Benim işim bitti gibi görünüyor.It looks like my job's done.
Tom bu işi alabilirdi.Tom could've had this job.
Tom ve benim yapacak işimiz var.Tom and I have work to do.
Bu senin işin, değil mi?That's your job, isn't it?
Telefonumun sende ne işi var?Why do you have my phone?
Ne işittin, Tom?What have you heard, Tom?
Tom ve benim işimiz var.Tom and I have business.
Bu, Tom'un el işi.This is Tom's handiwork.
Tom onun işini biliyor.Tom knows his business.
Tom işini biliyor.Tom knows his business.
Tom işin içindeydi belki de.Maybe Tom was involved.
Bu benim işim, biliyorsun.It's my job, you know.
Yapacak bir işin var.You have a job to do.
Yapacak bir işimiz var.We have a job to do.
Tom'un yapılacak bir işi var.Tom has a job to do.
O bizim işimiz değil.That's not our job.
O benim işim değildi.That wasn't my job.
Senin işin neydi?What was your job?
Tom işi ağırdan aldı.Tom took his time.
Tom işi rölantiye aldı.Tom took his time.
O benim işim olacak.That'll be my job.
Tom bu işin içinde mi?Is Tom in on this?
Bir işin var mı?Do you have a job?
Tom işin içinde miydi?Was Tom in on it?
O bizim işimizdi.That was our job.
Sadece işi yap.Just do the job.
Tom'un işi var.Tom has a job.
Bu işi bitirmek için bir güne daha ihtiyacımız var.We need another day to finish this job.
Bu gece bu işi bitirmeliyiz.We must finish this job tonight.
Onun harika bir işi var.She has a cool job.
Bütün işini yaptırmada herhangi bir sorun yaşadın mı?Did you have any problem getting all your work done?
Sorun Tom'un işi yapabileceğinden emin olmamamız.The problem is we're not sure Tom can do the job.
Benim işim, insanların sorunlarını çözmelerine yardımcı olmak.My job is to help people solve their problems.
Benim işim sorunları öngörmek.My job is to anticipate problems.
Yaprak üfleyiciler işitme kaybına neden olabilir.Leaf-blowers can cause hearing loss.
Öbür güne kadar bu işi bitirmeliyim.I must finish this work by the day after tomorrow.
Bu hafta bir sürü işim var.I have a lot of work this week.
Başka insanların işine burnunu sokma!Don't stick your nose into other people's business.
İlk başta işimden hoşlanmadım ama artık ondan hoşlanmaya başlıyorum.At first I didn't like my job, but I'm beginning to enjoy it now.
Tom'un işi yapmak için yeterince iyi şekilde Fransızca konuşabilip konuşamadığı şüpheli.It's doubtful whether Tom can speak French well enough to do the job.
Böylesine iyi bir işiniz olduğu için çok şanslısınız.You're very fortunate to have such a good job.
İlk işi yarın yapacağım.I'm going to do that first thing tomorrow.
Bu işi 2.30'a kadar bitiremem.I can't finish this work by 2:30.
Gerçekten işini iyi biliyorsun, Tom.You really know your stuff, Tom.
Tom işinde gerçekten iyi.Tom is really good at his job.
Gerçekten işini biliyorsun.You really know your stuff.
Gerçekten işinin ehlisin.You really know your stuff.
Tom gerçekten işinin ehlidir.Tom really knows his stuff.
Tom gerçekten işini iyi bilir.Tom really knows his stuff.
Burada işimiz bitti.We're through here.
Şimdi beni işitebiliyor musun?Can you hear me now?
Bazen işimden nefret ediyorum.I hate my job sometimes.
Amcamın Boston'daki işine ilgi duyuyorum.I have an interest in my uncle's business in Boston.
Ev işinde sana kim yardım ediyor?Who helps you with your housework?
Tom'un işi özensiz.Tom's work is sloppy.
Tom tüm dikkatini işine verir.Tom is absorbed in his work.
Birkaç Danimarka hamur işi alın.Get some Danish pastries.
Benim işim bulaşıkları yıkamaktır.My job is to wash the dishes.
Lütfen kendi işine bak.Kindly mind your own business.
Senin için küçük bir işim var.I've got a little job for you.