Bu yüzden bir işadamı emekliye ayrılınca depresyona giriyor çünkü artık oynayacak bir oyunu kalmıyor.لذلك عندما يتقاعد رجل اعمال فأنه قد يصاب بالإكتئاب لأنه لم يعد له شئ ليفعله
Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;그는 우리 디자인을 보고 말했습니다.
Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Увидев наш проект, он говорит:
Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;שראה את העיצוב שלנו ואמר,
Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;قام برؤية تصاميمنا وعلق قائلاً:
Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;「あれ、これは漢字の"人"という字ですね」
- İşadamı, doğal olarak, bir milyon - Kıpırda.- Biznismen, normálne, milión. - Hýb sa!
- İşadamı, doğal olarak, bir milyon - Kıpırda.- Bussinesman, normálně, milión. - Podívej!
- İşadamı, doğal olarak, bir milyon - Kıpırda.Een zakenman, natuurlijk, één miljoen. - Vooruit.
- İşadamı, doğal olarak, bir milyon - Kıpırda.Un uomo d'affari, naturalmente, un milione. -Muoviti!
- İşadamı, doğal olarak, bir milyon - Kıpırda.Бизнесмен, естествено - милион. Хайде, бе!
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Ahogy egy üzletember mondta nekem New Yorkban választottjáról:
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Como um empresário de Nova Iorque me disse:
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Jak mi řekl jeden obchodník z New Yorku:
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Kot mi je rekel nek podjetnik v New Yorku:
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Như một thương nhân ở New York đã nói với tôi, anh ta nói rằng.
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."Aşa cum spunea un om de afaceri din New York "Orice îi plăcea ei, îmi plăcea şi mie!".
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."Biznesmenowi z Nowego Jorku podobało się "wszystko to, co jej".
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."Come mi disse un uomo d'affari di New York, "qualunque cosa piacesse a lei, piaceva anche a me".
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."뉴욕의 한 사업가가 말하길, "그녀가 좋아하는 모든 것을 난 좋아했다."
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."Som en affärsman i New York sa till mig, han sa "Allt som hon gillade, gillade jag."
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."Zoals een zakenman in New York tegen me zei, "Alles dat zij leuk vond, vond ik leuk."
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."Ένας επιχειρηματίας από τη Νέα Υόρκη που είπε κάποτε, "Ότι της άρεσε, μου άρεσε."
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."כמו שאמר לי איש עסקים ניו יורקי, הוא אמר "כל מה שהיא אהבה, אני אהבתי."
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."و كما قال لي رجل أعمال من نيويورك أي شئ يعجبها يعجبني
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."シンブルですね 恋愛とはとてもシンプルなものです
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi: "Sevdiği her şeyi ben de sevdim."正如一位喺紐約嘅商人對我講,佢話「佢鍾意乜,我就鍾意乜。」
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Tak ako mi povedal jeden obchodník v New Yorku:
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Un homme d'affaires new-yorkais m'a dit un jour:
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Wie ein Geschäftsmann mir einmal sagte:
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Как сказал один бизнесмен в Нью Йорке:
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Както ми каза един безнесмен от Ню Йорк:
New York'tan bir işadamı bana şöyle dedi:Як один бізнесмен в Нью-Йорку сказав мені:
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Bil je vodilni poslovnež imenovan Pedro Carmona.
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Bol to popredný podnikateľ Pedro Carmona.
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Był to znany biznesmen nazywał się Pedro Carmona
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Era um alto homem de negócios chamado Pedro Carmona.
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Era un importante uomo d'affari di nome Pedro Carmona.
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Es war ein führender Geschäftsmann, der Pedro Carmona hieß.
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Han var en framstående affärsman som heter Pedro Carmona.
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Ia adalah pengusaha kondang Pedro Carmona
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Pedro Carmona-nak hívták és vezető üzletember volt.
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Ήταν ο εξέχων επιχειρηματίας Πέδρο Καρμόνα.
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Става дума за един важен бизнесмен на име Педро Кармона.
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.Это был крупный бизнесмен Педро Кармона (приветствия и аплодисменты)
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.היה היה איש עסקים מוביל בשם .פדרו קארמונה
Pedro Carmona adında ileri gelen bir işadamıydı.彼らはみんな祝福していました
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Aber dann trafen wir einen chinesischen Unternehmer, der unser Design gesehen hatte und sagte:
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Ale potom sme mali stretnutie s čínskym podnikateľom, ktorý videl náš návrh a povedal:
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Ám, épp egy kínai üzletemberrel tárgyaltunk, aki meglátta a tervünket és így szólt:
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Dar după aceea am avut o întâlnire cu un om de afaceri chinez care a văzut proiectul nostru și care ne-a spus:
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Ma avemmo un incontro con un uomo d'affari Cinese che vide il nostro design e disse,
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Mas depois tivemos uma reunião com um empresário chinês que olhou para o nosso "design" e disse:
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Pero cuando nos reunimos con un empresario chino, vio nuestro diseño y dijo:
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Peu après, nous avons rencontré un homme d'affaires chinois qui a vu notre projet, et il nous a dit :
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Później spotkaliśmy się z chińskim biznesmenem, który zobaczył to i powiedział:
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Toen ontmoetten we een Chinese zakenman die ons ontwerp zag en zei:
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Μετά όμως είχαμε μία συνάντηση με έναν Κινέζο επιχειρηματία, που είδε το σχέδιό μας και είπε:
Sonra bizim dizaynımızı gören Çinli bir işadamı ile toplantı yaptık, şöyle dedi;Но после имахме среща с китайски бизнесмен, който видя нашия проект и каза,