Ana içeriğe geç
Sözlük

işi ile cümle

işi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Çamaşır yıkamak benim işimdir.Washing clothes is my work.
Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry.
Büyükannem biraz ağır işitir. Yani hafifçe sağırdır.My grandmother is hard of hearing. In other words she is slightly deaf.
Her iki partinin ne söylemek zorunda olduğunu işitmedikçe gerçeği öğrenemezsin.You cannot learn the truth unless you hear what both parties have to say.
Ona kendi işine bakmasını söyle.Tell him to mind his own business.
Başka insanların işine karışmamalısın.You shouldn't interfere in other people's business.
Sıkıcı işimde rutine bağladım ve yeni bir şey yapmam gerekiyor.I'm stuck in a rut in my boring job and need to do something new.
Bir üniversite işi çok sana daha çok istirahat zamanı verirdi.A university job would give you a lot more free time.
Üniversiteden mezun olduktan sonra ihracat işiyle ilgilenmeyi umuyorum.I hope to be engaged in the export business after graduating from college.
Bu işi kim yapabilir?Who can do this work?
Ev işinde bana yardım edecek birine ihtiyacım var.I need someone to help me with housework.
Ben geç kaldığım için üzgünüm, ama yapacak bir sürü işim vardı.I'm sorry I am late, but there's been a lot of work to do.
Naomi az önce işini bitirdi.Naomi has just finished her work.
Bahçedeki yabani otları çekmek onun işi.It's his job to pull the weeds in the garden.
Maziye sünger çekip yeniden başlamak için işimi bıraktım ve taşındım.I quit my job and moved so I could start off with a clean slate.
Telefonla işin bitti mi?Are you through with the phone?
Hava kararmadan önce işi bitirmek için hepimiz dışarı çıktık.We went all out to finish the work before dark.
Pazar günleri biz her zaman işi boş veririz.We always take it easy on Sundays.
Onun işi kendi başına yaptığını düşünüyor musun?Do you think he did the job on his own?
Onun bu işi kabul ettiği doğrudur.It is true that he accepted this job.
Bu işi bitirmek onun iki gününü alacaktır.It'll take him two days to finish this work.
O, işi tek başına tamamlamış olamaz.He cannot have completed the work by himself.
O dönmeden önce işi yaptıracağım.I'll get the work done by the time he gets back.
Emekli olduğunda onun işini oğlu devraldı.When he retired, his son took over his business.
Eski işine döndürmek için firmasını ikna etti.He persuaded his firm to let him go back to his old job.
Onun işini bırakacağından eminim.I am certain that he will quit his job.
Onun işini terk etmek için karar verdiğini bilmiyordum.I didn't know he had decided to leave his job.
O, işi kendi başına yaptı.He did the work on his own.
O hep şikayetçi olduğu için işi yaparken zor bir zaman geçirdik.We had a hard time doing the job because he was always complaining.
O bu işi yapabilir mi?Can he do this job?
Ona işinde sana yardım ettir.Get him to help you with the work.
Onun işi uygun olarak yapma yeteneği yoktur.He doesn't have the ability to do the work properly.
Onun yapacak çok işi vardı.He had a lot of work to do.
O, işi yapacak yeteneğe sahiptir.He has the ability to do the job.
Onun işi yapma yeteneğinden şüphe ediyorum.I doubt his ability to do the job.
Bir işi yönetmek için yeterli yeteneğe sahip.He has enough ability to manage a business.
Bir işi yönetme yeteneğine sahip.He has the ability to manage a business.
Onun yeni bir işi var.He got a new job.
Onun emri altında çalışmaktansa işi bırakmayı tercih ederim.I would rather quit than work under him.
O evimin işitme menzilinde yaşıyor.He lives within earshot of my house.
Şirketi işini genişletiyor.His company is extending its business.
Onun deneyimi, ona işi yapma niteliği kazandırıyor.His experience qualifies him to do the job.
Onun işi mukayese edilemez.His work is beyond comparison.
Onun işi standartlara uygun değil.His work is not up to standard.
Onun işinde gelecek yok.There is no future in his job.
Onun işi, bir tur otobüsü sürücülüğüdür.His job is driving a sight-seeing bus.
Onun işi İngilizce öğretmektir.His job is to teach English.
Onun işi yabancı alıcılarla görüşmek.His job is to negotiate with foreign buyers.
Onun işi mühendislik.His work is in engineering.
Onun işi arabaları yıkamaktır.His work is washing cars.
Onun işi satışları yükseltmektir.His job is to promote sales.
Onun işinin iflasın eşiğinde olduğunu duydum.I hear his business is on the verge of going bankrupt.
Onun işinin iflasın eşiğinde olduğunu duyuyorum.I hear his business is on the verge of ruin.
Onun işi sadece kısmi bir başarıydı.His business was only a partial success.
O, işi oğluna devretti.He turned over the business to his son.
Onun işi iyi gidiyor.His business is doing well.
Onun işi nedir?What is his business?
O, babasının işini devraldı.He has taken over his father's business.
Yine de o işini asla yapmadı.He never did his work anyhow.
Biz onu ofiste bulamıyoruz. O, işini bırakmış olabilir.We cannot find him in the office. He may have quit his job.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod