içler ile cümle
içler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Nötron ve proton da içlerinde kuark dediğimiz daha küçük parçacıklara sahipler.حتى النترونات و البروتونات تتكون من دقائق أصغر في الداخل تعرف باسم الكواركات.
Nötron ve proton da içlerinde kuark dediğimiz daha küçük parçacıklara sahipler.伝統的な考えではここで終わりでした
Öğleden sonra faaliyetleri öğretim dönemlerinde, hafta içleri en geç saat 17.00’a kadar devam eder.Eftermiddagsverksamhet ordnas under läsåret på vardagar högst fram till klockan 17.00.
Öğleden sonra faaliyetleri öğretim dönemlerinde, hafta içleri en geç saat 17.00’a kadar devam eder.Iltapäivätoimintaa järjestetään lukuvuoden aikana arkipäivisin enintään klo 17.00 saakka.
Öğleden sonra faaliyetleri öğretim dönemlerinde, hafta içleri en geç saat 17.00’a kadar devam eder.Las actividades vespertinas se organizan durante el curso, los días de diario, al menos hasta las 17:00 horas.
Öğleden sonra faaliyetleri öğretim dönemlerinde, hafta içleri en geç saat 17.00’a kadar devam eder.Занятия в группах продлённого дня проводятся в течение учебного года в будние дни до 17:00.
Öğleden sonra faaliyetleri öğretim dönemlerinde, hafta içleri en geç saat 17.00’a kadar devam eder.تُنظم فعالية نشاطات ما بعد الظهر خلال العام الدراسي أيام الدوام الرسمي، كحد أقصى حتى الساعة 17.00.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Aşadar, împreună cu studenţii mei, cu angajaţii mei, i-am tăiat să vedem ce găsim.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.A tanítványaimmal és a munkatársaimmal őket vagdossuk fel.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Con miei studenti, i miei collaboratori, li abbiamo sezionati.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Donc mes étudiants, mon équipe, on les a coupés en deux.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Ebenso meine Studenten, meine Mitarbeiter, wir haben sie aufgeschnitten.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Então, os meus alunos, o meu pessoal, temos estado a cortá-los ao meio.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Học sinh của tôi, nhân viên của tôi, chúng tôi đã cắt chúng ra.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.그래서 저의 학생들과 스태프 우리는 뼈들을 잘라 열어 보아왔습니다.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Mijn studenten, mijn staf hebben ze opengezaagd.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Mis estudiantes, mis trabajadores los han abierto.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Mí studenti, mí zaměstnanci, my je otvíráme.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Moji študenti, moji zamestnanci, my ich otvárame.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Så mina studenter, min personal, vi har skurit in i dem.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Tak więc moi studenci, mój zespół, rozcinaliśmy je.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.И така, студентите ми, екипа ми, разрязват кости.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.Мои студенты и моя команда вскрывали их.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.אז הסטודנטים שלי, הצוות שלי עזר לי לחתוך אותם.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.طلبتي,وفريقي قُمنا بقطعهم
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.恐竜の骨を切り開いてきました ご想像通り
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Cela vient de l'océan ici et remonte vers l'Inde.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Det kommer fra havet her og bliver trukket op mod Indien.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Het komt van de oceaan hier en wordt naar India gezogen.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Innen az óceán felől áramlik India irányába.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.이쪽 바다에서 인도로 이동합니다.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Napływa ku Indiom stąd, z południowego zachodu.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Nó đi qua đại dương và dừng lại ở Ấn Độ.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Prichádza sem od oceánu a je ťahaný smerom na Indiu.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Se tulee mereltä täältä ja työntyy kohti Intiaa.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Sie kommt vom Ozean hier und wird nach Indien hineingezogen.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Viene del océano aquí y es atraído arriba hacia la India.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Vine dinspre ocean aici si este atras spre India.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Έρχεται από τον ωκεανό εδώ και έλκεται προς την Ινδία.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Идва откъм океана тук и се изтегля към Индия.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.האויר מגיע מכיוון האוקינוס כאן והוא נשאב מעלה לכיוון הודו.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.يتم سحب هذا الهواء من فوق المحيط هنا نحو الهند.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.これは南西から来るので南西季節風と呼ばれています
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.Chuyện gì đã xảy ra vậy. san hô là loài cộng sinh và chúng có những tế bào tảo nhỏ sống bên trong chúng.
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.Dan apa yang terjadi adalah karang adalah simbiosis di mana ada sel-sel ganggang kecil yang hidup di dalamnya.
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.Dzieje się tak, dlatego że korale żyją w symbiozie z komórkami glonów, które je zamieszkują.
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.Itse asiassa korallit elävät symbioosissa, ja niillä on pieniä eläviä leväsoluja sisällään.
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.무슨일이 일어나냐면 산호초들은 그들 안에 살고 있는 작은 해조 세포들과
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.Succede che i coralli vivono in simbiosi con piccole cellule di alga che ospitano al loro interno.
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.Wat er aan de hand is, is dat de koralen in symbiose leven met kleine algen die erin leven.
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.ומה שקורה הוא שהאלמוגים הם צורת חיים סימביוטית, ויש להם תאי אצה קטנים
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.وماذا حدث هو أن ذلك المرجان متكافل ولديها تلك الخلايا الطحلبية الصغيرة
Olan şeyse şu: mercanlar bir ortak yaşamdırlar ve içlerinde yaşayan şu küçük alg hücreleri vardır.サンゴは共生しており サンゴには褐虫藻が共生しています サンゴのなかで生息しており
Ölmediler çünkü artık içlerinde şarbon yoktu.Chúng không chết vì chúng không còn nhiễm bệnh than nữa.
Ölmediler çünkü artık içlerinde şarbon yoktu.Eles não morreram porque já não tinham Anthrax.
Ölmediler çünkü artık içlerinde şarbon yoktu.Elles ne sont pas mortes parce qu'elles n'avaient plus d'anthrax.
Ölmediler çünkü artık içlerinde şarbon yoktu.És azért nem haltak meg, mert már nem voltak lépfenével fertőzöttek.
Ölmediler çünkü artık içlerinde şarbon yoktu.왜냐하면, 쥐들에게 더 이상 탄저균이 남아있지 않았기 때문입니다.
Ölmediler çünkü artık içlerinde şarbon yoktu.Mereka tidak mati karena mereka tidak sakit anthrax lagi.
Ölmediler çünkü artık içlerinde şarbon yoktu.Nezemřely, protože u nich antrax již nebyl přítomen.
İlgili Sayfalar