Tom çok fazla bira içer.Tom drinks too much beer.
Tom genellikle kırmızı şarap içer.Tom usually drinks red wine.
Tom kendini arka kapıdan içeriye aldı.Tom let himself in through the back door.
Tom evinin içerisinde kim olduğunu biliyordu.Tom knew who was inside his house.
İçeriye gelebilir miyim?Can I come inside?
Tom sadece su içer.Tom only drinks water.
Ben su içerim.I drink water.
Kahve içer.He drinks coffee.
O, kahve içer.He drinks coffee.
Tom kesinlikle çok içer.Tom sure drinks a lot.
Ben içeride kaldım.I stayed inside.
Şişe su içerir.The bottle contains water.
İçerideki nedir?What's inside?
Bugün bütün gün içeride kaldım.I stayed inside all day today.
Tom içeri girmem için işaret etti.Tom beckoned me to come in.
Biz evde çok bira içeriz.We drink a lot of beer at home.
Kate her gün bir sürü süt içer.Kate drinks lots of milk every day.
Kate her gün çok süt içer.Kate drinks lots of milk every day.
Tom çay içer mi?Does Tom drink tea?
Bildiriler yanlış bilgi içeriyordu.The papers contained false information.
Belgeler yanlış bilgi içeriyordu.The papers contained false information.
Geri dönüştürülmüş malzeme içeriyor mu?Does it contain recycled material?
Tom'u görmen için senin içeri girmene izin verdiler mi?Did they let you in to see Tom?
Tom içeriye bir göz atmalı.Tom should take a look inside.
Bütün yatırımlar risk içerir.All investments involve risk.
Tom röportaj için içeri girdi.Tom came in for an interview.
İşte o vakit Tom içeri girdi.It was then that Tom came in.
Bu kitabın içerikleri zayıf sinirli insanlar için uygun değildir.The contents of this book are not suitable for people with weak nerves.
Şimdi içeride kalıyorum.I just stay inside now.
Ne içersin, Tom?What'll you drink, Tom?
Zaten içerideyiz.We're already inside.
Seni kim içeri getirdi?Who brought you in?
Salata esrar içeriyordu ve sonra yeni işini sevdiğini fark etti.The salad contained marijuana and then he realized he loved his new job.
Bu düğme bir kamera ve mikrofon içerir.This button contains a camera and microphone.
Bu ekmek benim için fazla gluten içeriyor.This bread contains too much gluten for me.
Muzlar potasyum içeriğinden dolayı az miktarda radyoaktiftirler.Bananas are slightly radioactive due to their potassium content.
İçeri gir ve babana yardım et.Go inside and help your father.
İçeri gir ve annene yardım et.Go inside and help your mother.
İçeri gir ve kız kardeşine yardım et.Go inside and help your sister.
Eğer onu içersen ne olacağını biliyor musun?Do you know what would happen if you drank that?
Onu içersen ne olacağının farkında mısın?Do you realize what would happen if you drank that?
İçeri gelin. Başlamak üzereyiz.Come on in. We're just about to get started.
Neden onu içeriye davet etmedin?Why didn't you invite him in?
Rüşvet içermeyen bir seçenek olduğuna eminim.I'm sure there's an option that doesn't involve a bribe.
Lütfen içeri girin, efendim.Please come in, Sir.
"Jamal'i görmeye geldim." "İçeri gel.""I've come to see Jamal." "Come in."
Tom'un içeri girmesine izin veriyorum.I let Tom in.
İçeri koştum.I ran inside.
O içerideyse patronunu görmeye geldim.I've come to see your boss if he's in.
O senin içeri girmene izin verdi mi?Did she let you in?
Ben içeride bekliyor olacağım.I'll be waiting inside.
Fadıl içeride değil.Fadil isn't in.
Tom sana içeri girmen için izin veren kişi miydi?Was Tom the one who let you in?
Ben şarap içerim.I drink wine.
Tom içeri girmemi istedi.Tom asked me to come inside.
Ben çok içerim.I drink a lot.
Hava gittikçe kararıyor. İçeri geri gel.It’s getting dark. Come back inside.
Hava gittikçe kararıyor. İçeriye dön.It’s getting dark. Come back inside.
Tom pencereden içeri girdi.Tom came in through the window.
Sabahleyin işe gitmeden önce genellikle kahve içerim.I usually drink coffee in the morning before going to work.