iş ile cümle
iş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Canın sinemaya gitmek istemiyor mu?Don't you feel like going to the movies?
Ben sinemaya gitmek istiyorum.I'd like to go to the movies.
Canım sinemaya gitmek istemiyor. Onun yerine yürüyelim.I don't feel like going to the movies. Let's take a walk instead.
İş saatleri nedir?What are the business hours?
İş faaliyetlerimizi güçlendirmemiz için bunu yeniden organize etmeliyiz.We need to reorganize it in order to strengthen our business activities.
Bulutların arasından güneş ışığı demeti geldi.A beam of sunlight came through the clouds.
Egzersiz eksikliği nedeniyle çok az iştahım var.I have little appetite due to lack of exercise.
Ehliyetinin olması bu iş için bir avantaj.Having a driver's license is an advantage for this job.
Sürücünün canı dinlenmek istedi.The driver felt like taking a rest.
Bir sürücünün işi göründüğü kadar kolay değildir.The job of a driver is not as easy as it looks.
Yağmurda yürümek istiyorum.I like to walk in the rain.
Canım yağmurda şarkı söylemek istiyor.I feel like singing in the rain.
Yağmur yağmurluğuma işledi.The rain penetrated my raincoat.
Yağmur yağmaya başladı ve o ıslandı.It began to rain and she got wet.
Yağmur yağıyor ama dışarı çıkmak istiyorum.It's raining, but I would like to go out.
Şiddetli yağmur yağıyordu fakat o arabayla gezmekte ısrar etti.It was raining hard, but she insisted on going for a drive.
Sağ tarafla ısırma.Don't bite on the right side.
Bir içki ister misin?Would you care for a drink?
Şimdi içecekleri şipariş etmek istiyorum.I would like to order drinks now.
Ben emekli olduğumda hayatımın geri kalanını kırsalda geçirmek istiyorum.When I retire, I'd like to spend the rest of my life in the country.
Şimşeğin ışığı gök gürültüsünün sesinden önce gelir.The flash of lightning precedes the sound of thunder.
Cinayetler zincirinin aynı adam tarafından işlendiği sanılmaktadır.The chain of crimes are thought to have been committed by the same man.
Bir kitap ince, diğeri ise kalın. Kalın olanının yaklaşık 200 sayfası var.One book is thin. The other is thick. The thick one has about 200 pages.
Bir sigara ister misin?How about a smoke?
Yapılacak en iyi şey bir uzmanın onu onarmasını istemektir.The best thing to do is to ask an expert to repair it.
Ben en yakın American Express ofisinin telefon numarasını öğrenmek istiyorum.I'd like to know the phone number of the nearest American Express office.
Dört gece için sahip olduğunuz en ucuz odayı istiyorum.I'd like the most inexpensive room you have for four nights.
Ben bir hafta için en ucuz arabanızı kiralamak istiyorum.I'd like to rent your most inexpensive car for a week.
En iyi şey işi senin yapman olurdu.The best thing would be for you to do the work yourself.
Suda bir gecede ıslanmış elbiseler ağırdılar.The clothes soaked in water overnight were heavy.
Genel olarak konuşursak, Japonlar sıkı işçilerdir.Generally speaking, the Japanese are hard workers.
İçki istemem.I wouldn't mind a drink.
Canım içki istiyor.I feel like a drink.
Canım içki içmek istiyor.I feel like having a drink.
Ben size bir içki ısmarlayabilir miyim?Can I buy you a drink?
Sana bir içecek ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
Sana bir içki ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
Size bir içki ısmarlamama izin verin.Let me buy you a drink.
Bir içki ister misiniz?Want a drink?
Kimse bir yılda israf ettiğimiz paranın miktarını belirleyemez.No one can determine the amount of money we waste in a year.
Tüm bu işi bir günde yapmayı zor buluyorum.I find it difficult to do all this work in a day.
Bir günlük sıkı çalışmadan sonra sessiz olmak istiyorum.I want to be quiet after a day's hard work.
İş mi şimdi bu yaptığın?What's the big idea?
Böylesine zor bir işten sonra yorgun olmalı.He must be tired after such hard work.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.He remained poor despite being a hard worker.
Biri hariç tüm işçiler eve gitti.All the workers went home save one.
Bir adam bana geldi ve bir kibrit istedi.A man came up to me and asked for a match.
İş arkadaşlarından biri fısıldadı.One of his colleagues whispered.
Yalnız bırakıldığımda, bazen canım ağlamak istiyor.Left alone, I sometimes feel like crying.
Yalnız gitmek istemiyorum.I don't want to go alone.
Birlikte öğle yemeği yemek ister misin?Would you like to have lunch together?
Seninle gitmek istiyorum.I would like to go with you.
Sizinle gitmek istiyorum.I would like to go with you.
Birlikte gelmek ister misin?Do you want to come along?
Bizimle yüzmeye gitmek ister misin?Would you like to go swimming with us?
Benimle birlikte bir film izlemeye gitmek ister misin?Would you like to go see a movie with me?
Bir hafta içinde işi bitireceğim.I'll finish the work in a week or less.
Ben bir ısırık alabilir miyim?Can I have a bite?
Sadece biraz ısıracağım.I will bite just a little bit.
Tek kelimeyle, O işe yaramaz.In a word, she isn't any use.