan biziz.Nous avons la plus grosse demande de dédomagement