işkence ile cümle
işkence kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Uganda 1986'da İşkenceye Karşı Komitesine katıldı.[טקסט:] אוגנדה מאשרת את האמנה נגד עינויים ב-1986.
Uganda 1986'da İşkenceye Karşı Komitesine katıldı.في بلدي، لقد كان --
Uganda 1986'da İşkenceye Karşı Komitesine katıldı.拷問とは 以下のように定義される
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.Das war eine wirkliche Qual.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.Dat was marteling, echte marteling.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.Điều đó như cực hình, tra tấn thật sự.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.E quella fu una tortura, una vera tortura.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.Et ça, c'était de la torture, de la vraie torture.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.그건 정말 고문이었어요, 진짜요.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.Și aceea a fost tortură, tortură reală.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.Y eso fue una tortura, realmente una tortura.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.А това беше мъчение, истинско мъчение.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.И это было пытка, настоящее мучение.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.וזה היה עינוי, עינוי אמיתי.
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.و كان هذا عذاب، عذاب حقيقي!
Ve bu işkenceydi, gerçek bir işkence.私たちは父が
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Dan dia dipukuli, dibiarkan kelaparan, disiksa -- kehilangan semua giginya.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.En hij was geslagen, uitgehongerd, gemarteld -- verloor al zijn tanden in de gevangenis.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.E Paldin è stato picchiato, lasciato senza cibo, torturato. Ha perso tutti i denti mentre era in prigione.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Et, il était battu, il souffrait de faim, il avait été torturé -- il a perdu toutes ses dents en prison.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.I był on bity, głodzony, torturowany, stracił w więzieniu wszystkie zęby.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.그리고 온갖 고초를 겪었으며 감옥에서의 고문으로 이까지 잃으셨습니다.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Ouvi muitas destas histórias dos refugiados que tinham fugido do Tibete para Dharamsala.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Paldint összeverték, éheztették, megkínozták.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Si a fost batut, infometat, torturat -- i-au cazut toti dintii in timpul inchisorii.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Tibet. Y le golpearon, le privaron de comida,
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Und er wurde geschlagen, ausgehungert, gefoltert - er verlor alle Zähne im Gefängnis.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Và ông bị đánh đập, bỏ đói, tra tấn -- mất hết răng khi ở trong tù.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Τον έδειραν, τον άφησαν νηστικό, τον βασάνισαν -- έχασε όλα του τα δόντια στη φυλακή.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.Его били, он голодал, его пытали - в тюрьме он потерял все зубы.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.И той е бил бит, лишаван от храна, измъчван -- изгубил зъбите си по време на годините затвора.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.והוא הוכה, הורעב, עונה- איבד את כל שיניו בכלא.
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.وهناك .. تم ضربه .. وتجويعه ... وتعذيبه .. وقد فقد كل اسنانه نتيجة لذلك في السجن
Ve dövüldü, aç bırakıldı, işkence gördü -- bütün dişlerini hapishanede kaybetti.刑務所にいる間に殴られ 飢え 拷問を受け 全ての歯を失いました 私が出会った時 彼は優しく親切な老人でした
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş. Can sıkıcı.En hij is aan het vollopen, pijnlijk traag.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.Dan pengisian itu berlangsung lambat, sangat-sangat lambat.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.E está a encher devagar, dolorosamente devagar.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.És lassan töltődik fel, borzasztó lassan.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.E va così piano, così piano che fa male a guardarlo.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.Il se remplit lentement, atrocement lentement.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.Jak ji naplňuje pomalu, mučivě pomalu.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.자 이제 천천히 채우고 있습니다. 짜증 날 정도로 천천히요.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.Napełnia go irytująco wolno.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.Şi se umple încet, chinuitor de încet.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.Und er füllt sich, peinlich langsam.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.Và nó đang đầy lên một cách từ từ, từ từ một cách nặng nề.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.Y se va llenando lentamente, agonizantemente lento,
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.Και γεμίζει αργά, βασανιστικά αργά.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.И се пълни бавно, страшно бавно.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.והוא מתמלא לאט, לאט, באופן מייסר.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.ولو كان الملء بطيئًا بطيئًا بشكل موجع
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.退屈です
Yani işkence her zaman kendi ülkeniz dışında yaşadığınız bir şey değil.A tortura não é uma coisa que só acontece longe de casa.
Yani işkence her zaman kendi ülkeniz dışında yaşadığınız bir şey değil.Deci tortura nu e ceva ce se întâmplă în altă parte.
Yani işkence her zaman kendi ülkeniz dışında yaşadığınız bir şey değil.Folter ist nicht etwas, was immer auf fremdem Boden geschieht.
Yani işkence her zaman kendi ülkeniz dışında yaşadığınız bir şey değil.Marteling is dus niet iets wat alleen in het buitenland gebeurt.
Yani işkence her zaman kendi ülkeniz dışında yaşadığınız bir şey değil.Tortury to coś, co nie zawsze ma miejsce gdzie indziej.
Yani işkence her zaman kendi ülkeniz dışında yaşadığınız bir şey değil.Tortyr är alltså inte något som alltid händer på främmande mark.
Yani işkence her zaman kendi ülkeniz dışında yaşadığınız bir şey değil.Tra tấn không phải là vấn nạn chỉ xảy ra ở các nước khác.
Yani işkence her zaman kendi ülkeniz dışında yaşadığınız bir şey değil.Ώστε τα βασανιστήρια δεν είναι κάτι που πάντοτε συμβαίνει σε ξένο έδαφος.