içler ile cümle
içler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.Mắt chúng_nó lộ ra trong mỡ ; Tư_tưởng lòng chúng_nó tuôn tràn ra .
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.Oči jim gledajo debele iz polti zalite, v domišljavosti srca prestopajo vse meje.
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.Os olhos deles estão inchados de gordura; trasbordam as fantasias do seu coração.
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.Sus ojos se les salen de gordura; logran con creces los antojos de su corazón
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.Ur fetma skåda deras ögon fram, deras hjärtans inbillningar hava intet mått.
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.Vysedlo tukem oko jejich; majíce hojnost nad pomyšlení srdce,
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.Wystąpiły od tłustości oczy ich, a więcej mają nad pomyślenie serca.
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.Οι οφθαλμοι αυτων εξεχουσιν εκ του παχους εξεπερασαν τας επιθυμιας της καρδιας αυτων.
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.Очите им изпъкват от тлъстина; Мечтанията на сърцето им се превишават.
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.יצא מחלב עינמו עברו משכיות לבב׃
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.جحظت عيونهم من الشحم. جاوزوا تصورات القلب.
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.他 們 的 眼 睛 因 體 胖 而 凸 出 . 他 們 所 得 的 、 過 於 心 裡 所 想 的
Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, İçleri kötülük kazanı gibi kaynar.他 們 的 眼睛 因 體胖 而 凸出 . 他 們所得 的 、 過於 心 裡 所 想 的
Sıvı içlerini dolduruyor.Cairan mengisi mereka.
Sıvı içlerini dolduruyor.Fluido está os enchendo.
Sıvı içlerini dolduruyor.Fluido les está llenando.
Sıvı içlerini dolduruyor.Plní se tekutinou.
Sıvı içlerini dolduruyor.Wypełnia je krew.
Sıvı içlerini dolduruyor.Zapolnjuje jih tekočina.
Sıvı içlerini dolduruyor.Изпълват се с течност.
Sıvı içlerini dolduruyor.Рідина заповнює їх.
Sıvı içlerini dolduruyor.ונוזל ממלא את הרווח שנוצר.
Sıvı içlerini dolduruyor.السائل يملأهم.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Ale ľudia pokryteckého srdca ukladajú hnev; nevolajú o pomoc, keď ich viaže.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Assim os ímpios de coração amontoam, a sua ira; e quando Deus os põe em grilhões, não clamam por socorro.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Bo ludzie obłudnego serca obalają na się gniew, a nie wołają, kiedy ich wiąże.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.De az álnok szívûek haragot táplálnak, nem kiáltanak, mikor megkötözi õket.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.De goddelozen hebben haatgevoelens in hun hart. Zelfs als Hij hen vastbindt, roepen ze niet naar Hem om hulp.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Die Heuchler werden voll Zorns; sie schreien nicht, wenn er sie gebunden hat.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.I perversi di cuore accumulano l'ira; non invocano aiuto, quando Dio li avvince in catene
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Ja, de som med gudlöst hjärta hängiva sig åt vrede och icke anropa honom, när han lägger dem i band,
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Kateri pa so bogapozabni v srcu, gojé jezo: ne kličejo za pomoč, kadar jih je zvezal.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.마음이 사곡한 자들은 분노를 쌓으며 하나님께 속박을 받을지라도 도우심을 구하지 아니하나니
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Les impies se livrent à la colère, Ils ne crient pas à Dieu quand il les enchaîne;
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Lòng giả hình tích chứa sự thạnh nộ; Khi Ðức Chúa Trời bắt xiềng chúng, chúng chẳng kêu cứu.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Lòng giả hình_tích chứa sự thạnh nộ ; Khi_Ðức_Chúa_Trời bắt xiềng chúng , chúng chẳng kêu_cứu .
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Men mennesker med gudløst sinn huser vrede; de roper ikke til Gud når han legger dem i bånd*. / {* JBS 36, 8.}
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Men vanhellige Hjerter forbitres; når han binder dem, råber de ikke om Hjælp;
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Mutta jumalattomat pitävät vihaa, he eivät apua huuda, kun hän on heidät vanginnut.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Nebo kteříž jsou nečistého srdce, přivětšují hněvu, aniž k němu volají, když by je ssoužil.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Nelegiuiţii se mînie, nu strigă către Dumnezeu cînd îi înlănţuie;
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Orang yang tak bertuhan menyimpan kemarahan; biar dihukum TUHAN, tak mau mereka minta bantuan
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Pues los impíos de corazón acumulan ira; no clamarán cuando él los ate
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Οι δε υποκριται την καρδιαν επισωρευουσιν οργην δεν θελουσι βοησει οταν δεση αυτους
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.А нечестивите в сърце питаят яд, Не викат към Бога за помощ когато ти връзва;
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.Но лицемеры питают в сердце гнев и не взывают к Нему, когда Он заключает их в узы;
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.וחנפי לב ישימו אף לא ישועו כי אסרם׃
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.اما فجّار القلب فيذخرون غضبا. لا يستغيثون اذا هو قيّدهم.
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.那 心 中 不 敬 虔 的 人 、 積 蓄 怒 氣 . 神 捆 綁 他 們 、 他 們 竟 不 求 救
‹‹Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler, Kendilerini bağladığında Tanrıdan yardım istemezler.那 心中 不敬虔 的 人 、 積蓄怒氣.神捆綁 他 們 、 他 們竟 不 求救
Tek yapmaları gereken şey içlerine bakmak.Tutto ciò che devono fare è guardare dentro di voi.
Üzerilerinde sadece çalışma yapmıyor, içlerinde ne olduğunu da sorabiliyorduk.És nemcsak tanulmányozhattuk őket, hanem kérdéseket is feltehettünk.
Üzerilerinde sadece çalışma yapmıyor, içlerinde ne olduğunu da sorabiliyorduk.Et pas seulement pour les étudier : nous pouvions aussi leur poser des questions sur leur contenu.
Üzerilerinde sadece çalışma yapmıyor, içlerinde ne olduğunu da sorabiliyorduk.우리는 그것을 연구할 수 있을 뿐 아니라 그 내용에 대해서 질문을 할 수도 있었습니다.
Üzerilerinde sadece çalışma yapmıyor, içlerinde ne olduğunu da sorabiliyorduk.Mogliśmy je studiować i zadawać pytania.
Üzerilerinde sadece çalışma yapmıyor, içlerinde ne olduğunu da sorabiliyorduk.Nejenom, že jsme je mohli studovat, mohli jsme se je na to i ptát.
Üzerilerinde sadece çalışma yapmıyor, içlerinde ne olduğunu da sorabiliyorduk.Non solo potevamo studiarle, ma potevamo anche chieder loro cosa contenevano.
Üzerilerinde sadece çalışma yapmıyor, içlerinde ne olduğunu da sorabiliyorduk.Pudemos estudá-los e fazer perguntas sobre o seu conteúdo.
Üzerilerinde sadece çalışma yapmıyor, içlerinde ne olduğunu da sorabiliyorduk.Şi nu numai că puteam să le studiem, dar şi puteam să le punem întrebări despre ce era în ele.
Üzerilerinde sadece çalışma yapmıyor, içlerinde ne olduğunu da sorabiliyorduk.We konden ze niet alleen bestuderen, maar we konden ook vragen stellen over wat er in stond.
İlgili Sayfalar