işkence ile cümle
işkence kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu işkence.Isto é um tortura.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Această tortură ar trebui să fie roar'd în iad jalnică.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Cette torture devrait être roar'd en enfer lamentable.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Denna tortyr bör roar'd i dystra helvetet.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Denne tortur bør være roar'd i trist helvede.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Deze marteling moet worden roar'd in sombere hel.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Diese Folter sollte in trostlosen Hölle roar'd werden.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Essa tortura deve ser roar'd no inferno sombrio.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Esta tortura se debe roar'd en el infierno sombrío.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Ez kínzás kell roar'd a zord pokol.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Penyiksaan ini harus roar'd di neraka suram.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Questa tortura dovrebbe essere roar'd all'inferno triste.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır. Romeo kendini öldürülen Hath? Sen demek ama,이 고문은 음침한 지옥에서 roar'd해야합니다. 로미오가 자신을 살해 쓰겠는가? 너는 말을하지만,
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır. Romeo kendini öldürülen Hath? Sen demek ama,העינוי הזה צריך להיות roar'd בגיהנום העגום. יהוה רומיאו הרוג את עצמו? אתה אומר, אבל אני,
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır. Romeo kendini öldürülen Hath? Sen demek ama,وينبغي roar'd هذا التعذيب في الجحيم الكئيب. هاث روميو قتل نفسه؟ ولكن أقول أنت ، وأنا
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır. Romeo kendini öldürülen Hath? Sen demek ama,そして、その裸の母音は、私は、コカトリスの死 - 投げ掛ける目よりも多くの毒をしなければならない。
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Tämä kidutus on roar'd vuonna synkkä helvettiin.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.To by malo byť mučenie roar'd v ponuré pekle.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.To by mělo být mučení roar'd v ponuré pekle.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.To mučenje je treba roar'd v mračno peklu.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Tortura ta powinna być roar'd w ponure piekło.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Tra tấn này nên được roar'd trong địa ngục ảm đạm.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Αυτό βασανιστήρια θα πρέπει να roar'd σε θλιβερή κόλαση.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Това мъчение трябва да бъдат roar'd нещастни ад.
Bu işkence kasvetli cehennem roar'd olmalıdır.Эта пытка должна быть roar'd в мрачный ад.
Bu işkence.고문이 따로 없네요.
Bu işkence. Ov!Das ist eine Quälerei.
Bu işkence.Tämä on kidutusta.
Bu işkence.To je mučení.
Bu işkence.To są tortury.
Bu işkence.Μιλάμε για βασανιστήριο.
Bu işkence.Это пытка.
Bu işkence.هذا عذاب.
Bu işkence.うわあ
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."A sok tortúra, amit ez okozott, nekem sem volt valami kellemes."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."At skabe så meget tortur var ikke noget der var godt for mig heller."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Att skapa så mycket tortyr var inte bra för mig heller"
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Causare tanto dolore non era bello neanche per me."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi.""Causar tanta tortura também não foi bom para mim"
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Créer autant de torture ne me faisait pas de bien non plus. "
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Gây ra đau đơn như thế cũng làm cô rất buồn."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."그런 큰 고통을 일으키는 건 나로서도 괴로운 일이었다"고 했습니다.
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Membuat diriku sendiri ikut menderita bukanlah hal yang baik bagiku."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Przedłużanie tortur nie było też dobre dla mnie".
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Působení tolik bolesti pro mně není také nic lehkého."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Să provoc atâta tortură nu era un lucru bun nici pentru mine."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Sellainen kivun aiheuttaminen ei ollut minullekaan hyväksi."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."So viel Qual zu verursachen war auch für mich nicht schön."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Takéto mučenie nebolo niečo, čo by mi práve prospievalo."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Zoveel pijn veroorzaken was ook niet fijn voor mij."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Το να δημιουργώ τόσο πόνο δεν ήταν κάτι καλό για εμένα, επίσης."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi.""Ведь причинение таких мук не очень-то приятно и мне самой."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."Цялото това мъчение не беше добре и за мен."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."יצירת סבל כה רב היא משהו שקשה גם לי."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."مسببة الكثير من العذاب لم يكن شيئاً جيداً بالنسبة لي، أيضاً."
Bu kadar çok işkence yaratmak benim için de iyi birşey değildi."ところが それほど彼女を苦しめた理由は
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.A jeho pán, rozhnevaný, vydal ho mučiteľom, dokiaľ by nezaplatil všetkého, čo mu bol dlžen.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.A rozgniewawszy się pan jego, podał go katom, ażby oddał to wszystko, co mu był winien.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Chủ nổi giận, phú nó cho kẻ giữ ngục cho đến khi nào trả xong hết nợ.
Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti.Chủ nổi_giận , phú nó cho kẻ giữ ngục cho_đến khi nào trả xong hết nợ .