içinden ile cümle

içinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Odanın içinden koridora kadar.- fra rummet til gangen.
Öğrenci değişimi farklı programlar içinden geçerek yapabilirsiniz.Du kan avlägga utbytesstudier via olika program.
Öğrenci değişimi farklı programlar içinden geçerek yapabilirsiniz.Existen diferentes programas de intercambio.
Öğrenci değişimi farklı programlar içinden geçerek yapabilirsiniz.Il existe plusieurs programmes qui vous permettent de partir en échange.
Öğrenci değişimi farklı programlar içinden geçerek yapabilirsiniz.Voit lähteä vaihtoon eri ohjelmien kautta.
Öğrenci değişimi farklı programlar içinden geçerek yapabilirsiniz.Вы можете отправиться учиться по обмену через различные программы.
Öğrenci değişimi farklı programlar içinden geçerek yapabilirsiniz.من الممكن أن تذهب للتبادل بواسطة مختلف البرامج.
Öğrenci değişimi farklı programlar içinden geçerek yapabilirsiniz.交换生通常在芬兰学习半年或一年。您可通过许多学术交流计划来芬学习,这类计划包括Erasmus、Nordplus、
Okul çantasını açtı ve içinden hergün yediği çikolatayı çıkardı.A pak vytáhla něco ze své aktovky. Řekla: "Každý den si s sebou beru čokoládu.
Okul çantasını açtı ve içinden hergün yediği çikolatayı çıkardı.И затем из своего рукзака... Она сказала: "Я получаю шоколад каждый день.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Cela vient de l'océan ici et remonte vers l'Inde.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Det kommer fra havet her og bliver trukket op mod Indien.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Het komt van de oceaan hier en wordt naar India gezogen.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Innen az óceán felől áramlik India irányába.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.이쪽 바다에서 인도로 이동합니다.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Napływa ku Indiom stąd, z południowego zachodu.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Nó đi qua đại dương và dừng lại ở Ấn Độ.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Prichádza sem od oceánu a je ťahaný smerom na Indiu.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Se tulee mereltä täältä ja työntyy kohti Intiaa.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Sie kommt vom Ozean hier und wird nach Indien hineingezogen.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Viene del océano aquí y es atraído arriba hacia la India.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Vine dinspre ocean aici si este atras spre India.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Έρχεται από τον ωκεανό εδώ και έλκεται προς την Ινδία.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Идва откъм океана тук и се изтегля към Индия.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.האויר מגיע מכיוון האוקינוס כאן והוא נשאב מעלה לכיוון הודו.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.يتم سحب هذا الهواء من فوق المحيط هنا نحو الهند.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.これは南西から来るので南西季節風と呼ばれています
Önce vermelisin." Kız da, Okul çantasını açtı ve içinden hergün yediği çikolatayı çıkardı.Was hast du ihm zu geben?" Und dann nahm sie etwas aus ihrer Schultasche.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Ale pobízíte je k nákupu nebo sledování nebo komentování přímo v příspěvku.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Anda mengundang mereka untuk membeli, atau mengikuti, atau berkontribusi di sana dari pos.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Bạn mời họ mua hoặc theo dõi hoặc đóng góp ngay từ đăng bài.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Du kan uppmuntra dem att köpa, följa eller bidra direkt i inlägget.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Está a convidá-los a comprar, ou a seguir, ou a contribuir diretamente numa mensagem.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Hanem vásárlásra buzdítjuk őket, vagy arra, hogy kövessenek, vagy hogy írjanak valamit a hozzászólásunkhoz.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Îi inviți să cumpere, să urmărească noutățile sau să contribuie printr-o postare.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Il les invite à acheter quelque chose, à suivre un sujet ou à y contribuer à partir du post.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Je nodigt hen uit om iets te kopen, te volgen of bij te dragen,rechtstreeks vanuit de post.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.친구들이 소식에서 바로 구매, 팔로우, 참여할 수 있도록 초대하는 것이죠.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Ma è un modo per invitarli a comprare, a seguire o a contribuire direttamente dal post.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Man inviterer dem til at købe, følge eller bidrage direkte fra indlægget.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Pozývate ich kupovať, sledovať, alebo prispievať priamo na mieste zdieľania.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Sie laden sie zum Kaufen, Folgen oder Mitmachen ein.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Spodbujate jih da kupijo, spremljajo, ali prispevajo, vse to prek ene objave.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Viestissäsi kutsut heidät ostamaan, seuraamaan tai osallistumaan.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.W swoim wpisie zachęcasz ich, by coś kupili, przyłączyli się czy zaczęli Cię obserwować.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Τους καλείτε να αγοράσουν, να ακολουθήσουν ή να συμβάλλουν απευθείας από την ανάρτηση.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Вие ги каните да купят, да следят или да допринесат направо от публикацията.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.Ви спонукаєте людей щось купити, підписатись або щось написати.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.אתם מזמינים אותם לקנות, או לעקוב אחר משהו, או לתרום בדרך כלשהי ישירות מהפוסט.
Onları satın almaya, takip etmeye veya doğrudan yayının içinden katkıda bulunmaya davet edersiniz.携帯との連携もよくできていて どのAndroid端末にも
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."Fanno", ha detto con la sua marmitta, guardando il suo silenzio con la sua impenetrabile occhiali.
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."He eivät", hän sanoi kautta hänen äänenvaimennin, silmäillen häntä hiljaa läpi hänen läpitunkematon lasit.
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."Họ", ông cho biết qua bộ giảm âm của mình, nhìn cô lặng lẽ qua bất khả xâm phạm của mình kính.
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."Ils ne", at-il dit dans son foulard, sa lorgne discrètement par ses impénétrables lunettes.
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."그들이"그는 꿰뚫을 수없는 통해 조용히 그녀를 쫒는 그의 머플러를 통해 밝혔다
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük.lätt. "De", sa han genom sin ljuddämpare, eyeing henne tyst genom hans ogenomträngliga glasögon.
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."Lo hacen", dijo a través de la bufanda, mirándola en silencio a través de su impenetrable gafas.
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."Mereka," katanya melalui knalpot nya, mengamatinya diam-diam melalui ditembus his gelas.
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."Ők", mondta az ő kipufogódob, nézte őt csendesen az ő áthatolhatatlan szemüveg.
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."Oni dělají," řekl přes jeho výfuku, prohlížel si ji klidně přes jeho neproniknutelný brýle.
İlgili Sayfalar