Ben bu işi bir arkadaşa yardımcı olmak için yapıyorum.I'm doing this job to help a friend.
Arabamın bir fren işine ihtiyacı olduğunu nasıl bilirim?How do I know when my car needs a brake job?
Bu gece eve gitmeden önce yapmak zorunda olduğum birkaç işim var.I have a few things I have to do before I can go home tonight.
Yapmak zorunda olduğum birkaç işim var.I have a few things I have to do.
Bu işin ne kadar stresli olacağını hiç fark etmedim.I never realized how stressful this job would be.
Hâlâ ilgilenecek bir sürü işim var.I still have a lot of things to take care of.
Sanırım Tom'un çok iyi bir işi yok.I think Tom doesn't have a very good job.
Bence Tom'un çok iyi bir işi yok.I think Tom doesn't have a very good job.
Bana kalırsa Tom'un çok iyi bir işi yok.I think Tom doesn't have a very good job.
Tom'un çok iyi bir işi olmadığını düşünüyorum.I think Tom doesn't have a very good job.
Kanımca Tom'un çok iyi bir işi yok.I think Tom doesn't have a very good job.
Tom'un bu işin üstesinden gelebileceğine eminim.I'm sure Tom will be able to handle this job.
Arabamın bir fren işine ihtiyacı var.My car needs a brake job.
Burada yapacak önemli bir işimiz var.We have an important job to do here.
Yapacak çok işimiz olacak.We'll have plenty to do.
Eski işini yeniden alabilirsin.You can have your old job back.
Sen kendi işini yap, ben benimkini yaparım.You do your thing, I'll do mine.
Belli ki işinde çok iyisin.You're obviously very good at your job.
Tom işi kabul etti.Tom accepted the job.
Tom Mary'nin işine hayran kaldı.Tom admired Mary's work.
Tom bana işim hakkında sordu.Tom asked me about my job.
Tom işinden şikayetçi olmaktan başka hiçbir şey yapmadı.Tom did nothing but complain about his job.
Tom işi tek başına yaptı.Tom did the work by himself.
Tom neden işimizden memnun olmadığını söylemedi.Tom didn't say why he wasn't happy with our work.
Tom üç gün içinde işi bitirdi.Tom finished the job in three days.
Tom herhangi bir zorluk olmadan işi bitirdi.Tom finished the work without any difficulty.
Tom açıkçası işinden bıkmış.Tom is obviously tired of his job.
Tom işine konsantre olmaya çalıştı.Tom tried to concentrate on his work.
Tom işi zamanında bitirmek için ne gerekiyorsa yapacak.Tom will do whatever it takes to finish the job on time.
Tom'un karısı ondan işini bırakmasını istedi.Tom's wife asked him to quit his job.
Tom dün işi bıraktı.Tom quit his job yesterday.
Onlarla işiniz bittiğinde bu kitapları rafa koyun.Replace those books on the shelf when you're done with them.
Bütün paramı yatırdım ve daha sonra onların işinin bir raket olduğunu öğrendim.I invested all my money and then found out their business was a racket.
Tom'un bir taksi şoförü olarak işi var.Tom has a job as a taxi driver.
Tom! Bana cevap ver! Orada olduğunu biliyorum ve beni işitebileceğini biliyorum.Tom! Answer me! I know you're in there, and I know you can hear me.
Bu benim işimin bir parçası.That's part of my job.
Tom kendini işine adamış.Tom is very dedicated to his work.
Biz Tom'un işini tatmin edici buluyoruz.We find Tom's work satisfactory.
Tom işinden çok tatmin olur.Tom gets a lot of satisfaction from his work.
Tom işini satmaya ve emekli olmaya karar verdi.Tom decided to sell his business and retire.
Evimle ilgilenme işini Tom'a bıraktım.I gave Tom the run of my house.
Bugün yapacak çok işimiz var.We have a lot of work to do today.
Tom bana işini bırakmaya karar verdiğini söyledi.Tom told me that he'd decided to quit his job.
Tom işini Mary ile asla tartışmaz.Tom never discusses his work with Mary.
Tom'un yapacak işi var.Tom has work to do.
Kimse bu işi yapamaz.Nobody could make that work.
Tom o emekli olduğunda Mary'nin işini devralmakla ilgileneceğini söyledi.Tom said he'd be interested in taking over Mary's job when she retires.
Teorilerinden bir tane daha işitmekle ilgilenmiyorum.I'm not interested in hearing any more of your theories.
Sen gerçekten işin bir parçasısın.You really are a piece of work.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden geçinmekte sıkıntı yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble making ends meet.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden bütün faturalarımı ödemekte sorun yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble paying all my bills.
Yeni işimde kendimi güvende hissediyorum.I feel secure in my new job.
Tom sadece kendi işini kaybetti.Tom just lost his job.
Tom sadece işini yapıyor.Tom is just doing his job.
Tom'un işitme kaybı var.Tom has lost his hearing.
Tom Hollywood'ta bir oyunculuk işi aldı.Tom got an acting job in Hollywood.
Boston'da yaşarken araba yıkama işinde çalıştım.I worked at a car wash when I lived in Boston.
Bence Boston'daki o işi almalısın.I think you should take that job in Boston.
Hiç yorgun değilim. Arabayı sürme işinin çoğunu Tom yaptı.I'm not tired at all. Tom did most of the driving.
İş yapıldığı sürece işi kimin yaptığı Tom'un umurunda değil.Tom doesn't care who does the job as long as the job gets done.