Ve içeride, gün ışığı1本1本から中心に向かって
Ve içeride, gün ışığıCada cabelo é um fio ótico que leva a luz do dia
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.A l'intérieur, la lumière du jour -- chacune est optique et apporte la lumière dans le centre.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.All'interno, la luce naturale -- ogni capello è una fibra ottica e attira la luce verso il centro.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.A vnútri, denné svetlo -- každý z nich je optický a privádza svetlo do stredu.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.A w środku, światło dzienne -- każdy włos jest okiem i wprowadza światło do samego środka.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Còn bên trong, lúc ban ngày -- mỗi thanh thủy tinh có chức năng hứng sáng đưa vào trung tâm.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Dan di dalam, cahaya matahari -- masing-masing adalah optik yang membawa cahaya ke pusat.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.És bent, a nappali fény -- mindegyik egy-egy optika ami fényt hoz a középpontba.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Iar înăuntru, lumina zilei -- fiecare este un dispozitiv optic și aduce lumină în centru.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Und innen, das Tageslicht - jedes einzelne ist eine Optik und bringt Licht ins Zentrum.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Και στο εσωτερικό, το φως της ημέρας-- κάθε μία είναι μια οπτική ίνα και φέρνει φως στο κέντρο.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.А внутри, при дневном свете — каждое оптическое волокно несет свет в центр.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.А всередині, при денному світлі - кожне оптичне волокно несе світло в центр.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.А вътре, дневната светлина -- всеки един елемент е оптически и фокусира светлина в центъра.
Ve içeride, gün ışığı내부는, 햇살이 비칠때
Ve içeride, gün ışığıY, dentro, la luz del día
Ve içeride, gün ışığıובפנים, אור היום...
Ve içeride, gün ışığıوفي الداخل ، ضوء النهار --
Ve içeride hiç bir şey bulunmuyor; ünlü bir aktörün sesi yok;E, lá dentro, não há nada.
Ve içeride hiç bir şey bulunmuyor; ünlü bir aktörün sesi yok;내부는 텅 비어있습니다. 유명배우의 목소리도
Ve içeride hiç bir şey bulunmuyor; ünlü bir aktörün sesi yok;Und innen ist Nichts:
Ve içeride hiç bir şey bulunmuyor; ünlü bir aktörün sesi yok;ובפנים אין כלום. אין קול של איזשהו שחקן מפורסם,
Ve içeride hiç bir şey bulunmuyor; ünlü bir aktörün sesi yok;وليس هناك شيء في الداخل؛ ليس هناك صوت ممثل شهير؛
Ve içeride hiç bir şey bulunmuyor; ünlü bir aktörün sesi yok;有名人によるナレーションも 映写もテレビも
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkIl y a encore plein de choses - Voici une poisson aux yeux rougeoyant et qui palpitent.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkKar se dogaja v tem svetu -- tukaj vidimo ribo z žarečimi očmi, ki utripajo.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balık안에서 무슨 일이 일어나나 한번 볼까요. 안광이 점멸하는 물고기네요.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkA hodně z toho, co se děje uvnitř... zde je ryba se zářícím pulzujícími oky.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkA veľa z toho, čo sa odohráva vo vnútri... Tu je ryba so žiariacimi očami, pulzujúcimi očami.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkE molto di ciò che succede laggiù - qui c'è un pesce dagli occhi luminosi che pulsano.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkÉs rengeteg dolog, ami itt folyik -- itt egy hal, izzó szemekkel, villogó szemekkel.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkMucho de lo que sucede adentro -- este es un pez con los ojos encendidos, palpitantes.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkMuito do que acontece no interior... Este é um peixe com olhos luminosos, pulsantes.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkOch mycket av det som pågår på insidan - här är en fisk med lysande ögon, pulserande ögon.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkOg meget af det, der sker indeni -- her er en fisk med lysende øjne, pulserende øjne.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkSunt multe: iată un pește cu ochi lucitori, pulsatili.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkTuossa on kala hehkuvine, sykkivine silmineen.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkUnd viel von dem -- hier sehen Sie einen Fisch mit leuchtenden, pulsierenden Augen.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkVà rất nhiều trong số đó xảy ra ở bên trong -- đây là một con cá với đôi mắt nhấp nháy rực rỡ.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkVeel van wat er binnen gebeurt -- hier is een vis met gloeiende, kloppende ogen.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkWiele z tego co się dzieje wewnątrz... Tu ryba z jarzącymi się, pulsującymi oczami.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkΠολλά απ' αυτά που συμβαίνουν στο εσωτερικό... υπάρχει ένα ψάρι με λαμπερά, παλλόμενα μάτια.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkБагато-що відбувається у товщі моря ... ось риба із палаючими, пульсуючими очима.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkИ много из того, что происходит внутри — вот рыба с сияющими глазами, пульсирующими глазами.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkМного от случващото се отвътре -- ето риба с горящи, пулсиращи очи.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkוהרבה ממה שקורה בפנים-- הנה דג עם עיניים זורחות ופועמות.
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkو الكثير مما يجري في الداخل -ـ هنا سمكة عيونها متوهجة، عيون نابضة
Ve olanların çoğu içeride -- işte parlayan gözlü, titreşen gözlü bir balıkこれは光を発し、脈打つ目を持った魚です 天敵に催眠をかけるための色もあります
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.E magari di poter usare, al posto del rilevatore, la fotocamera interna.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.E não apenas integrar um detetor de fotos aqui, mas talvez usar a câmara integrada.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.És nemcsak fénykép detektort építünk majd be, hanem a kamerát is tudjuk majd használni.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.I nie tylko zintegrować z nimi fotodetektor, ale może i użyć aparatu w środku.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.In ne samo vgradili detektor svetlobe, morda celo uporabili vgrajeno kamero.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.여기 광겁출기를 병합하는것 뿐만이 아니라 어쩌면 내부에 카메라를 이용할 수 있을 수도 있습니다.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.Možná ne pouze umístit světelný senzor, ale použít také vestavěnou kameru.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.Niet alleen een fotodetector integreren, maar misschien gebruik maken van de camera erin.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.Nu numai să integrăm un detector foto, dar poate să folosim camera.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.Og ikke kun at integrere en billeddetektor her, men måske bruge kameraet.
Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.Tidak hanya mengintegrasikan detektor foto di sini, tapi mungkin menggunakan kamera di dalamnya.