Bir işe yara.Make yourself useful.
Tom Mary'yi işe alabilir.Tom might hire Mary.
Tom ne zaman işe alındı?When was Tom hired?
Bu, işe yaradı.That did the trick.
Neyse ki, o, işe yaradı.Luckily, it worked.
Bu ne işe yarar?What does this do?
Tom'u işe koyun.Put Tom to work.
Tom Mary'yi işe aldı.Tom hired Mary.
Tom bir işe girdi.Tom got a job.
Ben saat yedide işe giderim.I go to work at seven o'clock.
Bu sorunu çözmek için birini işe almamız gerekir.We need to hire someone to take care of this problem.
O sorunla ilgili işe başlayalım.Let's get to work on that problem.
Tom işe giderken her sabah bu parktan geçer.Tom walks through this park every morning on his way to work.
Aptalca planın gerçekten işe yarıyor.Your stupid plan is actually working.
Bu en iyi çözüm olmayabilir ama işe yarayacak.This may not be the best solution, but it'll work.
Bu tür zor işe alışkın değilim.I'm not used to this kind of hard work.
Bunun sizin için işe yaramasına memnunum.I'm glad it works for you.
O tamamen işe yaramaz.She's completely useless.
O özel bir dedektif işe aldı.She hired a private detective.
Üzgünüm, işe yaramıyor.It just doesn't work, I'm sorry.
Herkes işe gitsin.Go to work, everyone.
Doktorun önerdiği merhem gerçekten işe yaradığı için mutluyum.I am happy the ointment the doctor has recommended really works.
Çocuğunuz bezine işedi.Your child peed in his diaper.
Tom otobanda çok hızlı araba kullanarak Mary'yi etkilemeye çalıştı ama işe yaramadı.Tom tried to impress Mary by driving very fast on the Autobahn, but it didn't work.
Ben sokakta işedim.I peed on the street.
Ben başka bir iş yapmak için başlangıçta işe alındım.I was hired originally to do another job.
8.30'da işe varırım.I arrive at work at 8:30.
Her gün işe giderken bankanın önünden geçiyorum.I pass the bank every day on the way to work.
Tom Mary'ye bugün içinden işe gitmenin gelmediğini söyledi.Tom told Mary that he didn't feel like going to work today.
Tom Mary'ye bugün canının işe gitmek istemediğini söyledi.Tom told Mary that he didn't feel like going to work today.
Sonunda Tom'un yerini alacak birini işe aldık.We've finally hired someone to replace Tom.
Tom'un planının işe yarayacağını düşünüyorum.I think Tom's plan will work.
Ben tam-zamanlı bir işe sahibim.I have a full-time job.
Tom işe yürüyerek gider.Tom walks to work.
Eğer işe yaramadıysa neden yapmayı sürdürüyorsun?If it didn't work why would you keep doing it?
Tom tamamen iyileşti ve işe geri gidebilir.He has completely recovered and can go back to work.
Sen Tom'u işe aldın, değil mi?You hired Tom, didn't you?
Tom'u işe aldı.He hired Tom.
O, Tom'u işe aldı.She hired Tom.
Mary Tom'u işe aldı.Mary hired Tom.
Siz beni işe aldınız, değil mi?You hired me, didn't you?
O beni işe aldı.He hired me.
Tom beni işe aldı.Tom hired me.
Mary beni işe aldı.Mary hired me.
Tom çok kötü üşütmesine rağmen işe gitti.Even though Tom had a bad cold, he went to work.
Lütfen işe git.Please get to work.
Sana bunun işe yarayacağını söyledim.I told you that would work.
Bu, işe yarayacak mı?Is this going to work?
Bu işe yaramayacak, değil mi?It's not going to work, is it?
Bu, işe yaramayacak, bilirsin.It's not going to work, you know.
O işe yaramayacak, değil mi?That's not going to work, is it?
O işe yaramayacak.That's not going to work.
Karışmasaydın plan işe yarardı.The plan would've worked, if you hadn't interfered.
Biliyorsun, bu işe yaramayacak.This isn't going to work, you know.
Onun işe yarayacağını sana düşündüren ne?What makes you think that'll work?
Sonunda işe yarar bir öneri!Finally one useful suggestion!
Bilim adamları deneyin işe yarayacağından emin değildi.The scientists weren't sure if the experiment was going to work.
Beyin yıkama işe yarar.Brainwashing works!
Tom işe yaramaz.Tom's useless.
Avustralya büyük elçiliğinde bir işe başvurman gerektiğini düşünüyorum.I think you should apply for a job at the Australian embassy.