Istırabımızı seviyoruz; çünkü bir süreliğine dindiğinde bu gerçekten çok güzel.Μας αρέσει να υποφέρουμε γιατί είναι τόσο ωραία όταν σταματάει για λίγο.
Istırabımızı seviyoruz; çünkü bir süreliğine dindiğinde bu gerçekten çok güzel.Мы любим наши страдания — ведь так хорошо, когда они ненадолго прекращаются."
Istırabımızı seviyoruz; çünkü bir süreliğine dindiğinde bu gerçekten çok güzel.Нам подобається страждання, тому що, коли воно вщухає, на хвилину нам стає дуже добре".
Istırabımızı seviyoruz; çünkü bir süreliğine dindiğinde bu gerçekten çok güzel.Харесва ни да страдаме, защото е толкова хубаво, когато страданието спре за малко.
Istırabımızı seviyoruz; çünkü bir süreliğine dindiğinde bu gerçekten çok güzel.אנחנו אוהבים את הסבל שלנו מכיוון שזה כל-כך טוב כשהוא פוסק קמעה.
Istırabımızı seviyoruz; çünkü bir süreliğine dindiğinde bu gerçekten çok güzel."و نحب معاناتنا لأنه من الجميل جداً أن نرتاح لبعض الأوقات عندما تتوقف ."
Istırabımızı seviyoruz; çünkü bir süreliğine dindiğinde bu gerçekten çok güzel.(笑)
Istırap verici. Ama zarif bir acı.Es doloroso. pero un exquisito tormento.
Istırap verici.E' l'agonia.
Istırap verici.Oui.
Istırap verici.Είναι μαρτύριο!
Istırap verici.Ужасно больно.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.A rouhali se Bohu nebeskému pro bolesti své a pro vředy své, avšak nečinili pokání z skutků svých.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.a rúhali sa Bohu neba od svojich bolestí a od svojich vredov, ale neučinili pokánia zo svojich skutkov.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.bestemmiarono il Dio del cielo a causa dei dolori e delle piaghe, invece di pentirsi delle loro azioni
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.És káromlák a menny Istenét az õ kínjaik és fekélyeik miatt; és meg nem térének az õ cselekedeteikbõl.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.in preklinjali Boga nebeškega od muk in od uljés svojih, in niso se izpokorili od svojih del.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.ja pilkkasivat taivaan Jumalaa tuskiensa ja paiseittensa tähden, mutta eivät tehneet parannusta teoistansa.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.아픈 것과 종기로 인하여 하늘의 하나님을 훼방하고 저희 행위를 회개치 아니하더라
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.Og de spottet himmelens Gud for sine piner og for sine bylder, og omvendte sig ikke fra sine gjerninger.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.und lästerten Gott im Himmel vor ihren Schmerzen und vor ihren Drüsen und taten nicht Buße für ihre Werke.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.y blasfemaron al Dios del cielo por sus dolores y sus llagas, pero no se arrepintieron de sus obras
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.и хулили Бога небесного от страданий своих и язв своих; и не раскаялись в делах своих.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.і хулили Бога небесного задля болещів своїх, і задля боляків своїх, а не покаялись від діл своїх.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.ויגדפו את אלהי השמים ממכאבם ושחינם ולא שבו ממעשיהם׃
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.وجدفوا على اله السماء من اوجاعهم ومن قروحهم ولم يتوبوا عن اعمالهم
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.又 因 所 受 的 疼 痛 、 和 生 的 瘡 、 就 褻 瀆 天 上 的 神 、 並 不 悔 改 所 行 的
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.又 因所 受 的 疼痛 、 和 生 的 瘡 、 就 褻瀆 天上 的 神 、 並不悔改 所 行的
İyi istirahatler!Je vais sortir. S'il vous plaît, reposez vous.
İyi istirahatler!Távozok. Kérem, pihenjen.
İyi istirahatler!Παρακαλώ ξεκουραστείτε!
İyi istirahatler!من فضلك ارتاحي
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.As espécies comuns eram o marisco — mexilhões, ostras, amêijoas — tilapia, truta ártica.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Crustacee, midii, stridii, scoici, tilapia -- acestea erau speciile obişnuite.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Cua tôm, sò, hàu, nghêu, cá rô phi, cá hồi chấm hồng -- là những loài phổ biến.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Kagylófélék, kékkagyló, osztriga, tilápia, lazacfélék - ezek voltak a leggyakoribb fajok.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Kerang-kerangan, remis, tiram kerang, ikan nila, char -- ini adalah spesies yang umum.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.조개, 홍합, 굴, 대합, 틸라피아, 곤들매기들은 평범한 종들입니다.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Kôrovce, slávky, ustrice, rôzne jedlé mušle, tilapie -- tieto najčastejšie.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Korýši, mušle, ústřice, škeble, tilápie -- toto byly běžné druhy.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Mięczaki, omułki, ostrygi, małże, tilapia, pstrąg -- to były pospolite gatunki.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Molluschi, cozze, ostriche, vongole, tilapia, salmerino, tutte specie molto diffuse.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Schaaldieren, mossels, oesters, kokkels, tilapia, forel, dat waren bekende soorten.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Schalentiere, Muscheln, Austern, Venusmuscheln, Buntbarsch, Saibling -- das waren die bekannten Arten.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Skaldjur, musslor, ostron musslor, tilapia, röding - dessa var de vanliga arterna.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Όστρακα, μύδια, στρείδια, αχιβάδες, τιλάπια, λιμνοπέστροφα -αυτά είναι τα συνηθισμένα είδη.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Креветки, мидии, устрицы, моллюски, тилапия, голец - всё это банально.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.Ракообразни, миди, стриди, пак миди, тилапия, пъстърва - това бяха обичайните видове.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.רכיכות, שבלולים, צדפות, קונכיות, אמנונים, צ'אר-- אלה היו המינים הרגילים.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.القواقع، بلح البحر، المحار، البلطي، الشار، -- كانت هذه أطباق شائعة.
Kabuklu deniz ürünleri, midye, istiridye deniz tarağı, tilapia ve alabalık da yaygındır.アサリ ティラピア チャーなどもよく見かけます 我々は回復力を目標に掲げ
Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Aprendí que no debía ser abusada solo por ser mujer.
Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Descobri que ela não tinha que ser violentada por ser mulher.
Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Ho imparato che non doveva subire abusi solo perché donna.
Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Ich erfuhr, dass sie nicht aufgrund ihres Geschlechts missbraucht werden durfte.
Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Ik leerde dat ze niet misbruikt hoefde te worden omdat ze een vrouw was.
Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Jag fick reda på att hon inte behöver bli misshandlad för att hon är en kvinna.
Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.J'ai appris qu'elle n'avait pas à être violée parce que c'est une femme.
Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.여자라는 이유로 폭행당하지 않아도 된다는 것을 배웠습니다.
Kadın olduğu için istirmar edilmemesi gerektiğini öğrendim.Poznala jsem, že nemusí být zneužívaná, jen proto, že je žena.