İyi haber içeriye ücretsiz girebileceğimiz.The good news is that we can get in free.
Siz nasıl içeri girdiniz?How did you guys get in?
Tom bir market çantası taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying a grocery bag.
Tom bir kitap yığını taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying a stack of books.
Kulübe gitmeden önce evde önceden içelim, çünkü biraz para tasarruf etmek istiyorum.Let's predrink at home before going to the club, because I would like to save some money.
Tom sadece kapıdan içeriye girdi.Tom just walked in the door.
Tom daha yeni kapıdan içeri girdi.Tom just walked in the door.
Şimdi ihtiyacımız olan şey içecek bir şey.What we need now is something to drink.
Şimdi ihtiyacımız olan şey içecek sıcak bir şey.What we need now is something hot to drink.
Tom içeri geldi ve Mary'ye bir zarf uzattı.Tom came in and handed Mary an envelope.
Ürün eser miktarda fındık ve gluten içerebilir.The product may contain trace amounts of nuts and gluten.
Tom kapıyı açtı ve içeri baktı.Tom opened the door and looked in.
Tom içeri girmesine izin vermem için bana yalvardı.Tom begged me to let him in.
Onlar içeriye giremezler.They can't get in.
Tom hâlâ içeriye girmeye çalışıyor.Tom is still trying to get in.
Tom bizi içeri almadı.Tom refused to let us come in.
Tom kedinin içeri girmesine izin verdi.Tom let the cat in.
Kapı açıldı ve Tom içeri geldi.The door opened and Tom came in.
Tom ön kapıyı açıp içeri girdi.Tom opened the front door and came in.
İçeride beklemelisin.You should wait inside.
Tom kapıyı açtı ve içeriye adım attı.Tom opened the door and stepped inside.
Tom gizlice içeriye baktı.Tom peeked inside.
Tom içeri gitmiş olmalı.Tom must've gone inside.
Gardiyanlar içeri girmemizi engelledi.The guards kept us from getting inside.
Tom çok içe dönük.Tom is very introverted.
Tom oldukça içe dönük.Tom is quite introverted.
Tom içe dönük değil.Tom isn't introverted.
Tom içeri girdi ve Mary'ye bir mesaj verdi.Tom came in and handed a message to Mary.
Eğer annenle evli olsan çok içki içersin.You would drink too, if you were married to your mother.
Tom üç günlük zaman içerisinde gidiyor.Tom is leaving in three days time.
Affedersiniz. İçeri girmenize izin veremem.I'm sorry. I can't let you in.
Tom içki içerken çok sağı solu belli olmaz.Tom's very unpredictable when he's been drinking.
Tom onun içeri girmesine izin vermediğini söyledi.Tom said you wouldn't let him in.
İçeriye geri dönelim.Let's get back inside.
Tom ne sigara ne de içki içer.Tom neither smokes nor drinks.
Tom bir daha içemeyeceğine söz verdi.Tom promised not to drink anymore.
Tom kapıyı açtı ve içeriye girdi.Tom unlocked the door and went inside.
İçeriye girdiğimde Tom burada değildi.Tom wasn't here when I came in.
Tom kapı aralığından içeriye doğru yürüdü.Tom stepped through the doorway.
Absinthe, tanrıların içeceğidir.Absinthe is the beverage of gods.
Buradan çıkmak için tek yol içeri girdiğimiz aynı yoldur.The only way out of here is the same way we came in.
Sadece hayvansal ürünler kolesterol içerir.Only animal products contain cholesterol.
Masai insanları, süt ve sığır kanının bir karışımını içerler.The Masai people drink a mixture of milk and cattle blood.
Neden kendine içecek bir şey almıyorsun?Why don't you get yourself something to drink?
Tom sadece içeri girdi.Tom just walked in.
Yağmurdan dolayı pikniğimizi içeride yedik.Because of the rain, we had to eat our picnic inside.
Hadi gel içeri. Paranı al ve çıktıktan sonra kapının kapandığından emin ol.Come on in. Take your money and make sure the door is closed after you've left.
Sadece su içer.He drinks only water.
Bütün gece yiyip içecek misin?Will you be eating and drinking all night?
Yatmadan önce bir bardak süt içeceğim.I'm going to drink a glass of milk before I go to bed.
Emilia içeri geliyor.Emilia comes in.
Emilia içeri giriyor.Emilia comes in.
Onu içeriye sokmamak için, ihtiyati tedbirler almak zorunda kaldım.I would have to take precautionary steps to keep him out.
Lütfen içeri girmeden önce ayakkabılarını çıkar.Please take off your shoes before coming inside.
Tom çok süt içer.Tom drinks a lot of milk.
Tom içecek çok şey aldı.Tom has had a lot to drink.
Kapı açıldı ve Tom içeri girdi.The door opened and Tom walked in.
Sadece bu çiçekleri biraz su içerisine koyacağım.I'm just going to put these flowers in some water.
Tom'un içeri girmesini ister misin?Would you ask Tom to come in?
Tom alkolsüz içecekleri sever.Tom likes soft drinks.