içme ile cümle
içme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O, sigara içmeyi bıraktı ve koşmaya başladı.Dejó de fumar y empezó a correr.
Tom'un içmediğini düşünüyordum.Creía que Tom no bebía.
Anne babam her gece bira içmemi istemezler.Mis padres no quieren que tome cerveza todas las noches.
Süt içmeyi severim.Me gusta beber leche.
Canım bira içmek istiyor.Tengo ganas de beber cerveza.
22 yaşıma kadar içki içmeye başlamadım.No empecé a beber hasta los 22.
Çok fazla içmedim.No bebí mucho.
Çok fazla içki içmedim.No bebí mucho.
Su içmeye devam edecek misin?¿Seguirás bebiendo agua?
Hayır, teşekkür ederim. Kahve içmem.No, gracias. Yo no bebo café.
Soğuk su içmeyi severim.Me gusta tomar agua helada.
Su içmek zorundasın.Tienes que beber agua.
"Sen sigara içmeyi bilmiyor musun?" "Elbette sigara içmeyi biliyorum!"«¿No sabes fumar?» «¡Claro que sé fumar!»
Çay içmeliyim.Debería tomar té.
Asansörün içinde sigara içmek yasaktır.No se permite fumar dentro del ascensor.
O içmeyi seviyor.Le gusta beber.
Sigara içmek için çok genç değil misin?¿No eres demasiado joven para fumar?
Çay içmem.No bebo té.
Onun bu meyve suyunu içmesine izin verme.No dejes que se beba este zumo.
Tom kahve fincanını aldı ve onu içmeye başladı.Tom cogió su taza de café y empezó a bebérsela.
Tom asla bira içmez.Tom no bebe nunca cerveza.
Onu içmek istiyorum.Quiero beberlo.
Ben doğal maden suyu içmeyi severim.A mí me gusta beber agua mineral natural.
Işık ılık süt içmeyi hiç sevmezdi.A Isik nunca le gustó beber leche templada.
İçmek için soğuk bir şey var mı?¿Hay algo frío para tomar?
Bir daha asla içki içmeyeceğim.Nunca más volveré a beber.
Bu sabah ilacımı içmeyi unuttum.Olvidé tomarme la medicación esta mañana.
Su içmek istemiyorum.No quiero beber agua.
O kahve içmeyi sever.Le gusta beber café.
Kahve içmem, ama bir fincan çay harika olur.No bebo café pero una taza de té me vendría muy bien.
Yeşil çay, Çin ve Japonya’da kullanılır, Kore’de yalnızca çay içmenin bir çeşidi olarak değildir.El té verde, tal como se consume en China y Japón, no es el único tipo de té que se toma en Corea.
Burada sigara içmek yasaktır!¡Acá no se fuma!
Sonunda öğle yemeğinde buluşan Barton, Mayhew ve Audrey yazarlık ve içki içmek hakkında konuşurlar.Cuando finalmente se reúnen para almorzar, Mayhew, Audrey y Barton hablan sobre escritura y beben.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?¿Juan fuma habitualmente?
Poe nişanlılıkları boyunca içmeyeceğine söz verdi; ancak, bu sözünü yalnızca birkaç gün içinde bozdu.Poe había aceptado permanecer sobrio durante el noviazgo, pero faltó a su palabra sólo unos días más tarde.
Willow, Tara'nın dersten çıkmasını bekler ve birlikte yürürlerken ertesi gün kahve içmeye karar verirler.En la universidad, Willow espera que Tara salga de su clase y quedan para tomar un café al día siguiente.
Ergen ilk üç gün boyunca konuşmaz, yiyip içmez.Pasó tres días sin ver, sin comer y sin beber.
Best içmeye devam edip Londra yakınlarındanki Surbiton'daki her zaman gittiği pub'da görünüyordu.Best continuó bebiendo, y fue visto varias veces en su pub de Surrey.
Köylüler köydeki barda bir içki içmelerini teklif ederler.Los pueblerinos sugieren beber en la taberna.
Elvira ve Zulma'yı da Isabella'ya gönderip ona kahve içme ziyaretinde bulunacağı haberini verir.Elvira y Zulma deben decirle a Isabella que él va a tomar café con ella.
Ancak yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.İçme suyu yeterlidir.Pero necesitaba reabastecerse de agua potable.
Butan'da 2005 yılından beri sigara içmek tamamen yasaklanmıştır.A partir de diciembre de 2005 fue prohibido fumar en todos los trenes Asama.
Köylü bu suyu içme suyu olarak kullanmıştır.A los caballos se les permitió beber agua de este.
Getirdiği şarabı içmektelerken ev sahibi Benoit kirayı almak için gelir.Mientras beben, llega Benoît, el casero, en busca del pago de la renta.
Vareg Muhafızları hakkında çok içmeleri ya da sarhoş olmaları hakkında sayısız hikâye vardır.Hay un sinfín de historias sobre las borracheras o las francachelas de la Guardia Varega.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Les diremos cuándo dormir, cuándo comer, cuándo mear.
Tütün içme adeti, tütünün vatanı olan Amerika’da başlamıştır.El fumado de tabaco, en un principio era exclusivo del continente americano.
Kendi adı üzerine ant içmek demektir.Y en todo el mundo para que suene su nombre.
İçme suyu şebekesi yoktur fakat kanalizasyonu vardır.Él no bebe alcohol pero sí bebe terere.
Fakat ciddi bir içme suyu sıkıntısı vardır.¿Experimentaste una fuerte ansia de beber?
Sam sigara içmeye alış.El puro pa fumar.
2006 - İskoçya'da kamusal alanlarda sigara içmek yasaklandı.2006: en España entra en vigor la ley antitabaco.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.¡Juan, fuma habitualmente!
Buna göre, kim su içmektedir?Adivina quién está comiendo quién?
"Kemerhisar İçmeleri".¿Están borrachas las botellas?"
Bir lüks saydıkları şarabı her fırsat buluşta büyük bir arzu ile içmeye kalkarlar.Por eso, aprovechan cualquier celebración para degustar un vaso de vino.
Yıllık içme suyu olarak 26 hm³ su sağlamaktadır.Produce hasta 160 bolsas de té de doble cámara por minuto.
Büyük günden 2 gece önce sahilde bir bira içmeye karar verirler.Ambos había estado bebiendo cerveza durante el día.
Mouth eskiye göre daha fazla içki içmektedir.Además el whisky ha de estar envejecido.
Mahallenin içme suyu şebekesi yoktur ancak PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur.Ninguna parte del jardín tiene aire acondicionado, excepto el oasis y las oficinas administrativas.
İlgili Sayfalar