Tom işinden şikayet etti.Tom complained about his job.
Tom şimdi bir işitme cihazı takıyor.Tom wears a hearing aid now.
Tom geçen ay işini kaybetti.Tom lost his job last month.
Tom, Mary'ye işini sevmediğini söyledi.Tom told Mary he didn't like his job.
Tom işinin zor olduğunu söyledi.Tom said his job was tough.
Tom işini Pazartesi günü kaybetti.Tom lost his job on Monday.
Tom yıllardır bu işi yapmıştı.Tom had that job for years.
İyi bir işim yok.I don't have a good job.
Tom bir işi olduğuna memnun.Tom is glad he has a job.
Tom, Mary'ye işinin zor olduğunu söyledi.Tom told Mary his job was tough.
Tom, Mary'nin bir işi olmadığını söyledi.Tom said Mary didn't have a job.
Tom ve ben işimizi kaybettik.Tom and I lost our jobs.
Tom Mary'yi bir ayak işine gönderdi.Tom has sent Mary on an errand.
Onu yapmak benim işimdir.Doing that is my job.
Senin işin yarım yamalak.Your work is sloppy.
Tom yeni işini seviyor.Tom likes his new job.
Tom işini iyi yapıyor.Tom does his job well.
Tom o işi iyi yaptı.Tom did that job well.
Benim bir işim yoktu.I didn't have a job.
Ben bu işi yapamam.I can't do that job.
Bunu yapmak benim işimdir.Doing that's my job.
Bir işin bir hobi gibi olması gerektiğine inanıyorum.I believe that a job should be like a hobby.
Kendi işim var.I have my own job.
Sence bu nakliye işi kaça patlar?How much do you reckon this carriage would cost?
Tom'un bu işi gerçekten isteyip istemediğini merak ediyorum.I wonder whether Tom really wants that job.
Tom'un neden işini bırakmayı planladığını merak ediyorum.I wonder why Tom is planning to quit his job.
Tom işini bitirmiş görünüyordu.Tom seemed to have finished his work.
Tom'un bu işi neden istediğini merak ediyorum.I wonder why Tom wants that job.
Tom bana yapacak bir işi olduğunu söyledi.Tom told me he had some work to do.
Tom'un neden işinden ayrıldığını merak ediyorum.I wonder why Tom quit his job.
Tom'un Mary'nin işini neden bıraktığını bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows why Mary quit her job.
Tom işin ehli görünüyordu.Tom seemed competent.
Sami işini bitirdi.Sami finished his work.
Sami işini çok ciddiye alıyor gibi görünüyor.Sami seems to be taking his job very seriously.
Tom, günün sonuna kadar işi yaptırmak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to get the job done by the end of the day.
Fransızcan bu işi alacak kadar iyi değil.Your French isn't good enough to get that job.
Fransızcan bu işi almak için yeterince iyi değil.Your French isn't good enough to get that job.
Tom yeni işine pazartesi günü başlayacak.Tom is going to start his new job on Monday.
Bu işi yaptırmak zaman alacak.It's going to take time to get that done.
Bugün yapacak ne kadar işin var?How much work do you have to do today?
Tom'un hâlâ bitirilmemiş bir işi var.Tom still has unfinished business.
Tom'un şimdi iyi ödeyen bir işi var.Tom now has a job that pays well.
Tom işi çok iyi yapmadıTom didn't do the job very well.
Tom ve Mary'nin yapacak bir işi yok.Tom and Mary have nothing to do.
Ne Tom'un ne de Mary'nin bir işi var.Neither Tom nor Mary has a job.
Buradaki işimiz neredeyse bitti.Our work here is almost done.
Geçimimi sağlamak için bu işi yapıyorum.I do that for a living.
Tom'un bu işi reddedip reddetmediğini merak ediyorum.I wonder whether or not Tom turned down that job.
Tom'un işini bırakıp bırakmadığını merak ediyorum.I wonder whether or not Tom has quit his job.
Tom, eve gitmeden önce yaptığı işi bitirmek istiyor.Tom wants to finish what he's doing before he goes home.
Tom'un başvurduğu işi alacağını düşünüyor musun?Do you think Tom will get the job he's applied for?
Bana teklif ettikleri işi kabul etmeye karar verdim.I've decided to accept the job they've offered me.
Nitelikli olmama rağmen işi almadım.I didn't get the job, even though I was qualified.
Bana önerilen işi kabul etmeye karar verdim.I've decided to accept the job I've been offered.
Tom bile kendisi işi alacağını düşünmüyor.Even Tom himself doesn't think he'll get the job.
Tom yaptığı işi yapmayı bırakmak zorunda değildi.Tom didn't have to stop doing what he was doing.
Tom düşük maaşa rağmen işi kabul etti.Tom accepted the job in spite of the low salary.
Son işimden hoşlanmadım. Bu yüzden ayrıldım.I didn't enjoy my last job. That's why I quit.
Tom kendi işini başlamak istemiyor.Tom doesn't want to start his own business.
Tom bana Mary'nin işinde iyi olduğunu söyledi.Tom told me that Mary was good at her job.