Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde olmak ile cümle

içinde olmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Onun öyle kötü sağlık içinde olmak zorunda olması üzücü bir durum.It is a pity that she should be in such poor health.
Ben acı içinde olmak istemiyorum.I don't want to be in pain.
Tom Mary ile kararlı bir ilişki içinde olmak istedi.Tom wanted to be in a committed relationship with Mary.
Endüstriyel eylemler de Kahire de içinde olmak üzere birçok şehirde çağrıldı.Industrial strikes were also called in many cities, including Cairo.
Herkes hareketin içinde olmak istiyor.Everyone wants in on the action.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Work: engaging in activities that are meaningful and satisfying.
İşte zaten önemli olan da buydu, o güçlü sevginin içinde olmak.And, 'cause that was the whole thing, to be in that love, it was so powerful.
Şimdi nin ve Mevcudiyetin içinde olmak.The present and the Presence.
Şimdiyse, grup içinde olmaktan bahsedelim.Let's talk now about being in groups.
Onlarla ilişki içinde olmak bile zevkli çünkü bu görsel.It's even fun to engage with them because it's visual.
Ve keder içinde, bunalım içinde olmak için, bir kişisel zihne ihtiyacın var.And to be in sorrow, to be depressed, you need a mind.
Sonunda bedenimin içinde olmaktı.It was finally being in my body.
Oysa ona gelmez. İnkar edenlerin duası, sapıklık içinde olmaktan başkası değildir.Not more than error are the prayers of infidels.
İşte uzak bir sapıklık (içinde olmak) budur.This is the farthest limit of going astray.
Şu halde 'güvenlik içinde olmak bakımından' iki taraftan hangisi daha hak sahibidir?(So) which of the two parties has more right to be in security?
İnkar edenlerin duası, sapıklık içinde olmaktan başkası değildir.The prayers of the unbelievers are a sheer waste.
Dil ölümü, lehçeler de içinde olmak üzere herhangi bir dil biçimini kapsayabilir.Language death can affect any language form, including dialects.
Onlarla oynamak video oyunu içinde olmak gibi.Então, é como se ele estivesse dentro de um jogo de Vídeo-game.
Inter maçı 6-0 kazanırken, Meazza üçü üç dakika içinde olmak üzere 4 gol attı.国际米兰以6-0取胜,梅阿查攻入四球,其中前三个都在开场3分钟内打进。
4 Haziran'a değin Kaliforniya'daki de içinde olmak üzere yapılan altı ön seçimden beşini kazandı.6월 4일 캘리포니아주 예비선거에서 승리를 거둔 것을 비롯해 5개 주에서 승리를 거두었다.
Endüstriyel eylemler de Kahire de içinde olmak üzere birçok şehirde çağrıldı.В много градове има индустриални стачки, сред които е и Кайро.
Onlarla oynamak video oyunu içinde olmak gibi.Hakkasid valmima videomängude kujul arkaadmängud.
AB, atık oluşumunu azaltma çabası içinde olmakla birlikte, bu konuda henüz başarı kaydedememektedir.De EU zet zich in om de productie van afval te verminderen, maar het resultaat blijft uit.
AB, atık oluşumunu azaltma çabası içinde olmakla birlikte, bu konuda henüz başarı kaydedememektedir.Die Abfallwirtschaft ist seit den 1970er Jahren ein Schwerpunkt der EU-Umweltpolitik.
AB, atık oluşumunu azaltma çabası içinde olmakla birlikte, bu konuda henüz başarı kaydedememektedir.EU har åtagit sig att minska uppkomsten av avfall, men arbetet har inte lyckats.
AB, atık oluşumunu azaltma çabası içinde olmakla birlikte, bu konuda henüz başarı kaydedememektedir.EÚsazaviazalakznižovaniuprodukcie odpadov, ale nedarí sa jej to.
AB, atık oluşumunu azaltma çabası içinde olmakla birlikte, bu konuda henüz başarı kaydedememektedir.EUsejezavezala,dabozmanjšalakoličinonastalihodpadkov,vendarpri tem ni uspešna.
AB, atık oluşumunu azaltma çabası içinde olmakla birlikte, bu konuda henüz başarı kaydedememektedir.EUsezavázalakesníženíprodukce odpadů, ale úspěch se zatím nedostavil.
AB, atık oluşumunu azaltma çabası içinde olmakla birlikte, bu konuda henüz başarı kaydedememektedir.L'UEs'estengagéeàréduirelaproduction de déchets, mais n'y parvient pas.
AB, atık oluşumunu azaltma çabası içinde olmakla birlikte, bu konuda henüz başarı kaydedememektedir.Podejście w kategoriach cyklu życia zostało niedawno wprowadzone jako podstawowa zasada gospodarki zasobami.
AB, atık oluşumunu azaltma çabası içinde olmakla birlikte, bu konuda henüz başarı kaydedememektedir.UE sa angajat să reducă generarea de deşeuri, dar nu a reuşit.
Ama fırsat kapısı, yenilikçilik ve yeni bir düşünce yapısı içinde olmaktan geçiyor.기회의 창은 혁신과 새로운 마음가짐에 있었습니다.
Ama fırsat kapısı, yenilikçilik ve yeni bir düşünce yapısı içinde olmaktan geçiyor.Lösningen var innovation och nytänkande-
Ama fırsat kapısı, yenilikçilik ve yeni bir düşünce yapısı içinde olmaktan geçiyor.אך אז נפתח חלון הזדמנויות לחדשנות וחשיבה שונה,
Ama fırsat kapısı, yenilikçilik ve yeni bir düşünce yapısı içinde olmaktan geçiyor.و لكن الفرصة تأتي من خلال الإبداع و العقلية الجديدة،
Ama fırsat kapısı, yenilikçilik ve yeni bir düşünce yapısı içinde olmaktan geçiyor.システムの回復力を強化し
Bu durumda bir laboratuar kabı içinde olmaktan farkın yok.Då är du precis som jag instängd i en gammal flaska.
Bu durumda bir laboratuar kabı içinde olmaktan farkın yok.Eso sería como estar encerrado en un frasco.
Bu durumda bir laboratuar kabı içinde olmaktan farkın yok.Nesse caso, não és diferente de quando estavas dentro do frasco.
Bu durumda bir laboratuar kabı içinde olmaktan farkın yok.Så er du præcis som mig indespærret i en gammel flaske.
Bu durumda bir laboratuar kabı içinde olmaktan farkın yok.Se è così, non sei diverso da un essere che vive in un'ampolla.
Bu durumda bir laboratuar kabı içinde olmaktan farkın yok.Siinä tapauksessa sinäkin olet suljettuna pulloon.
Bu durumda bir laboratuar kabı içinde olmaktan farkın yok.W takim razie, równie dobrze mógłbyś żyć w tej ciasnej kolbie.
Bu durumda bir laboratuar kabı içinde olmaktan farkın yok.Τότε δεν διαφέρει κάτι από το να είσαι μέσα σε ένα φλασκί! ΦΟΥΛΜΕΤΑΛ ΑΛΚΕΜΙΣΤ
Bu durumda bir laboratuar kabı içinde olmaktan farkın yok.Ведь это то же самое, что находиться в тесном сосуде. СТАЛЬНОЙ АЛХИМИК
Bu durumda kapalı bir şişe içinde olmaktan farksızsın.Då är du precis som jag instängd i ett gammalt provrör.
Bu durumda kapalı bir şişe içinde olmaktan farksızsın.Eso es parecido a estar dentro de este frasco.
Bu durumda kapalı bir şişe içinde olmaktan farksızsın.In tal caso, non sei diverso da chi vive in un'ampolla puzzolente.
Bu durumda kapalı bir şişe içinde olmaktan farksızsın.Nesse caso, não serás diferente estando dentro deste frasco.
Bu durumda kapalı bir şişe içinde olmaktan farksızsın.Så er du nøjagtig som mig i et indelukket glas.
Bu durumda kapalı bir şişe içinde olmaktan farksızsın.Siinä tapauksessa voisit yhtä hyvin elää pullossa.
Bu durumda kapalı bir şişe içinde olmaktan farksızsın.W takim razie równie dobrze mógłbyś siedzieć w tej kolbie.
Bu durumda kapalı bir şişe içinde olmaktan farksızsın.Είναι σαν να ζεις σε ένα στενόχωρο φλασκί.
Bu durumda kapalı bir şişe içinde olmaktan farksızsın.Это ведь то же самое, что сидеть в тесном сосуде.
Cumhuriyetçilerle işbirliği içinde olmak istiyorlar.Они хотят работать во взаимодействии.
Erkeklerin savaştığı bir dünyada değil şu anda içinde olmak zorunda olduğumuz gibi.-- Bukannya dunia di mana pria saling bertempur yang tampaknya kini menjadi dunia kita.
Erkeklerin savaştığı bir dünyada değil şu anda içinde olmak zorunda olduğumuz gibi.In ne v filmu, kjer se tipi pretepajo, kjer nekako moramo biti.
Erkeklerin savaştığı bir dünyada değil şu anda içinde olmak zorunda olduğumuz gibi.lumea în care suntem nevoiți să fim.
Herkes hareketin içinde olmak istiyor.Каждый хочет поучаствовать.
Herkes hareketin içinde olmak istiyor. (Gülüşmeler)Mọi người đều muốn gọi cho tôi mà (Tiếng cười)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod