Ana içeriğe geç
Sözlük

içeri ile cümle

içeri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu saydam sıvı zehir içerir.This transparent liquid contains poison.
Bu yıllar içerisinde ölümsüz şiirler yazdı.During these years he wrote immortal poems.
Bu sözlük yaklaşık 40.000 madde başı sözcük içeriyor.This dictionary contains about 40,000 headwords.
Bu makale, kelime hazinesini artırmak isteyenler için öneriler içerir.This article contains tips for those who are eager to increase their vocabulary.
Salon 5.000 kişi içerir.The hall contains 5,000 people.
Vitamin hapı bol besin içerir.The vitamin pill contains abundant nutrition.
Bu bira yüksek oranda alkol içerir.This beer contains a high proportion of alcohol.
Bu broşür, gerekli bilgiyi içerir.This leaflet contains necessary information.
Carol içeri yürüdüğünde hizmetçi zaten odayı temizlemişti.The maid had already cleaned the room when Carol walked in.
Perdeleri aç ve güneş ışığı içeri girsin.Open the curtains and let the sunshine in.
Perdeler kapalı olduğu için içeriyi göremiyorum.I can't see in because the curtains are closed.
Portakalların yüksek vitamin içeriği vardır.Oranges have a high vitamin content.
Portakallar bol miktarda C vitamini içerir.Oranges contain a lot of vitamin C.
Bir fincan çay için içeri gelmez misin?Won't you come in for a cup of tea?
Kuzenlerim birkaç gün içerisinde geliyorlar.My cousins are coming in a few days.
Allah aşkına içeri nasıl girdin?How on earth did you get it?
Kase çok çeşitli şeker içeriyor.The bowl contains many kinds of candy.
Raporunuz çok fazla hata içeriyor.Your paper contains too many mistakes.
On dakika içerisinde işim bitecek.I will be free in ten minutes.
Tüm bu parayı üç ay içerisinde harcamış olacağım.I will have spent all this money in three months.
Lütfen bugünden itibaren iki hafta içerisinde tekrar gel.Please come again two weeks from today.
Seni yirmi dakika içerisinde geri arayabilir miyim?Can I call you back in twenty minutes?
Bir saat içerisinde gideceğiz.We will leave in an hour.
Ben yaklaşık bir saat içerisinde döneceğim.I'll be back in an hour or so.
18 yaşın altındaki çocuklar içeri alınmazlar.Children under 18 are not admitted.
O, on dakika içerisinde gelecek.He'll be along in ten minutes.
Sorumlu memur içeri girmeme izin verdi.The official in charge let me in.
Polis bir adamın gizlice içeri girdiğini fark etti.The policeman noticed a man sneak in.
Bakarken, onun içeri geldiğini gördüm.Looking up, I saw him come in.
Kelimelerin anlamı içeriğe göre değişir.The meaning of words can change according to their context.
Kapıyı aç ve köpeği içeri al.Open the door and let in the dog.
Okul müdürü, öğretmenden sonra içeri geldi.The principal came in after the teacher.
Şu anda kapıdaki içeri gelen kız her zaman geç kalıyor.The girl coming in at the door now is always late.
Bunun bizim yirmi yıl içerisinde yaşadığımız en soğuk kış olduğunu duydum.This is the coldest winter we have had in twenty years, I hear.
Bu, otuz yıl içerisinde yaşadığımız en soğuk kıştır.This is the coldest winter that we have had in thirty years.
Çocuklar içeri giremez.Children are not allowed in.
Kedi yavrusu içeri girmek istedi.The kitten wanted in.
Ben içeri girdiğimde, Kuniko çoktan yemişti.Kuniko had already eaten when I came in.
O, akşam 9.00'da içeri girdi.She got in at 9 p.m.
Biz genellikle bir öğünden sonra çay içeriz.We generally drink tea after a meal.
Bir yemekten sonra, biz genellikle çay içeriz.We generally drink tea after a meal.
Hayatımızı kaybetme tehlikesi içerisindeydik.We were in danger of losing our lives.
Kedi ve köpeğim birbiriyle uyum içerisinde yaşıyor.My dog and cat live in harmony with each other.
Ben sabahleyin her zaman iki fincan kahve içerim.I always have two cups of coffee in the morning.
Ben sigara içerim.I smoke cigarettes.
Ben sigaralar içerim.I smoke cigarettes.
Sorunu büyümeden halletmeyi zaman içerisinde öğreneceksiniz.You'll learn in time that a stitch in time saves nine.
Kız kardeşim yüzme için içeriye girerken ben tenis için içeriye girerim.I go in for tennis while my sister goes in for swimming.
Çayı sevmiyorum, bu yüzden kahvaltı için genellikle kahve içerim.I do not like tea, so I generally drink coffee for breakfast.
Sen içeri girdiğinde ayrılmak üzereydim.I was about to leave when you came in.
Ben bazen ofisimden kaçarım ve bir fincan kahve içerim.I sometimes escape from my office and have a cup of coffee.
Ne sigara ne de içki içerim.I neither smoke nor drink.
Birkaç yıl içerisinde Japonyayı tekrar ziyaret edeceğim.I'll be visiting Japan again in a few years.
Ben içeri giremedim.I couldn't get in.
Kediyi içeri aldım.I let in the cat.
Ona içeri gelmesini fısıldadım.I whispered to him to come in.
Cesaretimi topladım ve içeriye yürüdüm.I summoned up my courage, and walked inside.
Ona içeride olmadığımı söyle.Tell him I'm not in.
Lütfen içeri girmeme izin verin.Let me in, please.
Otomatik kapı açıldı ve Tom içeri girdi.The automatic doors opened and Tom got in.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod