Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O bodrumun içindeydi.It was in the basement.
Onlar memnuniyet içinde olmadı.They were not amused.
Biz kısa süre içinde dönmüş olacağız.We'll be back shortly.
Tom'un bana verdiği kutunun içinde patates vardı.The box Tom gave me contained potatoes.
Önümüzdeki on yıl içinde birçok gelişme görmeyi umuyoruz.We hope to see a lot of development over the next decade.
Çiftler burada halk içinde genellikle el ele tutuşmazlar.Couples don't usually hold hands in public here.
Tom acı içinde inledi ve yardım için bağırdı.Tom moaned in pain and screamed for help.
Topluluk içinde konuşma konusunda hiç başarılı olamadım.I've never been a good public speaker.
Bu hafta içinde olmayacağım.I won't be in this week.
Tom acı içinde olmasına rağmen yürümeye devam etti.Tom kept on walking even though he was in pain.
Kısa süre içinde herkes gülüyordu.Soon everyone was laughing.
Biz onu hastanede ziyaret ettiğimizde Tom çok acı içindeydi.Tom was in a lot of pain when we visited him in the hospital.
Evin içinde kimse yoktu.There was no one inside the house.
Güzel beyaz elbisesi içinde bir peri gibi görünüyordu.She looked like a fairy in her beautiful white dress.
Tom son birkaç yıl içinde biraz olgunlaştı.Tom's matured a fair bit in the last few years.
Öğrenciler bir daire içinde oturdular.The students sat in a circle.
Radyasyon seviyeleri kabul edilebilir sınırlar içindedir.Radiation levels are within acceptable limits.
Koka Kola içinde kafeine sahip mi?Does Coca-Cola have caffeine in it?
Önümüzdeki birkaç gün içinde bir otopsi yapılacak.An autopsy will be done in the next few days.
Bir gün içinde 360 000 bebek doğar ve 152 000 insan ölür.About 360 000 babies are born every day and about 152 000 people die every day.
Sona yaklaşan dünya hakkındaki filmde, ölüm on iki saat içinde kesindi.In the film about the world coming to an end, death was certain within twelve hours.
Biz başlamadan önce bana söyleseydin, biz şu anda bu karmaşa içinde olmazdık.If you had told me that before we started, we wouldn't be in this mess right now.
Utanç içinde yaşamaktansa onurlu ölmek daha iyidir.It is better to die honorably than to live in disgrace.
Fal kurabiyelerinin içinde bulunan falları kim yazıyor?Who writes the fortunes that are inside fortune cookies?
Bugün, kötü bir ruh hali içindeyim.Today, I'm in a bad mood.
Eğer istediğimi yapsaydım şu anda bu karmaşa içinde olmazdık.If I had had my way, we wouldn't be in this mess right now.
Onun ayakları su içinde sallanıyordu.Her feet dangled in the water.
Tom Mary ile kararlı bir ilişki içinde olmak istedi.Tom wanted to be in a committed relationship with Mary.
Beş dakika içinde seni balkonda görmek istiyorum.In five minutes I want to see you on the balcony.
Onun hayatı ciddi bir tehlike içinde.Her life is in grave danger.
Gerçekten kıskançlığını kontrol etmek zorundasın. O senin içindeki bir canavar gibidir.You really have to control your jealousy. It's like a beast inside of you.
Tom korku içinde yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in fear.
Beş dakika içinde yapmış olurum.I'll be done in five minutes.
Kutunun içinde ne var merak ediyorum.I wonder what's inside the box.
O, halk içinde emzirmeye utanıyor.She is embarrassed to breastfeed in public.
Birkaç hafta içinde okula döneceğiz.We'll be back in school in a couple of weeks.
Keşke Tom beni halkın içinde öpmeseydi.I wish Tom hadn't kissed me in public.
Otobüs alevler içinde.The bus burst into flames.
Bir kahraman senin içinde yatıyor.A hero lies within you.
Tom açıkça bir belanın içindeydi.Tom was clearly in trouble.
Tom açıkça bir belanın içinde.Tom is clearly in trouble.
Sanırım yaklaşık 30 dakika içinde döneceğim.I think I'll be back in about 30 minutes.
Bir sonraki saat içinde onun olma olasılığı nedir?What is the likelihood of it happening within the next hour?
Küçük bir teraryum içinde bir tarantulam var ve onu hamamböceği ile besliyorum.I have a tarantula in a small terrarium, and I feed it cockroaches.
Tom toplum içinde saygındır.Tom is well respected in his community.
O şaşkınlık içinde baktı.She looked in amazement.
Bu mesaj beş saniye içinde kendini yok edecektir.This message will self-destruct in five seconds.
Tom adını bir çubukla kumun içinde yazdı.Tom wrote his name in the sand with a stick.
Sadece birkaç dakika içinde sana nedenini söyleyeceğim.I'm going to tell you why in just a few moments.
Gölgelerin içinde saklanmış yaratıklar vardı.There were creatures lurking in the shadows.
Aktif olarak direnişin içindeydi.He was active in the resistance.
Otobüs yaklaşık iki dakika içinde kalkıyor.The bus leaves in about two minutes.
Otobüs yaklaşık on üç dakika içinde gelecek.The bus will arrive in about thirteen minutes.
Tom berbat bir ruh hali içinde.Tom is in an awful mood.
Tom yaralı yarasayı karton kutu içinde evine geri taşıdı.Tom carried the injured bat back to his house in a cardboard box.
O yaklaşık iki hafta içinde.It's within about two weeks.
Tren beş dakika içinde kalkıyor.The train departs in five minutes.
Mary, arkadaşları onunla alay ettikleri için okuldan eve gözyaşları içinde geldi.Mary came home from school in tears because her friends had teased her.
Altı ay içinde Boston'da yeni bir iş bulmayı başaramazsam Şikago'ya döneceğim.If I fail to find a new job in Boston within 6 months, I will return to Chicago.
Güneş iki saat içinde batacak.The sun will set in two hours.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod