İçeride başka bir yol bulmalıyız.We have to find another way in.
İçeriye geri gitmek zorundayız.We have to go back in.
İçeri birlikte girdik.We came in together.
İçeriye girmeniz gerektiğini düşünüyoruz.We think you should come in.
İçeriye girsek iyi olur.We'd better go back in.
İçeriye girmeliyiz.We need to go back in.
İçeriye girmemiz gerekiyor.We need to go back in.
İçeri girdiğini gördük.We saw you come in.
Tom büyük bir bavul taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying a big suitcase.
Bütün sözlükler hata içerir.All dictionaries contain errors.
Maden suyunu buz küpleriyle içer misin?Do you drink mineral water with ice cubes?
Viski içer misin?Do you drink whiskey?
Bir saniye içeri girebilir miyim?Can I come in a second?
Bir bardak su içebilir miyim?Can I have a drink of water?
Ben seni içeride görebilir miyim, lütfen?Can I see you inside, please?
Şimdi bir içki daha içebilir miyim?Can I have another drink now?
Tom'un içeri gelmesini rica eder misin?Can you ask Tom to come on in?
Tom'a içeri girmesini rica edebilir misin?Can you ask Tom to come in?
Herhangi birine içecek bir şey alabilir miyim?Can I get anybody something to drink?
Sana içecek bir şey önerebilir miyim?Can I offer you anything to drink?
İçeri girmem gerekiyor.I've got to come in.
İçeri girmeliyim.I've got to come in.
İçeri girmek zorundayım.I've got to come in.
İçeri girsen iyi olur.You'd better come in.
İçeriye geri geliyor musun?Are you coming back in?
İçeri gireyim.Let me come in.
İçeri girmemize izin ver.Let us in.
Bana bir içecek!Pour me a drink.
İçeri girmiyor musun?Aren't you going in?
İçeri girmen gerekiyor.You have to go inside.
İçeri girmen lazım.You have to go inside.
İçeri girmelisin.You have to go inside.
İçeri girmek zorundasın.You have to go inside.
İçeriye geri gelebilirsin.You can come back in.
İçeriye geri gel.Come back inside.
İçeri giriyor musun?Are you just getting in?
İstemiyorsan içeri girmek zorunda değilsin.You don't have to go in if you don't want to.
İçeri girebilirsin.You might as well come in.
İçeri girmene gerek yok.You don't need to come in.
İçeriye geri dönsen iyi olur.You'd better get back inside.
İçecek çok şeyin vardı.You've had too much to drink.
30 dakika içerisinde beni göreceksin.You'll see me in 30 minutes.
İçeriye girmek zorunda değilsin.You don't have to go inside.
İçeriye girmene gerek yok.You don't have to go inside.
Avrupalılar yılda ortalama 12.5 litre saf alkol içerler.Europeans drink, on average, 12.5 liters of pure alcohol per year.
Bu birayı içelim.Let's drink this beer.
Tom ılımlı içicidir ama babası bir balık gibi içer.Tom's a moderate drinker, but his father drinks like a fish.
Ben sık sık çay içerim.I often drink tea.
Ben de çay içerim.I drink tea, too.
O içeri geliyor.She comes in.
Biraz kahve içer misin?How about getting some coffee?
Biraz kahve içelim mi?How about getting some coffee?
Tom kahveyi genellikle şekersiz içer.Tom usually drinks coffee without sugar.
Kapı açıldı ve bir adam içeri girdi.The door opened and a man walked in.
İçeri girmeye çalışalım.Let's try and get in.
Bir bira daha içelim?Let's have another beer.
İçeri geçelim, orası sıcak.Let's go back inside where it's warm.
Onun için içelim.Let's drink to that.
Ona içelim.Let's drink to that.
Ben her gün 1.7 litre su içerim.I drink 1.7 liters of water each day.