içmeye ile cümle
içmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Siz bana aldırmayın, küçük hanım. Kahvelerinizi içmeye devam edin.Nevšímejte si mě, slečno, to je moje trápení.
Siz bana aldırmayın, küçük hanım. Kahvelerinizi içmeye devam edin.Nie zwracaj na mnie uwagi młoda damo, Ja muszę znieść swoje cierpienie.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››Albowiem powiadam wam, że nie będę pił z rodzaju winnej macicy, aż przyjdzie królestwo Boże.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››denn ich sage euch: Ich werde nicht trinken von dem Gewächs des Weinstocks, bis das Reich Gottes komme.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››For jeg sier eder: Fra nu av skal jeg aldri mere drikke av vintreets frukt før Guds rike er kommet.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››Kajti pravim vam, da ne bom več pil od trtnega sadu, dokler ne pride kraljestvo Božje.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››내가 너희에게 이르노니 내가 이제부터 하나님의 나라가 임할 때 까지 포도나무에서 난 것을 다시 마시지 아니하리라 하시고
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››Lebo hovorím vám, že odteraz už nebudem nikdy piť z plodu viniča, dokiaľ neprijde kráľovstvo Božie.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››Mert mondom néktek, hogy nem iszom a szõlõtõkének gyümölcsébõl, míglen eljõ az Isten országa.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››Neboť pravím vám, žeť nebudu píti z plodu vinného kořene, ažť království Boží přijde.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››pentrucă vă spun că nu voi mai bea de acum încolo din rodul viţei, pănă cînd va veni Împărăţia lui Dumnezeu.``
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››poiché vi dico: da questo momento non berrò più del frutto della vite, finché non venga il regno di Dio»
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››porque os digo que desde ahora no beberé más del fruto de la vid hasta que venga el reino de Dios
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››porque vos digo que desde agora não mais beberei do fruto da videira, até que venha o reino de Deus.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››Sillä minä sanon teille: tästedes minä en juo viinipuun antia, ennenkuin Jumalan valtakunta tulee."
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››Thi jeg siger eder, at fra nu af skal jeg ikke drikke af Vintræets Frugt, førend Guds Rige kommer."
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››Vì , ta nói cùng các ngươi , từ nay ta sẽ không uống trái nho nữa , cho tới khi nước Ðức_Chúa_Trời đến rồi .
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››Vì, ta nói cùng các ngươi, từ nay ta sẽ không uống trái nho nữa, cho tới khi nước Ðức Chúa Trời đến rồi.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››want Ik zal geen wijn meer drinken tot het Koninkrijk van God is gekomen."
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››διοτι σας λεγω οτι δεν θελω πιει απο του γεννηματος της αμπελου, εωσου ελθη η βασιλεια του Θεου.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››глаголю бо вам: Що не пити му вже від плоду винограднього, доки царство Боже прийде.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››защото ви казвам, че няма вече да пия от плода на лозата, докато не дойде Божието царство.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››ибо сказываю вам, что не буду пить от плода виноградного, доколе не придет Царствие Божие.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››כי אמר אני לכם שתה לא אשתה מעתה מתנובת הגפן עד כי תבוא מלכות האלהים׃
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››لاني اقول لكم اني لا اشرب من نتاج الكرمة حتى يأتي ملكوت الله.
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››我 告 訴 你 們 、 從 今 以 後 、 我 不 再 喝 這 葡 萄 汁 、 直 等 神 的 國 來 到
‹‹Size şunu söyleyeyim, Tanrının Egemenliği gelene dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.››我 告訴 你 們 、 從今以 後 、 我 不 再 喝 這 葡萄汁 、 直 等 神 的 國來 到
Siz için. Ben içmeyeceğim." dedim.Allez-y. Je ne bois pas de bière. "
Siz için. Ben içmeyeceğim." dedim.Beţi voi, eu nu vreau bere."
Soru formunun başında sigara içmeye ilişkin az sayıda soru sorulmuştur.A cigarettázásra vonatkozóan néhány kérdés szerepel a kérdőív elején.
Soru formunun başında sigara içmeye ilişkin az sayıda soru sorulmuştur.All’inizio del questionario sono poste alcune domande riguardanti il fumo di sigarette.
Soru formunun başında sigara içmeye ilişkin az sayıda soru sorulmuştur.Dotazník obsahuje v úvodu několik otázek týkajících se kouření cigaret.
Soru formunun başında sigara içmeye ilişkin az sayıda soru sorulmuştur.Ett fåtal frågor om cigarettrökning ställdes i början av formuläret.
Soru formunun başında sigara içmeye ilişkin az sayıda soru sorulmuştur.Koululaiskyselyn alussa esitettiin muutamia kysymyksiä tupakoinnista.
Soru formunun başında sigara içmeye ilişkin az sayıda soru sorulmuştur.Na začetku vprašalnika je bilo zastavljenih nekaj vprašanj o kajenju cigaret.
Soru formunun başında sigara içmeye ilişkin az sayıda soru sorulmuştur.Na začiatku dotazníka je uvedených niekoľko otázok týkajúcich sa fajčenia cigariet.
Soyduğu çubukları koyunların önüne, su içtikleri yalaklara koydu. Koyunlar su içmeye gelince çiftleşiyorlardı.그 껍질 벗긴 가지를 양떼가 와서 먹는 개천의 물구유에 세워 양떼에 향하게 하매 그 떼가 물을 먹으러 올 때에 새끼를 배니
Soyduğu çubukları koyunların önüne, su içtikleri yalaklara koydu. Koyunlar su içmeye gelince çiftleşiyorlardı.ויצג את המקלות אשר פצל ברהטים בשקתות המים אשר תבאן הצאן לשתות לנכח הצאן ויחמנה בבאן לשתות׃
Soyduğu çubukları koyunların önüne, su içtikleri yalaklara koydu. Koyunlar su içmeye gelince çiftleşiyorlardı.將 剝 了 皮 的 枝 子 、 對 著 羊 群 插 在 飲 羊 的 水 溝 裡 、 和 水 槽 裡 、 羊 來 喝 的 時 候 牝 牡 配 合
Soyduğu çubukları koyunların önüne, su içtikleri yalaklara koydu. Koyunlar su içmeye gelince çiftleşiyorlardı.將剝 了 皮的 枝子 、 對著 羊群 插在 飲羊 的 水溝裡 、 和 水槽裡 、 羊來 喝 的 時候 牝牡 配合
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Daca nu ii dadeam apa, Ar fi napustit sa bea apa pentru baie.
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Gdyby nie dostał wody <br />wypiłby wodę z wanienki.
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Kalau kita tak memberinya minum, pasti dia akan minum air di bak mandi.
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Αν δεν της είχαμε δώσει νερό, θα χιμούσε να πιεί το νερό του μπάνιου της.
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Если бы не дали ей воду, она бы в ванной наглоталась
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıChim chiến bay từ nhưng nơi khô cằn bên ngoài vào để uống nước
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıFregatele vin din lumea aspră de afară ca să bea.
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıFregatky se sem přicházejí napít.
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıΟι ταχυπέτες βγαίνουν έξω για να πιούν.
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıСюда прилетали альбатросы, чтобы напиться.
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıפריגאטות המגיעות מהעולם .הקשה בחוץ על מנת לשתות
Yelken kuşları dışarıdaki hırçın dünyadan buraya su içmeye geliyorlardıتأتي طيور الفرقاطة من العالم الخارجي القاسي للشرب
Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?¿Acaso no tenemos derecho a comer y beber
Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?Apakah saya tidak berhak menerima makanan dan minuman karena pekerjaan saya
Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?Chúng tôi há không có phép ăn uống sao?
Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?Chúng_tôi há không có phép ăn_uống sao ?
Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?Či nemáme práva jesť a piť?
Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?Eikö meillä olisi oikeus saada ruokamme ja juomamme?
Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?Haben wir nicht Macht zu essen und zu trinken?
Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?Har vi ikke rett til å ete og drikke?
İlgili Sayfalar