içler ile cümle

içler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Indique a pasta que contém os ficheiros que deseja procurar.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Indiquez le dossier où sont situés les fichiers dans lesquels vous voulez effectuer votre recherche.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Indtast mapperne som indeholder filerne du ønsker at søge i.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Inserisci la cartella contenente i file in cui vuoi cercare.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Introduzca el directorio que contiene los archivos en los que quiere buscar.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Voer de map in die de bestanden bevat waarin u wilt zoeken.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Zadejte adresář, který obsahuje hledané soubory.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Εισάγετε τον κατάλογο που περιέχει τα αρχεία στα οποία επιθυμείτε την αναζήτηση.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Введите название директории, в которой лежат файлы, в которых вы хотите искать.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Введіть назву теки, яка містить файли, в яких ви хочете проводити пошук.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.Въведете директорията съдържаща файловете, в които искате да търсите.
İçlerinde arama yapmak istediğiniz dosyaları içeren dizini giriniz.検索するファイルを含むディレクトリを入力してください。
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Het verbaast me dat ze zoveel in zich hadden.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Je n'avais jamais remarqué qu'ils avaient tellement à donner.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı. Kız:皆さんありがとうございます
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.그들 안의 많은 것들을 바뀌게 만들었죠. (경매를 통한 모금 - 구자렛)
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Não me espanta que tenham tanto dentro deles.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Nem gondoltam volna, hogy ilyen sok minden van bennük."
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Neprekvapuje ma, že s v nich toho toľko skrýva.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Nie dziwię się, że mieli tyle do zaofiarowania.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Non mi colpisce che avessero una tale ricchezza dentro di loro.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.No pensé que atesoraran tantas cosas en su interior.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Nu mă uimeşte că au avut atâta putere în ei.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Saya sangat terkejut mereka bisa melakukan semua itu.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Tôi chưa bao giờ nghĩ rằng chúng có nhiều tiềm năng đến thế.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Δεν μου είχε περάσει από το μυαλό ότι θα 'χαν τόσα πολλά μέσα τους.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Неудивительно, что в них кроются большие возможности.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Поразена съм, че имат такова вътрешно богатство.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.שטמון בהם כל כך הרבה.
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.أنهم يملكون الكثير بداخلهم.
İçlerinde destek mesajları da aradım ancak bir tane bile yoktu.Hasta busqué mensajes de apoyo, pero no hay ninguno.
İçlerinde destek mesajları da aradım ancak bir tane bile yoktu.Ik heb nog gezocht naar berichten waarin ik werd gesteund, maar die waren er niet.
İçlerinde destek mesajları da aradım ancak bir tane bile yoktu.Я даже искал сообщения поддержки, но их не было.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.A bennük lévő darabok molekulaszerkezete különböző, más-más színűek, keverhetők és összeilleszthetők voltak.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.Aveau diferite structuri moleculare în interior și diverse culori ce puteau fi combinate și potrivite.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.Chúng có cấu trúc phân tử khác nhau bên trong và có màu sắc khác nhau có thể hòa trộn và phù hợp với nhau.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.Hanno diverse trutture molecolari al loro interno e diversi colori che possono essere mescolati e abbinati.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.이것들은 내부에 서로 다른 분자적 구조를 갖고 혼합될 수 있는 다양한 색깔들을 띱니다.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.Mají různé molekulární struktury a různé barvy, které se mohou promíchat a spojit.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.Met verschillende moleculaire stucturen erin en verschillende kleuren die gemengd en gematcht konden worden.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.Имаха различна молекулярна структура и различни цветове, които можеха да преливат и да се сливат.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.היו להם בפנים מבנים מולקולריים שונים וצבעים שונים שאפשר היה לערבב ולהתאים.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.كانت لها هياكل خلويّة مختلفة بالدّاخل وألوان متعدّدة كان يمكن مزجها و مطابقتها.
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.それぞれ色のものを 組み合わせる事ができます これらをTEDsterの皆さんに 進呈しました
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›¿Acaso no serán arrancadas las cuerdas de sus tiendas? En ellas mueren, pero sin sabiduría.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Azaż zacność ich nie pomija z nimi? umierają, ale nie w mądrości.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Či nejde ta s nimi aj ich sláva? Zomierajú, ale nie v múdrosti.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Dây chằng của chúng há chẳng bị dứt trong mình họ sao? Chúng thác, nào được khôn ngoan chi.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Dây_chằng của chúng há chẳng bị dứt trong mình họ sao ? Chúng thác , nào được khôn_ngoan chi .
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Eikö niin: heidän telttanuoransa irroitetaan, ja he kuolevat, viisaudesta osattomina.`"
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Ha kiszakíttatik belõlök sátoruk kötele, nem halnak-é meg, és pedig bölcsesség nélkül?
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Hun levensdraad wordt doorgeknipt en zij sterven zonder dat zij het weten."
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Ja, deras hyddas fäste ryckes bort för dem, oförtänkt måste de dö.»
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›장막 줄을 그들에게서 뽑지 아니하겠느냐 그들이 죽나니 지혜가 없느니라
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›La funicella della loro tenda non viene forse strappata? Muoiono senza saggezza!»
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Le fil de leur vie est coupé, Ils meurent, et ils n`ont pas acquis la sagesse.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Li se taie firul vieţii: mor, şi tot n'au căpătat înţelepciunea!
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Maka hilanglah segala yang dimiliki; ia pun mati tanpa beroleh akal budi.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Ni li tako? Ko se jim izdere vrv, ki veže njih šator telesni, umirajo, in to brez modrosti.“
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Rives ej deres Teltreb ud? De dør, men ikke i Visdom."
İlgili Sayfalar