içti ile cümle

içti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben çok fazla içti!Пих твърде много!
Ben çok fazla içti!Я випив дуже багато!
Ben çok fazla içti!Я выпил слишком много!
Bildiğim şey ot içtikleriydi.A věděl jsem, že kouří trávu.
Bildiğim şey ot içtikleriydi.Azt tudtam, hogy drogoznak.
Bildiğim şey ot içtikleriydi.Ik wist dat ze dreadlocks hadden en dat ze wiet rookten.
Bildiğim şey ot içtikleriydi.Je savais qu'ils fumaient de l'herbe.
Bildiğim şey ot içtikleriydi. (Kahkaha)Jag visste att de rökte på.
Bildiğim şey ot içtikleriydi. (Kahkaha)(Смех)
Bildiğim şey ot içtikleriydi.Sapevo che si facevano le canne.
Bildiğim şey ot içtikleriydi.Ştiam că au frizuri Rasta şi se droghează.
Bildiğim şey ot içtikleriydi.Ήξερα ότι κάπνιζαν χόρτο.
Bildiğim şey ot içtikleriydi.Знаех,че пушат трева.
Bildiğim şey ot içtikleriydi.Я знав, що вони курять травичку.
Bildiğim şey rastalı saçları olduğuydu. Bildiğim şey ot içtikleriydi.Ich wusste, dass sie Rastalocken haben und dass sie viel kiffen.
Bildiğim şey rastalı saçları olduğuydu. Bildiğim şey ot içtikleriydi. (Kahkaha)저는 그들이 이상하게 땋은 머리를 하고 있다는 것을 알았습니다. 그들이 마약을 한다는 것도 알았구요.
Bildiğim şey rastalı saçları olduğuydu. Bildiğim şey ot içtikleriydi. (Kahkaha)環境には興味がありませんでした あるわけないでしょう?
Bildiğim şey rastalı saçları olduğuydu. Bildiğim şey ot içtikleriydi.Sabía que llevaban rastas, sabía que fumaban marihuana.
Bildiğim şey rastalı saçları olduğuydu. Bildiğim şey ot içtikleriydi.Saya tahu mereka punya rambut keriting dan menghisap ganja.
Bildiğim şey rastalı saçları olduğuydu. Bildiğim şey ot içtikleriydi.Tôi biết họ tóc xoăn, họ hút thuốc.
Bildiğim şey rastalı saçları olduğuydu. Bildiğim şey ot içtikleriydi.Wiedziałem, że noszą dredy i palą trawkę.
Bildiğim şey rastalı saçları olduğuydu. Bildiğim şey ot içtikleriydi.ידעתי שיש להם ראסטות, ידעתי שהם מעשנים סמים.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.A lesinat dupa ce a baut o cafea.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.Dia pingsan setelah minum secangkir kopi.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.Elle s'est évanouie après avoir bu une tasse de café.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.E' svenuta dopo aver bevuto una tazza di caffè.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.Hon svimmade efter att ha drukit en kopp kaffe.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.Nach ein paar Tassen Kaffee ist sie umgekippt.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.Sau khi uống một ly cà phê thì cậu ấy ngất xỉu.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.Ze was flauwgevallen nadat ze een kop koffie dronk.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.Λιποθύμησε αφού ήπιε μια κούπα καφέ.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.И упала в обморок после того как выпила чашку кофе.
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.غابت عن الوعي بعد ان شربت كوب من القهوة
Bir bardak kahve içtikten sonra bayıldı.いいや 今は大丈夫
Birkaç içki içtik.Apenas bebemos um pouco.
Birkaç içki içtik.Bebimos unos tragos.
Birkaç içki içtik.Kami hanya minum sedikit
Birkaç içki içtik.같이 술만 마셨어요
Birkaç içki içtik.Я лише запропонував випити
Birkaç içki içtik.كنـا قد حظينـا ببعض الكؤوس
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.(88:36) Однажды Я поклялся святостью Моею: солгу ли Давиду?
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.(89:36) J`ai juré une fois par ma sainteté: Mentirai-je à David?
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Am jurat odată pe sfinţenia Mea: să mint Eu oare lui David?
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Enkrat sem prisegel pri svetosti svoji; zares, Davidu ne bom lagal:
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.En minä liittoani riko, enkä muuta sitä, mikä on minun huuliltani lähtenyt.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.En ook mijn verbond met hem blijf Ik trouw; dat is Mij heilig. Wat ik heb beloofd, zal Ik doen.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Ich habe einmal geschworen bei meiner Heiligkeit, ich will David nicht lügen:
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Egyszer egy férfit látott egy köntösben, aki pipázott, és rájött, hogy az ő maga.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Einmal sah er einen Mann im Bademantel, der eine Pfeife rauchte, und erkannte, dass er sich selbst sah.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.En una ocasión vio a un hombre en bata fumando una pipa, y se dio cuenta de que era él mismo.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Kerran hän näki kylpytakkiin pukeutuneen piippumiehen ja tajusi sen esittävän häntä itseään.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.한 번은 한 남자가 잠옷을 입고 파이프를 피우고 있는 것을 보았는데 곧 그 남자가 바로 자신이라는 것을 알았습니다.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Một lần ông ấy thấy một người đàn ông mặc áo choàng tắm đang hút thuốc, và nhận ra đó chính là bản thân mình.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Numa ocasião viu um homem de roupão a fumar cachimbo, e apercebeu-se de que era ele próprio.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Odată a văzut un om în halat de baie fumând o pipă, şi şi-a dat seama că era chiar el.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Op één moment zag hij een man in badjas die een pijp rookte, en besefte dat hij het zelf was.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Pri jednej príležitosti videl muža v župane, ako fajčí fajku a zistil, že to bol on sám.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Při jedné příležitosti viděl muže v županu, který kouřil dýmku a zjistil, že to byl on sám.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Raz ujrzał mężczyznę w szlafroku, palącego fajkę i uświadomił sobie, że widzi siebie samego.
Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti.Una volta vide un uomo in accappatoio che fumava una pipa, e si rese conto di vedere se stesso.
İlgili Sayfalar