içmeye ile cümle

içmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Brian, bunun üzerine içmeye karar verir.In this case, Bob has to finish the drink.
Sam sigara içmeye alış.He smokes cigarettes.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.Air pollution exposure also cause lung cancer in non smokers.
Her şeye rağmen de sigara içmeye devam etmektedir.Despite this, he continued to drink and smoke.
Yemek yemiyor, sadece içmeye devam ediyordu.He was eating less and drinking more.
Gizlice pipo içmeye başlamıştır.To cope she began to drink.
Köyün suyu yumuşak tatlı ve içmeye elverişlidir.The people's of the village very sweet caring and loving.
Yani onları içmeye teşvik eden yalnız yaşıyor olmaları değil.Rather than the living alone is causing the drinking.
Hayır, biraz su içmeye gitmek zorunda.No, I have to go drink some water.
Lucius'un evine dönecek olursak, geceye kadar içmeye devam ediliyor.Back at Lucius' house, the drinking continues into the night.
Buraya çay içmeye gelmedim.Tea? I'm not here to try tea.
Bir şeyler içmeye ne dersin?Hey, wanna go for a drink?
Bu dönemde su içmeye başlayabilirler ama meyve sularını kesinlikle tavsiye etmiyoruz.Babies can have water at this age, but we do not recommend any juice for any infants.
Saat 5'te içmeye başladım.I started drinking at 5.
"Evet!" dedi ve bütün suyu içmeye başladı.He was like "Yes!" and started gulping down all the water.
Pompadan su içmeyenler hastalanmıyordu.People who hadn't drunk from the pump were not getting sick.
O an insanlık dışı ayinler yapıp... ...birbirimizin kanını içmeye başladık.That's when we began the inhuman rite of drinking each others blood.
Ancak, içmeye devam ediyoruz.And yet, we carry on drinking.
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.If we hadn't given it water, it would have pounced to drink the bath water.
Dokuz yaşındaydım, o yüzden "Tamam nineciğim, içmeyeceğim." dedim.Well I was nine years old, so I said, "Yes, Mama. I'll do that."
Ben içmeyeceğim." dedim.I'm not going to have any beer."
"O son kadehi içmeyecektik"."We shouldn't have drunk that third shot", or something like that.
Futbol maçından sonra kahve içmeye gitmiştim.I went for coffee after a soccer game.
Seul'a geri taşındım ve bir gün içmeye gittim.I moved back to Seoul and went out for drinks one day.
Kimseyle içmeye gidip sarhoş olma.Never get into a drunken stupor with anyone.
-Lund iş zamanı kahve içmeye mi gidiyor?Did Lund go for coffee in the firm's time?
Siz bana aldırmayın, küçük hanım. Kahvelerinizi içmeye devam edin.Pay no attention to me, young lady, I have my sufferings to bear
Kahvaltıdan önce kokteyl içmeye benziyor biraz.It does seem a bit like cocktails before breakfast.
Sanırım benimle çay içmeye gelmedin.You probably didn't come here to drink tea with me.
Bir tane daha snickers yerse Paula Dean ile beraber diyabet ilacı içmeye başlayacak!One more snickers bar and he's be popping Januvia with Paula Dean!
Eski bir sözü unutmayınız Doktor:içmeyen bir adama güvenmeyin.I'm sure I will. How long have you been out there?
Bunu tek dikişte içmeyecek misin?Gulp it down in one-shot.
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıFrigatebirds come from the harsh world outside to drink
İçmeye lisede başlamış gibisin.You look exactly like you've been doing it since high school.
İçmeye lisedeyken mi başladın?You drank as a high schooler?
Paraşüt atlama ya da sigara içmeye başladığınızda, tehlikeyi küçümsersiniz.So once you take up skydiving or smoking, you downplay the risks.
Benim adımla yalan yere ant içmeyeceksiniz. Tanrınızın adını aşağılamış olursunuz. RAB benim."'You shall not swear by my name falsely, and profane the name of your God. I am Yahweh.
Böylece Tanrı adamı onunla birlikte geri döndü ve evinde yiyip içmeye başladı.So he went back with him, and ate bread in his house, and drank water.
İçmeye oturup kalkamayanlar, Karışık şarapları denemeye gidenlerdir.Those who stay long at the wine; those who go to seek out mixed wine.
İç avluya gireceği zaman hiçbir kâhin içki içmeyecek.Neither shall any of the priests drink wine, when they enter into the inner court.
Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?Have we no right to eat and to drink?
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››For I say unto you, I will not drink of the fruit of the vine, until the kingdom of God shall come.
Biz onları yiyip içmeyen bedenden ibaret kılmadık; hem dünyada onlar ebedî olarak da kalmadılar.We did not make their bodies immune to hunger, nor were they immortal.
Festivalde umuma açık yerlerde içki içmeye konan yasağı da Gabi'yi heyecanlandırmıyor.Gabi's also not thrilled with the crackdown on public drinking at the festival.
Tomislav Nikoliç, kiliseden gelen itirazın ardından yeniden yemek yiyip su içmeye başladı.Tomislav Nikolic is taking foods and liquids again, following an appeal from the church.
Develer çölün tuzlu suyunu içmeye adapte olmuşlardır.[2]The camels have adapted to drinking the salt water of the desert.[2]
Terfi almasına az bir zaman kala, meslektaşlarıyla terfisini kutlamak için içmeye giderler.Days before a promotion, he dozes off on his way home after a celebratory drink with his colleagues.
Ayrıca, sigara içenler, sigara içmeyen diyabetiklere göre daha kötü sonuçlara sahiptir. [1] [2]Furthermore, diabetic smokers have worse outcomes than diabetic non-smokers.[178][179]
Bu risk sigara içmeyenlerde önemli ölçüde daha düşüktür: erkeklerde %1.3 ve kadınlarda %1.4.[6]This risk is significantly lower in nonsmokers: 1.3% in men and 1.4% in women.[38]
Önceden içki içmeyi tamamen bırakmış olan Hank şarap içmeye başlar.Hank, who had quit drinking, begins drinking wine.
Ağır şekilde içmeye başladı ve sadece iki yıl sonra, 1820'de 48 yaşında öldü.He began drinking heavily and died only two years later, in 1820, aged 48.
Kız ölür ve bunalıma giren Gon olayı unutmak için içmeye başlar.The girl dies, traumatizing Gon who gets himself drunk to forget the incident.
Semptomlar küçük bir rahatsızlıktan yeme ve içmeye müdahale etmeye kadar değişir.Symptoms range from a minor nuisance to interfering with eating and drinking.
Bazı insanlar yatmadan önce bir gece içkisi veya bitki çayı içmeye alışkındır.Some people are accustomed to drinking a nightcap or herbal tea at bedtime.
Buk, çok içmeye başladı ve tacizci olduBuk began drinking heavily and became abusive.
İçmeye son vermek zorundasın.Du musst aufhören zu trinken.
Searle aşağıdaki şu örneklerle bunu netleştirmektedir: Sam sigara içmeye alışıktır.Searle macht dies anhand des folgenden Beispiels deutlich: Sam raucht gewohnheitsmäßig.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?Raucht Sam gewohnheitsmäßig?
Her şeye rağmen de sigara içmeye devam etmektedir.Mittlerweile habe sie jedoch aufgehört zu rauchen.
Gizlice pipo içmeye başlamıştır.Deshalb beginnt er heimlich zu trinken.
İlgili Sayfalar