içki ile cümle

içki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İçkiye son çare olarak başvurmamalısın.You should not resort to drinking.
Sigara ve içki içmekten vazgeçmelisin.You should give up drinking and smoking.
Boş mideyle içki içmek sağlığa zararlıdır.Drinking on an empty stomach is bad for your health.
Birkaç içkiden sonra adam acı hissetmiyordu.After a couple of drinks, the guy was feeling no pain.
Bir içki ister misin?Would you care for a drink?
İçki içmek ve araba sürmek tehlikeli olabilir.Drinking and driving can be dangerous.
Kendinize bir içki alın.Help yourself to a drink.
Bir içki hazırlayacağım.I'll fix a drink.
Bana bir içki verir misin?Will you give me a drink?
İçki hindistan cevizi kabuklarında servis edildi.The drinks were served in coconut shells.
Bay Mitsubishi içki parasını tasarruf etmek için evde içiyor.Mr. Mitsubishi is drinking at home to save his drinking money.
İçki istemem.I wouldn't mind a drink.
Canım içki istiyor.I feel like a drink.
Canım içki içmek istiyor.I feel like having a drink.
Bir içkiye ne dersin?How about a drink?
Ben size bir içki ısmarlayabilir miyim?Can I buy you a drink?
Sana bir içki ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
Size bir içki ısmarlamama izin verin.Let me buy you a drink.
Bir içki ister misiniz?Want a drink?
Doktoru ona içkiyi azaltmasını söyledi.His doctor told him to cut down on drinking.
Doktor ona içkiden uzak durmasını tavsiye etti.The doctor advised him to keep away from drinking.
Doktor sigarayı ve içkiyi bırakmasını söyledi.The doctor told him to give up smoking and drinking.
Eve gitmeden önce, rahatlamak için birkaç içki içerim.Before going home, I have a few drinks to relax.
Bir içki daha içelim ve sonra seni eve geri götüreceğim.Let's have one more drink, and then I'll take you back home.
Ne içki içerim ne de sigara içerim.I neither drink nor smoke.
Bir içki içmeye gitmek ister misin?Would you like to go have a drink?
Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out to have a drink somewhere?
Bir içki için uğrayalım.Let's drop in for a drink.
Üç içkiden sonra, adam kendinden geçti.After three drinks, the man passed out.
Adam bir içki içmek istedi.The man wanted to have a drink.
O, o günlerde hep içki içiyordu.He was always drinking in those days.
Buna inanmayabilirsin ama ben hiç içki içmiyorum.You may not believe this, but I don't drink at all.
Kesin olarak içkiyi bırakacağım.I'll give up drinking once and for all.
Bu içki şirkettendir.This drink is on the house.
Bu barın sahibi asla veresiye içki satmaz.The owner of this bar never sells liquor on credit.
Kanada'da, 20 yaşına kadar içki içmenize izin verilmez.In Canada, you're not allowed to drink until you are 20.
Herkesin gözde bir içkisi vardır.Everybody has their favorite drink.
Bir ara bir içki için buluşmalıyız.We must get together for a drink some time.
Bir ara içki için bir araya gelmeliyiz.We must get together for a drink some time.
Herhangi bir alkollü içki içme.Don't drink any alcohol.
Alkolsüz içkin var mı?Do you have any non-alcoholic drinks?
Çok fazla içki içmek tehlikelidir.It is dangerous to drink too much.
İçkiye teslim olmamalısın.You must not indulge in drinking.
O içtiğinde farklı bir kişi oluyor, bu yüzden onunla içki içmeyi sevmiyorum.He's a different person when he's drunk, so I don't like to drink with him.
On sekiz yaşın altındaki insanların alkollü içki satın almamaları gerekiyor.People under eighteen aren't supposed to buy alcoholic drinks.
"Benim babam içki içmez." "Benim babam da.""My father doesn't drink." "Neither does my father."
Polis memurlarının görevdeyken içki içmelerine izin verilmemektedir.Policemen aren't permitted to drink on duty.
Şimdi gerçekten bir içkiye ihtiyacım var.I really need a drink now.
Bugün içki mahmurluğum var.I have a hangover today.
Ben varmadan önce evime varırsan, bir içki iç.If you get to my house before I do, help yourself to a drink.
Babam ne sigara ne de içki içer.My father neither smokes nor drinks.
Babam içki içmekten kaçınmaya çalışıyor.My father tries to abstain from drinking.
Bu tür içkiden fazla hoşlanmam.I do not much care for this kind of drink.
Sadece birkaç içki aldım.I've had only a couple of drinks.
Sigara içmeyi ve içki içmeyi bıraktım.I stopped smoking and drinking.
İçkimi tutabilirim.I can hold my liquor.
Onun yardımı karşılığında ona bir içki ısmarladım.I bought him a drink in return for his help.
Ne sigara ne de içki içerim.I neither smoke nor drink.
Oyundan sonra bir içkiye ne dersin?How about a drink after the game?
Ertesi gün, hepimiz korkunç içki mahmurluğu geçirdik.On the following day, we all had terrible hangovers.
İlgili Sayfalar