idame ile cümle
idame kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Şirket, hayatını idame ettirmesi için, ona yetecek kadar bir emekli aylığı bağladı.The company gave him enough pension to live on.
Ülkede Chabad örgütü bulunmaktadır ve cemaat içindeki Yahudi yaşamını idame ettirmektedir.A Chabad organization exists in the country and maintains Jewish life within the community.
Site işbirlikçi gazetecilik ile idame ettirilmektedir.The site works through collaborative journalism.
İki kardeş yukarı ve aşağı Balıklı ya yerleşerek yaşamlarını idame ettirirler.Only the two states where all spins are up or down have more energy.
Kendi yaşamlarını idame ettirebilecek seviyeye ulaşabilirler.They can successfully take prey up to their own size.
Bu, güvenlik ve hayat idâmesi bakımlarından bir zorunluluk derecesindeydi.That must be some kind of responsibility for its care and safety.
Sonuçta, açısal hareketi idame eden eylemsizlik R'nin beşinci kuvveti (R üzeri 5) olarak hesaplanır.So it turns out the inertia, which governs angular motion, scales as a fifth power of R.
Ortamı hissedebiliyor. Çevredeki kaynakları bulabiliyor. Böylece kendini idame ettirebiliyor.It can sense its local environment and actually find resources in the environment to sustain itself.
Eğitim beyininizi aydınlatır... ...size birçok şans verir. Ve yaşamınızı idame edebilirsiniz.Education enlighten your brain, give you so many chances, and you're able to survive.
Mülteci ve gurbetçilerin dönüşü ve hayatı idameleri tamamlanmaya yaklaşmış bile değil.Return and sustainable survival of refugees and expatriates isn't even close to being finished.
Yine de bu kişiler zor koşullarda yaşamlarını idame ettirmişlerdir.The situation was difficult for the families.
Kandesartan çok düşük bir idame dozuna sahiptir.Candesartan has a very low maintenance dose.
2003 verilerine göre nüfusun %64'ü günlük 1 Dolar'dan daha az bir kazanç ile yaşamını idame ettirmektedir.Ungefähr 61 % der Bevölkerung müssen mit weniger als einem US-Dollar pro Tag auskommen.
On yıl sonra Sergius, Hollywood'da figüran olarak hayatını idame ettirmektedir.Десять лет спустя Сергей живёт в нищете, работая статистом в Голливуде.
Site işbirlikçi gazetecilik ile idame ettirilmektedir.De site staat bekend om zijn gedegen journalistiek.
Bakım ve idamesi oldukça pahalı bir uçaktır.Door zijn veelzijdigheid en betrouwbaarheid is het een waardevol vliegtuig.
Bu terim aynı zamanda, İslamı gizlice idame ettiren Kripto Müslümanlar için de kullanılır.Deze term werd ook gebruikt om gelovige moslims die hun geloof in het geheim beleden aan te duiden.
Ancak bu zirai gelir sahiplerinin kazançları kendi geçimlerini idame ettirmeye dahi yeterli değildir.Med andra ord räcker inte avkastningen till mer än ägarens uppehälle.
2003 verilerine göre nüfusun %64'ü günlük 1 Dolar'dan daha az bir kazanç ile yaşamını idame ettirmektedir.За даними доповіді 2009 р., близько 42 % населення живе на менш ніж $1 на день.
On yıl sonra Sergius, Hollywood'da figüran olarak hayatını idame ettirmektedir.Десять років потому Сергій живе в злиднях, працюючи статистом в Голлівуді.
Site işbirlikçi gazetecilik ile idame ettirilmektedir.Web se zaměřuje na investigativní žurnalistiku.
Tanrı'nın demeci ayrıca dünyayı yaratırken ve idame ettirirkenki egemenliğinin üzerinde durur.Chceš-li, papeži, dále vládnouti své zemi, přijď a staň před tváří toho, jenž vládne celému světu.
Bu terim aynı zamanda, Yahudiliği gizlice idame ettiren Kripto Yahudiler için de kullanılır.Kromě jiného se tak také nazývá pokrývka hlavy, kterou věřící židé nosí.
Ülkede Chabad örgütü bulunmaktadır ve cemaat içindeki Yahudi yaşamını idame ettirmektedir.Kfar Chabad obývají Židé, přičemž osídlení v tomto regionu je etnicky převážně židovské.
Kendi yaşamlarını idame ettirebilecek seviyeye ulaşabilirler.Nechají je, aby si pokoj alespoň vyzdobily po svém.
Bu terim aynı zamanda, İslamı gizlice idame ettiren Kripto Müslümanlar için de kullanılır.De asemenea, prin imam se mai înțelege că este cel care îi conduce pe credincioșii musulmani la rugăciune.
Bakım ve idamesi oldukça pahalı bir uçaktır.A busz kényelmes, de a repülőúthoz viszonyítva drága.
Halen Ankara'da iş hayatını idame ettirmektedir.Ez tönkretette Antwerpen kereskedelmi tevékenységét is.
On yıl sonra Sergius, Hollywood'da figüran olarak hayatını idame ettirmektedir.Évekkel később Sergeus Alexander nagy szegénységben él Hollywoodban.
Tanrı'nın demeci ayrıca dünyayı yaratırken ve idame ettirirkenki egemenliğinin üzerinde durur.Diktet skildrer også gudenes verden, og hvordan de udødelige våker over jorden, og forarges over urett.
Güney İtalya'da Anjular ve devamı hanedanlar Napoli Krallığı'ni idame ettirmişlerdir.Nhưng tương lai của cô và con trai vẫn được ổn định với những bất động sản lớn ở Vương quốc Napoli.
Fakat idame maliyetleri düşük etkileşimli bal küplerine göre daha yüksektir.但其合格標準比食用奶粉低。
Bu, güvenlik ve hayat idâmesi bakımlarından bir zorunluluk derecesindeydi.그녀는 삶의 안정과 가치를 찾기를 원했다.
İki kardeş yukarı ve aşağı Balıklı ya yerleşerek yaşamlarını idame ettirirler.Двамата братя увеличават собствеността си и се издигат.
Bu, güvenlik ve hayat idâmesi bakımlarından bir zorunluluk derecesindeydi.Това представлява един вид равносметка за изминалия живот и работа.
Kullanımı genel anestezi, indüksiyon ve idamesi, mekanik ventilasyon'dur.Ventilaciju možemo podijeliti na: prirodnu ventilaciju, mehaničku ventilaciju.
Yaşamını halkla birlikte idame ettiren ozan, sazıyla sözüyle halkın sesidir.Hlas, ktorý počuť v hlbinách duše, je mojím hlasom.
Bu, güvenlik ve hayat idâmesi bakımlarından bir zorunluluk derecesindeydi.Toto rozhodnutie je veľmi významné z hľadiska bezpečnosti a zdravia našich obyvateľov.
Ancak bu zirai gelir sahiplerinin kazançları kendi geçimlerini idame ettirmeye dahi yeterli değildir.Ani tieto úspechy ale nepresvedčili jeho kolegov o správnosti jeho postupu.
Bu terim aynı zamanda, İslamı gizlice idame ettiren Kripto Müslümanlar için de kullanılır.Taip pat šis terminas, vartojamas musulmonų leistinai mitybai.
Bu göç köy halkının kültürünü İstanbul' da idame ettirmesine neden olmuştur.Kita vertus, teigti apie nenutrūkstantį keltų gyventojų kultūros perimamumą šiame regione būtų netikslu.
1980’lerin sonlarından sonra, metadon idamesinin bir tedavi şekli olarak tanıtılması hız kazanmıştır.Estão a ser investigadas novas modalidades de farmacoterapia para além da substituição
1980’lerin sonlarından sonra, metadon idamesinin bir tedavi şekli olarak tanıtılması hız kazanmıştır.În 1996, a fost stabilit≤ pentru prima dat≤ într-un stat membru baza juridic≤ de utilizare a medica†iei cu
1980’lerin sonlarından sonra, metadon idamesinin bir tedavi şekli olarak tanıtılması hız kazanmıştır.Nyt buprenorfiinia on saatavilla ja sitä käytetään
1980’lerin sonlarından sonra, metadon idamesinin bir tedavi şekli olarak tanıtılması hız kazanmıştır.Sin embargo, el alcance y la cobertura difieren considerablemente entre países (véase el capítulo 6).
Batæ Avrupa Ÿlkelerinde internet sayfa-sæ tasaræmæ, yaratæmæ ve idamesi oldukîa pahalæya mal olabilmektedir.Povezovanje lahko vkljuイuje sreイanja, usklaje-vanje dejavnosti in doloイanje prednosti.
Böylece kendini idame ettirebiliyor.주변 환경에서 자원을 찾아내기도 합니다
Böylece kendini idame ettirebiliyor.בסביבה כדי לשמר את עצמה.
Böylece kendini idame ettirebiliyor.داخل البيئة للحفاظ على نفسه.
Böylece kendini idame ettirebiliyor.脳も神経系も持たない
Bunun önemi şurda ki hayat, çevresel kaynakları yapı elemanlarına dönüştürerek kendini idame ettirir.Jinak život nedokáže přeměňovat potravní zdroje ve stavební jednotky a udržovat své funkce.
Bunun önemi şurda ki hayat, çevresel kaynakları yapı elemanlarına dönüştürerek kendini idame ettirir.그리고 이것은 생명체가 자신을 유지하기 위해 주변 환경으로부터의 자원을 벽돌로 바꾸기 때문에 중요합니다
Bunun önemi şurda ki hayat, çevresel kaynakları yapı elemanlarına dönüştürerek kendini idame ettirir.To jest ważne, bo życie zmienia zasoby otoczenia w budulec potrzebny aby się utrzymać.
Bunun önemi şurda ki hayat, çevresel kaynakları yapı elemanlarına dönüştürerek kendini idame ettirir.זה חשוב כיוון שהחיים ממירים משאבים מהסביבה לאבני-יסוד כדי לשמר את עצמם.
Bunun önemi şurda ki hayat, çevresel kaynakları yapı elemanlarına dönüştürerek kendini idame ettirir.وهذا مهم لأن الحياة تقوم بتحويل الموارد من البيئة إلى وحدات بنائية لتتمكن من الحفاظ على نفسها.
Bunun önemi şurda ki hayat, çevresel kaynakları yapı elemanlarına dönüştürerek kendini idame ettirir.構成要素として取り込んで 自己を保持するために重要です 奇妙で不思議なプロトセルを紹介しました
Çevredeki kaynakları bulabiliyor. Böylece kendini idame ettirebiliyor. Bunun bir beyni yok.Consegue sentir o seu meio ambiente local e realmente encontrar recursos no meio ambiente para se sustentar.
Çevredeki kaynakları bulabiliyor. Böylece kendini idame ettirebiliyor.Nos, ennek nincs agya, nincs idegrendszere.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.이건 저 너머 먼 곳에서 생명체가 살아갈 수 있는 방법을 의미하며 이 방법은 행성에서 사는 것 보다 많은 이점이 있기 때문입니다.
Çünkü orada idame ettirilebilen yaşamın bizimkine kıyasla muazzam avantajları var demektir.Perchè significherebbe che la vita lassú ha enormi vantaggi rispetto alla vita su un pianeta.