işıktan ile cümle

işıktan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yarasa ışıktan kaçar.The bat flees the light.
Bir tardyon veya bradyon ışıktan daha yavaş hareket eder ve durgun kütlesi sıfırdan farklıdır.A tardyon or bradyon travels slower than light and has a non-zero rest mass.
İki durumda da herhangi bir madde, enerji ya da bilgi ışıktan hızlı hareket etmez.In neither case does any matter, energy, or information travel faster than light.
Mekanlar tasarlanırken doğal ışıktan maksimum yararlanmak hedeflendi.The building is designed to provide maximum natural light.
Böylece cam yoluyla giren ısı ve ışıktan bina korunmuş olur.So the light and heat entering the building through glass has to be prevented.
Işıktan kaçarak karanlık yerlerde yaşarlar.Will they run to hide in dark corners?
Işıktan heykeller kanal yatağına paralel olarak köprünün batısına 25 metre kadar uzanır.The hovering light sculpture extends parallel to the canal channel eighty feet west of the bridge.
Işıktan yaratılmıştır.So the fuse is lighted.
'Protocell'ler gerçekten ışıktan uzaklaşabiliyorlar.The protocells can actually move away from the light.
Bunlar ışıktan bağımsız reaksiyonlar.They're more the light independent reactions.
Gözünüze giren ışıktan kaçınabilirseniz, ritmi değiştirebilirsiniz.You can change the rhythm, if you get out of the lights.
İsa'yı görüyoruz, adeta şeffaf gibi, bacağında ışıktan gölgeye geçişler çok güzel, . .Giotto.
"Elektriğinizi ışıktan fazlası için kullanın.""Use your electricity for more than light."
Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş.And he goes to great lengths to protect the olive oil from oxygen and light.
Ve bunların hepsi buraya-- Ben buna ışıktan bağımsız reaksiyonlar diyeceğim.And all of this will go into the-- I'll call it the light independent reactions.
Yani ışıktan bağımsız reaksiyonlar, asıl mekanizması Kalvin Döngüsü'dür.So the light independent reactions, the actual mechanism is called the Calvin Cycle.
Ki kötü isimlendirilmiş, ışıktan bağımsız reaksiyonlar denmeliydi.Which is badly named, it should be called the light independent reaction.
Yoldan geçenleri ve motorlu taşıt sürücülerini ışıktan kör mü ediyorsunuz?Are you blinding passers by and motorists on the freeways?
Işıktan ve gölgeden oluşur.It's made of light and shadow.
Işık spektrumu gözle görülen ışıktan çok daha geniş.In fact, the light spectrum stretches far beyond the visible light we can see
Gerçekten de tam burada oldu -- ışıktan karanlığa altı saniyede.It's actually just happened here -- light to dark in six seconds.
Kaçtı, gökyüzünden ve ışıktan saklanarak.He ran away, hiding himself[br]from the sky and the light.
Işıktan karanlığa sürülecek, Dünyadan kovulacak.He shall be driven from light into darkness, and chased out of the world.
ALLAH'ın ışıktan yoksun bıraktığı kimsenin hiç birışığı olamaz.For him whom God does not give any light, there is no light.
İnanmayanlarınsa dostları Şeytan'dır, onları ışıktan karanlıklara götürür.As for the faithless, their awliya are the fake deities, who drive them out of light into darkness.
Yüzü kısık ışıktan ötürü seçilmeyen genç sarışın bir kadın, Tamara'yı sorar.A young blonde woman, whose face is obscured by low lighting, asks for Tamara.
Ama bir şeyleri ışıktan gizleyebilir misin?But can you hide things from light?
Çoğu deniz yassı solucanı doğrudan ışıktan saklanır.Most polyclads hide away from direct light.
Diğer larvalar ışıktan uzaklaşarak negatif fototaksi gösterir.Other larvae show negative phototaxis by swimming away from the light.
Işıktan hoşlanmazlar.It dislikes the light.
Kuzey Kutbu yazında gözleri parlak ışıktan koruması için tasarlanmıştır.They protect the eyes from the bright light during the Arctic summer
Işıktan kaçan çok aktif bir gece böceğidir. [1]It is a very active night insect that shuns light.[12]
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Durch ihren trockenen Lebensraum bedingt können sie aber längere Zeit ohne Essen und Trinken auskommen.
Bir tardyon veya bradyon ışıktan daha yavaş hareket eder ve durgun kütlesi sıfırdan farklıdır.Un bradyon, autrement dit une particule plus lente que la lumière. ↑
Işıktan kaçar, iyi uçucu değildir.L'aérodrome n'a pas de balisage lumineux.
Ancak, bu jetler ışıktan hızlı hareket etmemektedir.Ils ne brillent cependant pas par leur vitesse.
Işıktan dolayı Aurora Nisan ve Ağustos arası görünmez duruma gelir.A causa de la luz, no es posible ver la aurora entre abril y mediados de agosto.
Örneğin, Boeing’in standart test arayüzü bir düğme ve birkaç ışıktan oluşur.Per esempio, lo standard della Boeing per una interfaccia di test è composta da un bottone e alcune lampadine.
Mekanlar tasarlanırken doğal ışıktan maksimum yararlanmak hedeflendi.Progettare per sfruttare il più possibile la luce naturale.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir."Не мочить водой, держать подальше от яркого света, и никогда не кормить после полуночи.")
Işıktan yaratılmıştır.Твердыня Пламенная.
Bir tardyon veya bradyon ışıktan daha yavaş hareket eder ve durgun kütlesi sıfırdan farklıdır.Тардионы, или брадионы, движутся медленнее света и имеют ненулевую массу покоя.
Ayrıca bunların ışıktan korunması ve buzdolabında saklanması da önemlidir.ينبغي حفظ الحقن في الثلاجة، وحمايتها من الضوء.
Hayali kütleye sahip bir kuramsal parçacık daima ışıktan daha hızlı hareket eder.إلا أنه قد يكون ممكنا لجسم أن يوجد وهو يتحرك دائما أسرع من الضوء.
Işıktan yaratılmıştır.Geschapen uit reukloos vuur.
Ayrıca bunların ışıktan korunması ve buzdolabında saklanması da önemlidir.Ponadto został on wyposażony w radio i lodówkę.
Işıktan yaratılmıştır.När staden brann.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Skötselråden är enkla: inte mata den efter midnatt och att undvika solljus och vatten.
Işıktan (cisimsel olmayan) bir bedeni vardır.Власова Світлана Анатоліївна (нар.
Hayali kütleye sahip bir kuramsal parçacık daima ışıktan daha hızlı hareket eder.Egy elméleti részecske, aminek nyugalmi tömege képzetes szám, mindig a fénysebességnél gyorsabban közlekedik.
Mekanlar tasarlanırken doğal ışıktan maksimum yararlanmak hedeflendi.A minél nagyobb valószerűség érdekében csak természetes fényt használtak.
Bir tardyon veya bradyon ışıktan daha yavaş hareket eder ve durgun kütlesi sıfırdan farklıdır.Tardioni tai bradioni kulkee valoa hitaammin, ja sillä on nollasta eroava lepomassa.
Işıktan korkan hayaletimsi bir yaratık haline geldi ve pis cinayetler işleyerek ve kirli etler yiyerek yaşadı.Hänestä tuli hirveä olento, joka loisti pimeässä valoa ja eli saastaisilla murhilla ja liassa.
Işıktan kaçarak karanlık yerlerde yaşarlar.Ne pääsevät Valon maailmaan Pimeyden käytävien kautta.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Den behøver meget lidt vand og kan overleve i længere tid uden at drikke.
İki durumda da herhangi bir madde, enerji ya da bilgi ışıktan hızlı hareket etmez.Dalam hal yang manapun tidak ada materi, energi, atau informasi yang bergerak lebih cepat dari cahaya.
Işıktan kaçarak karanlık yerlerde yaşarlar.Mereka hidup di tempat-tempat gelap untuk menghindari cahaya.
Vücudu çevreleyen dünyanın bir temsilini oluşturmak için görünür ışıktan gelen bilgileri yorumlamaktadır.Sistem penglihatan menafsirkan informasi dari cahaya untuk mendirikan representasi dunia di sekeliling tubuh.
Işıktan kaçar, iyi uçucu değildir.Cahaya yang menerangi bukan dari lampu listrik.
Pek çok araştırmacı Şarca adının kaynağı olan Şarika adının ışıktan geldiğini kabul edilmektedir.Tuy nhiên, có rất nhiều giả thuyết về từ gốc tên gọi Khiết Đan.

İlgili Sayfalar