Sonraki 30 yıl boyunca Armstrong yılda 300 kereden fazla müziğini sahnede icra etti.През следващите 30 години Армстронг изиграва над 300 представления годишно.
Ama en çok hatırlanan icraatı ülkenin yeni başkenti Brasilia'nın inşaatını gerçekleştirmesidir.Най-известната му инициатива на този пост е изграждането на новата столица Бразилия.
Kadınlar tarafından da icra edilmektedir.Това е разрешено дори и на частни лица.
Halen icra direktörlüğü Birleşik Krallık'ın eski Rusya büyükelçisi Yuri Fedotov yürütmektedir.Понастоящем това е Юри Федотов, бивш руски посланик във Великобритания.
Günümüzde "Kadim Kale" yayınevinin CEO'su görevini icra ediyor.Днешни дни В последно време дворецът „Кричим“ се стопанисва от Министерството на финансите.
Bugün Uygur On İki Makam’ı olarak bilinen eser onun icra ettiği makamlardır.Д. Цончев споменава 112 могили, които според него са предимно надгробни.
Kitaba, örnek eserlerin icra edildiği müzik diski de eklenmiştir.Друг пример е музиката, която се записва с ноти.
Sonraki 30 yıl boyunca Armstrong yılda 300 kereden fazla müziğini sahnede icra etti.Tijekom sljedećih tridesetak godina, Armstrong je svirao na više od tristotinjak nastupa godišnje.
Günümüz Portekiz'inde modern fado birçok ünlü müzisyenin icra ettiği popüler bir müzik dalıdır.Moderni fado iznimno je popularan u Portugalu i izvode ga mnogi poznati glazbenici.
Filov, Bulgaristan'daki tüm Yahudilerle ilgilenecek, icrai yetkilere sahip bir komiserlik teşkil etti.Filov je osnovao Komesarijat za židovske poslove, kao izvršno tijelo koje se bavi Židovima u Bugarskoj.
Onun tekniği ve ses renginin kullanımı ve onun icra etme heyecanı efsanevi kabul edilirdi.Njegova tehnika, korištenje boje tona i uzbudljivost njegova sviranja bili su legendarni.
Sonrasında Paris'te, Londra'da ve New York'ta icra etmiştir.Nakon toga, svirao je u Parizu, Londonu i New Yorku.
Hücrelerin yaşamaları ve üremeleri için gerekli hemen hemen tüm fonksiyonları proteinler icra ederler.Proteini izvršavaju gotovo sve funkcije koje su stanicama potrebne za život.
İtalya icra mahkemesi şirketin satışını ister.Talijanska televizija RAI je odlučila da se Italija povlači iz natjecanja.
Ama şimdi bu ensamblin tümünü icra etmek görenek haline gelmiştir.Ono što se dogodilo u ovoj Naciji postaje znak za sve.
Ama en çok hatırlanan icraatı ülkenin yeni başkenti Brasilia'nın inşaatını gerçekleştirmesidir.Najznámejším sa stal pre svoj plán výstavby nového hlavného mesta Brazília.
Bu single'ı, 1982'de yayınlanan ve grubun I.R.S. Records'taki ilk icrası olan Chronic Town EP'si takip etti.V roku 1982 nasledovala EP Chronic Town, prvá nahrávka vo vydavateľstve I.R.S. Records.
Elektronik saldırı aktif veya pasif olarak icra edilebilir.Elektronickú vojnu môžu deliť podľa spôsobu činnosti na aktívnu a pasívnu.
Valter sahnede tüm şarkısını ahaliye icra eder.Walther svojím oduševneným spevom uchváti všetkých ľudí.
Bu değişiklikleri bir an evvel uygulamak hızla icraat yapmaya koyuldu.Zmeny, ktoré boli považované za nutné už po celé desaťročia, sa konečne podarilo presadiť.
Hükümeti ve icraatlarını yönetir.Radí vládam a korporáciam.
Günümüzde ise zaman zaman hâlen bu mesleğini icra etmektedir.Iz tega razloga so včasih delo pripisovali samo njemu.
Sonrasında Paris'te, Londra'da ve New York'ta icra etmiştir.Kmalu so ga posnemali v Parizu, Londonu in New Yorku.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.Glej, rdeča zarja že naznanja, da se prebuja dan...
Taksiarhos, tipik olarak bir tugayın komutanı veya tümenin icra sorumlusu görevini görür.Taksiarh je običajno komandant brigade ali operativni častnik divizije.
(Sünnîlere göre bu, Ehli Sünnet ve Cemaat'in itikat ve icraatlarına uymak demektir.)(Ta podoba je ostala v narodovem spominu kot sinonim krutosti in zlobe.)
1986 yılında icra kurulu başkanı oldu.Leta 1986 je postal predsednik KS Koprivnica.
RuSHA ayrıca ırk seçiminde karşılaşılan tüm sorularda bir danışma ve icra dairesi olarak görev yapıyordu.RuSHA taip pat buvo patariamasis ir vykdomasis organas visais rasinės atrankos klausimais.
Defin eylemi ölüm gerçekleştikten sonra en kısa zamanda icra edilmelidir.Palaidoti reikia kuo greičiau po mirties.
Ofis Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından atanan bir icra direktörü tarafından yönetilmektedir.UNDP vadovauja administratorius, kurį skiria JTO generalinis sekretorius.
Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder, hükümeti ve icraatlarını yönetirdi.Nomarchai būdavo faraono atstovai, jie valdė ir prižiūrėjo savo nomus.
Bunları çeşitli konserlerde icra etti.Taip pat dalyvavo įvairiuose koncertuose.
3. Hukuk yasanın icrasıdır; adalet yasanın yasasıdır.Teismo aktas – teisės taikymo aktas; teismo priimamas teisės aktas.
Halk müziği icralarında genellikle erkekler çalar, kadınlar söyler.Groja dažniausiai vyrai, tuo tarpu moterys šoka.
Bu plan yapıldığı gibi aynen icra edildi.Pranešimai yra pristatomi ta pačia tvarka, kaip ir buvo išsiųsti.
"Kasırga Operasyonu" adı verilen bu Sovyet müdahalesi, Mareşal Ivan Konev tarafından icra edildi.Nõukogude teise interventsiooni, koodnimetusega "Operatsioon tuulispask", algatas marssal Ivan Konev.
Bölgesel operasyonlar ise Delta Connection markası altında icra edilmektedir.Piirkondlikud partnerid kasutavad kaubamärki Delta Connection.
Ayrıca her Mayıs'ın 2. haftasnda hıdırellez faaliyetleri icra edilir.Suvitritkale tuleks külvata mai teisel nädalal.
Ayrıca Uluslararası Para Fonu'nda (IMF) icra müdürü oldu.Ta alustas läbirääkimisi Rahvusvahelise Valuutafondiga (IMF).
Bu mesleği icra eden kişiler "ebe" olarak isimlendirilir.ÜRO määratluse järgi nimetatakse selliseid isikuid võõrtööjõuks.
Sadece sanatımızı icra ederiz."Ikka ainult kunsti pärast".
Gerekli kontrolleri salı ve perşembe günleri icra etmektedir.Hiljem edastati saateid teisipäeviti, neljapäeviti ja laupäeviti.
Modern sanat anlayışında eserler icra etmiştir.Tänapäevaseid kunstiteoseid tuleb mõista selle valguses.
Ama ben de sanat icra ediyorum.Ma anche io creo arte...
Ama ben de sanat icra ediyorum.Moi aussi, je fais de l'art !
Ama ben de sanat icra ediyorum.Pero yo también creo arte.
Ama ben de sanat icra ediyorum.Κι εγώ κάνω τέχνη.
Ama ben de sanat icra ediyorum.Но я тоже творю искусство.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Aber Jaap ist einer der Experten, die das können.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Dar Jaap e unul din experţii mondiali în recitarea lui.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.그러나 자프는 이 작품 낭독의 세계적 전문가 중 한 명입니다.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Maar Jaap is een van de internationale experts.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Mais Jaap est l'un des experts mondiaux de son interprétation.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Ma Jaap è uno dei più grandi esperti del mondo di questa recitazione.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Na szczęście Jaap należy do światowych ekspertów, w deklamacji tego utworu.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Nhưng Japp là một trong những chuyên gia thế giới trình diễn nó.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Αλλά ο Γιάπ είναι ένας από τους ειδικούς παγκοσμίως στην απαγγελία του.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Но Яап е един от световните експерти по изпълнението и.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.Однако Яап - один из мировых специалистов по ёё исполнению.
Ama Jaap bunu icra etmede üstatlardan biri.אבל יאפ הוא בין המומחים היחידים בעולם בביצוע השיר.