Ana içeriğe geç
Sözlük

iştir ile cümle

iştir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Alexander Herzen, Mihail Bakunin ve diğer eleştirel entelektüellerle iştiraki olmuştur.ידידם של אלכסנדר הֶרצֶן, מיכאיל באקונין ואינטלקטואלים ביקורתיים נוספים.
Girişimcilik genellikle zor ve karmaşık bir iştir.הכנת תשקיף היא עניין מורכב ומסובך.
Toplu dualar 13 yaşına girmiş en az 10 erkeğin (Minyan) iştirakiyle yapılır.כדי שתפילה תיחשב כ"תפילה בציבור" נדרש מניין - מינימום של עשרה גברים בוגרים בני 13 ומעלה.
Kalan birkaç şövalyeye Sicilya Krallığı'nda istirahat etmelerine izin verildi.На неколцината оцелели рицари е позволено да се оттеглят в кралство Сицилия.
Fakat yeniden doğmak "dünyanın ıstırabına" yeniden ortak olmak demektir."Възраждането на религията означава възраждане на нацията."
Sadrâzam, kendisini çağırtır: - <<Bu ne iştir?Разплакан се пита: какво точно представлява той?
Istırap ya da mutsuzluğu tatmamış biri mutlu olabilir mi?Кой странник без въздишка можа да те остави?
Time Warner grubunun bir iştiraki konumundadır ve merkezi Burbank, Kaliforniya, ABD'dir.Понастоящем е дъщерна компания на конгломерата Тайм Уорнър, с главна квартира в Бърбанк, Калифорния, САЩ.
"Sen hiç istiridye yedin mi?" "Asla."Ял ли си някога стриди? Никога.
Fuzuli derdi, ıstırabı seven bir kişidir.Zar ja izgledam kao čovjek koji zbog nekoga pati?
Edebî hayatta iştirak etmedi ve kendisini edib sanmadı.Nikad u životu nije radio i kategorički odbija raditi.
Hasta istirahat halindeyken nefes darlığı çekiyorsa, sıvının boşaltılması gereklidir.Ako bolesnik ne diše, treba mu dati umjetno disanje.
“Doktor istirahat edip dinlenmemi istedi” cümlesi duru değildir.Da li se sprema za doktorat?“ Rodbinu umiruje i tješi riječima: „Ništa se ne brinite.
Aynı ülke komitesinden maksimum 22 atlet yarışmalara iştirak edebilirler.Každá krajina môže registrovať do súťaže najviac 22 športovcov v alpskom lyžovaní.
Bu hastalar uzun süreli istirahattan ve yolculuktan çok rahatsızlık duyarlar.Prevažnú väčšinu času sa však pacienti cítia byť depresívni a unavení.
Kazılarda 130'dan fazla tatlı su istiridyesi kabuğu toplanmıştır.Tie odkryli viac ako 30 tisíc kostier jaskynným medveďov.
Oldukça eziyetli bir iştir.Je to dosť primitívna práca.
Mesafenin hala 2000 m uzakta olmasından ateşe iştirak edemiyor ve hava sahasında göremiyorduk.Dim je bil približno 500 metrov nad nami, tako da nismo videli neba.
2010'daki USD $ 3 milyarlık bir iştirak akebinde United tamamen United Continental Holdings'e aittir.Leta 2010 se je United združil z družbo Continental Airlines v United Continental Holdings.
Son olarak Boeing iştiraki olan de Havilland Canada 1992 yılında Bombardier'in olmuştur.Na koncu pa so kupili še de Havilland Canada leta 1992.
Alay kumandanı olarak iştirak etti.Urejal je časnik The Californian.
Reasürans, uluslararası bir iştir.Svarbus tarpdiscipliniškumas, tarptautinė veikla.
Büyük acı ve ıstırap çekmeye başlayan Gizmo, beş yeni mogwai daha yumurtlar.Tomo pirmasis pingvinas, Kapitonas, padeda dar vieną kiaušinį.
Yunanistan'da ise MÖ 600 yıllarında istiridye yetiştiriciliği yapılmıştır.Dėl to kurį laiką Skandinavijoje net buvo auginamos vynuogės.
Sadrâzam, kendisini çağırtır: - <<Bu ne iştir?Ir paklausė Mošė: ką čia darai?
Tekrar saraya dönünce, yemek sonrası uyumak üzere istirahata çekildiler.Tuomet, ieškodamas paguodos, jis vėl nuvyksta vakarieniauti oro uoste.
Sosyal girişimcilik sosyal girişimcinin yaptığı iştir.Socialinės adaptacijos vidinė determinacija.
Eserleri ıstırap, yeis, kınama, haksızlık ve itibar kaybetmesini konu alır.Blogiu laikomi žalos darymas, kančios sukėlimas, neteisingi veiksmai.
Madde 9. Onarım uzmanlık gerektiren bir iştir.RESTAUREERIMINE Artikkel 9 Restaureerimine on kõrgeid erialaseid oskusi eeldav protsess.
Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişilerde kamu görevlisi gibi cezalandırılır.Kuid ma arvan, et inimesi, kes sooritavad kuritegusid, tuleb kohelda kurjategijatena, olenemata nende usust.
Sosyal girişimcilik sosyal girişimcinin yaptığı iştir.Sotsiaalne ettevõtlus on sotsiaalsete ettevõtjate töö.
Aci ve istirap kendi baslarina kötü ve engellenmesi veya en aza indirilmesi gerekiyor.כאב וסבל הם כשלעצמם רעים ,ויש למנוע או לצמצם אותם
Acı ve ıstırap kendi başlarına kötü ve engellenmesi veya en aza indirilmesi gerekiyor.כאב וסבל הם כשלעצמם רעים ויש למנוע או לצמצם אותם,
Ama ağır görünüyor okul yolunda, aşk sevgi. [Yavaş İstirahat.][再入力ジュリエット、上記の。]
Ama bu zor bir iştir ve biz gerçekten henüz bir rezonans telefon yok.Nyní, vědci skutečne naměřili složitost hvízdnutí pomocí informační teorie.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Aber selbst mit den Symptomen, selbst unter Schmerzen, hörte das Leiden auf.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Ale nawet wtedy kiedy je miałam i odczuwałam ból, to już nie cierpiałam.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Dar chiar atunci când aveam încă simptomele, chiar dacă eram încă în durere, am încetat să mai sufăr .
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.De még akkor is, amikor tartottak a tüneteim, miközben fájt a fejem, már nem szenvedtem.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.그렇지만 증상이 계속되고 통증을 느끼면서도, 더 이상 괴롭지 않았어요.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Ma anche quando avevo ancora i sintomi, anche quando sentivo ancora dolore, ho smesso di soffrire.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Maar zelfs toen ik de symptomen nog had, toen ik nog pijn had, stopte het lijden.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Mais même lorsque j'avais encore ces symptômes, que c'était toujours douloureux, j'ai arrêté de souffrir.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Men selv da jeg stadig havde symptomerne, selv da jeg stadig havde smerter, ophørte jeg med at lide.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Pero aún cuando seguía con los síntomas, incluso cuando aún dolía, dejé de sufrir.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Trots att jag fortfarande hade symptomen, trots att jag fortfarande kände smärta så stoppade jag lidandet.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Αλλά ακόμα κι όταν είχα τα συμπτώματα, ακόμα κι όταν πονούσα, δεν υπέφερα πια.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Но даже со всеми этими симптомами, даже ощущая боль, я перестала страдать.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.Но дори когато все още имах симптомите, дори когато бях с болки, спрях да страдам.
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.אבל אפילו כשעוד סבלתי מהתסמינים, אפילו כאשר היו לי כאבים, הפסקתי לסבול
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.ولكن حتى عندما كانت لا تزال لدي الأعراض حتى عندما كنت أتألم، توقفت معاناتي
Ama hala o semptomlara sahip olsam da, hala acı çekiyor olsam da ıstırap çekmeyi bırakmıştım.気に病まなくなったんです それからこのゲームで 驚くようなことが起きました
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim. Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Am aflat că mama avea dreptul la proprietate, că nu era normal să fie bătută pentru că e femeie.
Annemin mülk edinme hakkı olduğunu öğrendim. Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Dowiedziałam się, że moja mama miała prawo własności, że nie musiała tolerować przemocy z powodu swojej płci.
Aynı zamanda kenarında da toplum için istiridye yetiştirciliği imkanı.A tiež chov ustríc pre komunitu pozdĺž jeho brehov.
Aynı zamanda kenarında da toplum için istiridye yetiştirciliği imkanı.De gemeenschap krijgt oestertuintjes aan de randen.
Aynı zamanda kenarında da toplum için istiridye yetiştirciliği imkanı.És láthatjuk az osztrigatermelést a közösség számára a szélei mentén.
Aynı zamanda kenarında da toplum için istiridye yetiştirciliği imkanı.E também mostrar o cultivo de ostras para comunidade ao longo das margens.
Aynı zamanda kenarında da toplum için istiridye yetiştirciliği imkanı.Juga ada budidaya tiram bagi masyarakat di sepanjang tepian sungai.
Aynı zamanda kenarında da toplum için istiridye yetiştirciliği imkanı.그리고 테두리를 따라서 지역사회를 위해 굴을 키우는 것을 보여줍니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod