Bize gerçekten içeride ne olup bittiğni söylüyorlar.Realmente nos muestran qué está sucediendo.
Bize gerçekten içeride ne olup bittiğni söylüyorlar.Sie erzählen uns wirklich, was hier vor sich geht.
Bize gerçekten içeride ne olup bittiğni söylüyorlar.Ze vertellen echt wat er daar aan de hand is.
Bize gerçekten içeride ne olup bittiğni söylüyorlar.Μας λένε τι συμβαίνει πραγματικά.
Bize gerçekten içeride ne olup bittiğni söylüyorlar.Они действительно говорят нам, что происходит в организме.
Bize gerçekten içeride ne olup bittiğni söylüyorlar.Те наистина ни казват какво става там.
Bize gerçekten içeride ne olup bittiğni söylüyorlar.הם באמת מספרים לנו את מה שמתרחש בפועל.
Bize gerçekten içeride ne olup bittiğni söylüyorlar.تخبرنا البروتينات فعلا ماذا يحدث هناك.
Bize gerçekten içeride ne olup bittiğni söylüyorlar.ですからこの画像は
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.A kreativitásunk kívülről jön, nem belülről.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.A nossa criatividade vem de fora, não de dentro.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Creativitatea noastră vine dinafară, nu dinăuntru.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.창조성은 외부로부터 생기지 안에서 생겨나는게 아닙니다.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.La nostra creatività viene dall'esterno, non dall'interno
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Naša kreativita pochádza zvonku, nie zvnútra.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Naše kreativita pochází z nedostatku, ne zevnitř.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Nasza kreatywność pochodzi z zewnątrz, nie z wnętrza.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Notre créativité vient de l'extérieur, pas de l'intérieur.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Nuestra creatividad viene de afuera, no de adentro.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Onze creativiteit komt van buiten, niet van binnen.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Sự sáng tạo của ta đến từ sự thiếu thốn, chứ không phải sự có sẵn.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Unsere Kreativität kommt von außen, nicht von innen.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Vores kreativitet kommer fra omverdenen, ikke fra vores indre.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Наше творчество появляется извне, не изнутри.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.Творчеството ни идва от вън, не отвътре.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.היצירתיות שלנו מגיעה מבחוץ ולא מבפנים.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.قدرتنا على الإبداع تأتي من الخارج، لا من الداخل.
Bizim yaratıcılığımız dışarıdan gelir, içeriden değil.みんながお互いに 依存し合っています
Bu bir tür "içeriden" sorunu var.Pues es una especie de problema de "trabajo interno".
Bu bir tür "içeriden" sorunu var.Είναι ένα είδος "εργασία εσωτερικών" πρόβλημα.
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.Asta proiecta imaginea din exterior pe pereții din interior.
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.Ça projetait l'image externe sur la paroi à l'intérieur.
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.Dzięki temu obraz odbija się na wewnętrznej ścianie.
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.안쪽의 벽에 바깥 영상을 비춰주었습니다.
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.Proyecta la imagen exterior en la pared interior.
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.Questo avrebbe proiettato l'immagine esterna sulla parete interna.
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.Так изображение того, что снаружи, проецируется на стенку внутри.
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.זה הקרין את המראה מבחוץ על הדופן הפנימית.
Bu, dışarıdaki görüntüyü, içerideki duvara yansıtacaktı.وهذا يمكنه من عرض الصورة خارجًا إلى الحائط بالداخل.
Bu gerçekten çok güzel. İçeride bir rock grubu vardı.실제로 보면 매우 아름답습니다. 락 밴드가 와 있었죠.
Bu gerçekten çok güzel. İçeride bir rock grubu vardı.Tutaj kapela rockowa.
Bu gerçekten çok güzel. İçeride bir rock grubu vardı.זה יפה למעשה. הייתה להקת רוק.
Bu gerçekten çok güzel. İçeride bir rock grubu vardı.كان رائعاً. كان هناك فرقة موسيقى روك.
Bu gerçekten çok güzel. İçeride bir rock grubu vardı.外から音響をチェックしてみました
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Am crescut cu o mamă care m-a învăţat asta zi şi noapte.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Cresci com uma mãe que me ensinou isto no dia a dia.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Édesanyám ezt minden nap elmondta nekem gyerekkoromban.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Ich wuchs mit einer Mutter auf, die mich das Tag für Tag lehrte.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Ik ben opgegroeid met een moeder die mij dat dag in dag uit vertelde.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.J'ai grandi avec une mère qui me l'apprenait jour après jour.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.제가 성장하면서 어머니는 이 교훈을 매일 가르치셨지만.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Mẹ tôi đã dạy tôi như thế ngày ngày.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Mi madre me enseñó esto día tras día.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Saya dibesarkan oleh ibu yang mengajari saya hal ini terus-menerus.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Sono cresciuta con una mamma che me l'ha insegnato giorno dopo giorno.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Vartuin äidin kanssa, joka opetti minulle tätä päivät päästään.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Vyrastala som s mamou, ktorá ma toto učila dňom i nocou.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Vyrůstala jsem s mámou, která mi to říkala dnem i nocí.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Μεγάλωσα με μια μαμά που μου το δίδασκε αυτό κάθε μέρα.
Bu gün içeride ve bu gün dışarıdasın diyen bir anne ile büyüdüm.Израснах с майка, която ме учеше това всеки божи ден.