İyi hissetmiyordum fakat işe gittim.I didn't feel well, but I went to work.
Bu gerektiğinde işe yarayacak.This will come in handy in a pinch.
Keşke böyle işe yaramaz bir şey almasaydım.I wish I had not bought such a useless thing.
Çok iyi görünmüyorsun. Bugün işe gitmesen iyi olur.You don't look very well. You had better not go to work today.
O kitap işe yaramaz.That book is of no use.
Siz işe katılmak zorundasınız.You must attend to your work.
İnşallah planın işe yarar.I hope your plan will work out.
Tüm dikkatini yaptığın işe ver.Give your whole attention to what you are doing.
İki kez denedim fakat hiçbiri işe yaramadı.I tried twice, but neither try worked.
"Bana yazacak bir şeyler verin." "Bu tükenmez kalem işe yarar mı? ""Give me something to write with." "Will this ball-point pen do?"
Bir haftadır işe gelmiyor.He has been absent from work for a week.
Söze bakılmaz, işe bakılır.Actions speak louder than words.
Bu şu an için işe yarar.This will do for now.
Bu sabah uyandığımda, ebeveynlerimin her ikisi de işe gitmişti.When I woke up this morning, both of my parents had gone to work.
Bugün işe zamanında vardın mı?Were you on time for work today?
Son zamanlarda işe bir tren önce geliyorum.I've been coming to work one train earlier lately.
Sizi işe almaya karar verirsek, bizden haber alırsınız.If we decide to hire you, you will hear from us.
Lütfen işe giderken bu paketi Jones'ların evine bırak.Please drop off this package at the Jones' when you go to work.
Ben işe giderken, bu paketi Jones'ın evine bırakacağım.I will drop off this package at the Jones' when I go to work.
Telefon çaldığında işe gitmek üzereydim.I was about to leave for work when the telephone rang.
Planımız pratikte işe yaramadı.Our plan didn't work in practice.
Kılavuz mümkün olduğu kadar erken işe koyulsak iyi olur dedi.The guide said that we had better set out as soon as possible.
Biz her akla uygun yöntemi denedik, ama kesinlikle hiçbir şey işe yaramıyor.We've tried every conceivable method, but absolutely nothing works.
Biz işe gitmek için aynı otobüse bineriz.We take the same bus to work.
Biz onu bir asistan olarak onu işe aldık.We employed her as an assistant.
Bence o, işe uygun değil.In my opinion, he is not fit for the work.
Bence, işe uygun değil.In my opinion, he is not fit for the work.
Kocam genellikle saat sekizde işe gider.My husband usually leaves for work at 8 o'clock.
Babam işe bisikletle gider.My father goes to work by bike.
Annem zor işe alışık değildir.My mother is not accustomed to hard work.
İngilizce konuşabilen birini işe alacağım.I will employ somebody who can speak English.
Bu işe bir saat önce başladım.I started this job an hour ago.
Korkarım ki planınız işe yaramayacak.I am afraid your plan will not work.
Amcam tarafından işe alındım.I was hired by my uncle.
Ben zor işe alışkındım.I was accustomed to hard work.
Zor işe alışkın değilim.I am not used to hard work.
Gecikmeden o işe başlamalıyım.I must set about that work without delay.
Kızı işe alacağım çünkü Fransızca konuşabiliyor.I will employ the girl, because she can speak French.
Seni işe karıştırmak istemedim.I didn't want to bring you in.
Boğazıma kadar işe batmış vaziyetteyim.I am up to my neck in work.
Ben işe az önce uçarak geldim.I just flew in on business.
Onun işe girdiği yılı hatırlıyorum.I remember the year when he got a job.
Onun gerçekten işe başladığın asla görmedim.I've never seen him really get down to work.
Onun tavsiye ettiği kişiyi işe alacağım.I'll hire whoever he recommends.
Ben hasta olduğum için işe gidemedim.I couldn't go to work because I was sick.
Her gün sabah saat dokuzda işe başlarım.I report to work at 9 o'clock every morning.
Her gün işe giderim.I go to work every day.
Her gün işe arabayla giderim.I go to work by car every day.
Gelecek hafta yeni bir işe başlayacağım.I am going to start a new job next week.
Zamanı boşa harcamayı bırakalım ve bu işe devam edelim.Let's stop wasting time and get on with this work.
Pratiği olmayan teori işe yaramaz.Theory without practice will be no use.
Patron, işe zamanında gelmediği için Mike'ın işine son verdi.The boss gave Mike the ax for not coming to work on time.
Şirket gayri resmi olarak beni işe almaya karar verdi.The company has unofficially decided to employ me.
Bütün gün işe devam etti.He kept at the job all day.
Patronum sık sık işe gelmediğim için beni azarladı.My boss called me down for frequent absence from work.
Patronum benim işe uygun olduğumu düşünmüyor.My boss doesn't think I am equal to the job.
Onun işe yarayacağını düşünüyor musun?Do you think it will work?
Üniversiteye mi gideceğimden ya da bir işe mi gireceğimden henüz emin değilim.I am not sure yet if I will go to a university or get a job.
Herhangi biri işe yarar.Anybody will do.
Havadan şikâyet etmen bir işe yaramaz.It is no use complaining about the weather.