Sigara içmek kötü bir alışkanlık.Smoking is a bad habit.
Aşırı sigara içmekten sakının.Avoid smoking excessively.
Sigara içmek sağlığına zararlıdır.Smoking is harmful to your health.
Çok fazla sigara içtiğim için boğazım ağrıyor.I have a sore throat because of too much smoking.
Konuşmaya hazırlanmak için çok az zamanım vardı.I had little time to prepare the speech.
Yardımınız için size çok minnettarım.I am very grateful to you for your help.
Bahçecilik birkaç yıl için popüler olmuştur.Gardening has been popular for some years.
Maruyama nehri Kinosaki'nin içinden akar.The Maruyama river flows through Kinosaki.
Güçlü yen firmamız için avantajlıydı.The strong yen was advantageous to our company.
Güçlü yen şirket için ölümcül bir darbeydi.The strong yen was a fatal blow to the company.
Yen için tam döviz kurunu bilmek istiyorum.I'd like to know the exact exchange rate for yen.
İstasyon yürümek için çok uzak, bu nedenle bir otobüse binelim.It's too far to walk to the station, so let's take a bus.
Sadece treni az önce gitmiş bulmak için istasyona gittim.I got to the station only to find that the train had just left.
İstasyon buradan yakın. Tren için zamanında olacaksın.The station is near here. You'll be in time for the train.
Bizi istasyona götürmesi için bir taksiye ihtiyacımız vardı.We needed a taxi to take us to the station.
İstasyona gitmek için hangi otobüse bineceğimi lütfen bana söyleyin.Please tell me which bus to take to get to the station.
Onlar İngiltere'de çok çay içerler.They drink a good deal of tea in England.
İngilizce konuştuğunda tonlama için daha fazla dikkat et.Pay more attention to intonation when you speak English.
İngilizce konuşmak benim için zordur.Speaking English is very difficult for me.
İngilizce öğrenmek için Amerika'da yaşamaktan daha iyi bir yol olduğunu sanmıyorum.I don't think that there is any better way to learn English than by living in America.
İngilizceyi çok seviyorum ama bazen benim için çok zor.I like English so much, but sometimes it is very difficult for me.
İngilizce bizim için kolay değildir.English is not easy for us.
İngilizce benim için kolay değil.English is not easy for me.
İngilizce, anlamam için çok zor.English is too difficult for me to understand.
"Niçin çok İngilizce çalışıyorsun?""İngilizce öğretmeni olmak için.""Why are you studying English so hard?" "To be an English teacher."
İngilizce yazıldığı için bu kitabı okumam kolay.Written in English, this book is easy for me to read.
İngilizce dilinde birçok kelime telaffuz edilmeyen harfleri içerir.In the English language many words contain letters which are not pronounced.
Yüzmek için yeterince sıcak.It's warm enough to swim.
Yüzmek için hava çok soğuk.It's much too cold to swim.
Yüzme benim için eğlenceli.Swimming is fun for me.
Yüzmeye gitmek için hava yeterince sıcak mı?Is it hot enough to go swimming?
İyi beslenme bir bebeğin büyümesi için hayati önem taşımaktadır.Good nutrition is vital for an infant's growth.
O sadece besleyici olduğu için onu yiyemezsin.You can't eat it just because it is nutritious.
Sinemada sigara içmeye izin verilmez.Smoking is not permitted in the cinema.
İş faaliyetlerimizi güçlendirmemiz için bunu yeniden organize etmeliyiz.We need to reorganize it in order to strengthen our business activities.
Ne mutlu ki, faturayı ödemek için yeterli parası vardı.Luckily he had enough money to pay the bill.
Egzersiz, bir köpek için hayatidir.Exercise is vital for a dog.
Egzersiz sağlığınız için iyidir.Exercise is good for your health.
Egzersizin iyi sağlık için bir anahtar olduğunu unutma eğilimindeyiz.We tend to forget that exercise is a key to good health.
Sürücü belgesi için fotoğraf çektirdin mi?Did you have your photograph taken for the driver's license?
Ehliyetinin olması bu iş için bir avantaj.Having a driver's license is an advantage for this job.
Bir sürücü, arabanın içinde uyuyordu.A driver was sleeping in the car.
Şoförler kaza için kimin suçlanacağını tartışmaya başladı.The drivers began arguing about who was to blame for the accident.
Sürücü dikkatsiz olduğu için araba çarptı.The car crashed because the driver was careless.
Yalan söylediğim için beni affet,lütfen.Please forgive me for telling a lie.
Yağmurda dışarıya çıktığı için soğuk aldı.He caught a chill because he went out in the rain.
Muhtemelen yağmur yağacağı için onu yüzmeye gitmekten vazgeçirdim.I discouraged him from going swimming as it was likely to rain.
Yağmur yağmadan önce çamaşırı içeri alacağım.I'll take in the washing before it rains.
Biz yağmur için dua ettik.We prayed for rain.
Yağmur yağmaya başladığında, o, oğlunun çamaşırı içeriye almasını söyledi.When it began to rain, she told her son to take in the washing.
Yağmur yağdığı için evde kalsan iyi olur.Seeing that it is raining, you had better stay home.
Yağmur yağdığı için hava bu akşam daha erken kararacak.It will get dark earlier this evening, as it is raining.
Yağmur yağdığı için evde kaldım.I stayed indoors because it rained.
Yağmur yağdığı için bir taksiye bindim.Since it was raining, I took a taxi.
Yağmur yağdığı için Catherine içerde kaldı.Catherine stayed indoors because it was raining.
Yağmur yağdığı için maç iptal edildi.The game was called off because it rained.
Yağmur yağdığı için evde kaldık.Since it was raining, we stayed at home.
Yağmur yağdığı için çok az sayıda kişi deniz kenarındaydı.Few were at the seaside because it was raining.
Yağmur yağdığı için pikniğe gitmedik.Since it rained, we did not go on a picnic.
Yağmur yağdığı için gitmedim.Since it rained, I did not go.