Ana içeriğe geç
Sözlük

işi ile cümle

işi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sessiz olun, ya da işitmeye değer bir şey konuşun.Be silent, or speak something worth hearing.
Onun işi sorunsuz gidiyordu.Her work was going smoothly.
Onun başarısız olma nedeni işini ihmal etmesinden dolayı idi.The reason he failed was because he neglected his work.
Ona üç gün önce işi bitirdiğini söyledin.You told her that you had finished the work three days ago.
Bugünün işini yarına bırakma.A stitch in time saves nine.
Hadi yapalım şu işi.Let's do it.
Babasından işi miras aldı.He inherited the business from his father.
Uzun süre görüşmedik. Ben, işini tekrar değiştirmiş olduğunu duydum.Long time, no see. I hear that you've changed your job again.
Onun için bu zor işi bırakmak istiyorum.I want to leave this difficult job to her.
İyi bir başlangıç, işin yarısıdır.A good start is half the work.
Bu benim işim.It's my job.
Şakamı yapıyorsun? farklı bir şey işittim.Are you joking? I heard something else.
Benim bir internet işim var.I have an internet business.
Onu işittiğime üzüldüm.I am sorry to hear that.
Hayallerinizin işini bulmak için hızlı ve etkili bir çözüm!The fast and effective solution for finding the job of your dreams!
Bizim işimiz asla bitmez.Our work never ends.
Benim işim bebeğe bakmaktır.My job is to take care of the baby.
Benim işim bebeğimize bakmaktır.My job is taking care of our baby.
Bebeğe bakmak benim işimdir.It's my job to take care of the baby.
Bu nedenle işini kaybetti.For that reason, he lost his job.
Böyle kısa bir zamanda işi bitiremem.I can't finish the job in such a short time.
Bilmek işin en zor tarafıdır.Knowing is half the battle.
O işi yapmasına gerek yoktu.She didn't need to do that work.
Başka hiç kimse işimi yapamadı.No one else could do my work.
Dinlenebilmemiz için işi bitirip kurtulalım.Let's get the work over with so we can relax.
Arabaları satmak benim işimdir.Selling cars is my job.
Bu benim işim değil.It's not my business.
Tom işinden kovuldu.Tom was dismissed from his job.
O, yeni işiyle daha fazla sorumluluk aldı.With his new job, he's taken on more responsibility.
Kendi işine bakmalısın.You should mind your own business.
O işinden istifa etmeye karar verdi.She decided to resign from her job.
O işini bırakmaya karar verdi.She decided to quit her job.
Eve gitmeden önce bitirecek birkaç işim var.I have a few things to finish up before I go home.
Bir günde bu miktarda işi bitirmenin mümkün olduğunu sanmıyorum.I don't think it's possible to finish that amount of work in one day.
Yeni işini seviyor musun?Do you like your new job?
Eski işini bırakıp kendi işine başlaması kararı gerçekten işe yaradı.His decision to quit his old job and start his own business really paid off.
Ben şu anki işimi bırakmak istiyorum.I want to quit my current job.
Yıkama benim işim.Washing is my work.
Son zamanlardaki olaylar sebebiyle, kendimi işime vermem tamamen imkansız.Due to recent events, it is completely impossible for me to focus on my work.
Elbiseleri ve çarşafları yıkamak benim işimdir.Washing clothes and sheets is my work.
Sen ve ben işi bitirmedik.You and I have unfinished business.
Yeni işinde çok para kazandı.He made a lot of money in his new business.
O çok sıkıntıdaydı ama mecbur olduğu işi isteyerek yaptı.She was in dire straits, but made a virtue out of necessity.
Dün işim yoktu.I had no work yesterday.
Şu anda yapacak çok işim var.I've got much work to do at the moment.
O işi almak her şeyi yapmaya istekli olurdum.I'd be willing to do anything to get that job.
Bir hafta içinde işi bitireceğim, yani, beş Mayısta.I'll finish the work in a week, that is, on May fifth.
Her gün anneme ev işinde yardımcı olurum.I help my mother with the housework every day.
Başka biri onu yaptığında bile işi sevmiyorum.I do not like work even when someone else is doing it.
Tom yeni işi almaya karşı.Tom is against taking the new job.
Tüm işimi erken bitirdim.I finished all my work early.
Evrak işimin gerisindeyim.I'm behind in my paperwork.
Tom işinde geride kalıyor.Tom is getting behind in his work.
O, işini kaybettiği için eğitimini ertelemek zorunda kalacak.She'll have to delay her education because she lost her job.
Öğretmen bu proje üzerindeki işi bölmemizi istiyor.The teacher wants us to divide the work on this project.
Tom bir acil durum çağrısı aldı ve işi terk etmek zorunda kaldı.Tom got an emergency call and had to leave work.
Tom'un işi aşırı stress yaratıyor.Tom's job creates extreme stress.
Tom'un bilgisayar sanayinde iyi bir işi var.Tom has a good job in the computer industry.
On yıl içerisinde Tom'un sekiz işi oldu.Tom has had eight jobs in ten years.
Tom işini kaybettiğinde arkadaşları çok nazikti.Tom's friends were very kind when he lost his job.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod